- Kategori
- Siyaset
Her tercih bir vazgeçiştir
Doğrusunu isterseniz her seçim sonuçta birçok seçenekten birini tercih edip diğerlerini geride bırakmaktır ya da başlıktaki söylemle söylersek vazgeçmektir.
Sadece ülke olarak yaptığımız seçimlerde değil, kişisel seçimlerimizde de benzer sorunları yaşamaktayız.
Elbette burada seçim yapanın tercihi de önemli de ama burada aslolan bu tercihin ne oranda bilinçli yapılıp yapılmadığıdır…
Yoksa insan bir şekilde seçimde bulunabiliyor.
Bunda çok bilinçli bir tavır sergilenebileceği gibi, ya ondadır ya bunda türünden tercihte de bulunulabilir.
Dedim ya aslolan bu tercihin ne oranda bilinçli yapılıp yapılmadığıdır.
Yoksa seçeneklerin arasından birçok şekilde tercihte bulunulabilir.
Aslına bakarsanız bu seçimde seçmenin işi de kolay değildi. Hani genellikle çoktan seçmeli sınavlarda birbirine yakın yanıtlar yani çeldiriciler çok olduğunda aralarından seçim yapmak nasıl zorsa bu seçimde de tercih yapmak işte o kadar zordu.
Genel olarak partilerimize biraz göz attığımızda bunu ister program alarak anlayın, isterse seçilen insanların meslekleri açısından değerlendirin, göreceğiniz manzara birbirinden çok da farklı olmayacaktır…
Çünkü;
Partilerimizin neredeyse tamamı, ülkemizin içinde bulunduğu durumu tahlil etmekten çok uzaktır. Hiçbir partimiz çok büyük miktarlara varan dış ve iç borcun nasıl ödeneceği konusunda bir şey söylememiştir.
Partilerimizin hemen hepsi sadaka aylığında uzlaştıklarından olsa gerek rekabet sadece ufak küsuratlardan kaynaklanmaktadır.
Peki,
Bu kadar dış ve iç borç nasıl ödenecek?
Ülke bunları ödeyebilmek için nasıl birikim yapacak?
Nasıl kalkınacak?
Bunlar konusunda en küçük bir söz asla duyulmadı.
Peki, duyulabilir mi?
Gerçeği isterseniz haliyle çok zor görülüyor.
Şimdi bakın; bu partilerimizin tamamı ki ben burada sadece büyük partileri kastediyorum…
Hemen hepsi ABD ile stratejik işbirliğinden yana ve neredeyse hepsi Libya’da ABD’ye destek vermek için uzlaştı.
Suriye konusunda da…
Hatta Irak konusunda bile çok farklı düşüncelerini dile getirenine rastlamadık…
Yani tamamı BOP projesinde, ABD’ nin destekçisi konumundadır…
Şimdi gelelim ekonomiye…
İçlerinden bir tanesi bile milli bir duruş sergileyip, gümrük birliğinden çıkıp, limanları geri alacağız, haberleşmemizi tekrar milli hale getireceğiz, yabancı bankaları kısıtlayacağız…
Yabancı şirketlere vergi muafiyeti değil, vergi koyacağız. Birçok ülke gibi korumacılık uygulayıp, ürettiklerimizi başka ülkelerden almayacağız…
Ulaşımda demiryollarını ve deniz yollarını geliştireceğiz. Kapanan şeker ve tekel fabrikalarını geri alacağız diyebildi mi?
Diyebilir mi?
Şimdi soruyorum ülkemizde sanayinin özelleştirilmesini, ülke kaynaklarının tamamının elden çıkarılmasını, dahası…
Tarımda üretimin kısıtlanmasını, AB ülkelerinden ithalatın önünün açılmasını kim istiyor?
Peki, AB’ye girmeyi hedeflerinin başına koyan partiler buna karşı durabilir mi?
Dedim ya her tercih bir vazgeçiştir. Ya milli olacaksınız ya da küresel pazar.
Ortası yok…
16–06–2011
Nusret KEBAPÇI