Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ocak '07

 
Kategori
Aşk - Evlilik
 

Her zaman... Her yerde...

Her zaman... Her yerde...
 

Felix diyor ki: "Herhalde bilmezsin, ama biz yaşlı erkeklerle yaşlı kadınlar hayatımızın sonuna kadar sevmeyi sürdürürüz....Kimileri hayatın son demlerinde ortaya çıkan bu duyguları alaya alırlar, onlara gülünç ve acaip gelir, ama benim için gençlikteki herhangi bir tutku kadar ciddi ve gerçektir bunlar."[1] Felix Roble 80 yaşında. Bu sözleri 40 yaşındaki Lucia'ya aşkını itiraf ederken söylüyor. Ve ekliyor "Seni elbette ki hiç beklentisiz seviyorum."

Aşkın gençliğe mahsus bir duygu olduğu yanılgısına düşüyor insan çoğu zaman. Sanıyorsun ki; beden yaşlandığı vakit ruh da yaşlanır. Oysa belki bir yılın sonunda bedendeki yaşlanma, 25 yıl ya da çok daha fazlası sonundaki ruh yaşına eşdeğerdir. Belki ruh çok geç büyüyendir. 80 yaşında bir adamın ruhu 30 yaşındaki bir beden gibidir belki. Ruhla bedenin paralel şekilde yaşlanacağını düşünüyoruz ama belli ki bu büyük bir hata. Aslında belki ruh hiç yaşlanmıyordur bile...

Aklıma huzurevindeki insanlar geliyor. En az 3 çift tanıyorum orada tanşıp evlenen. Bu çiftlerden birinin beni büyüleyen aşklarını anımsıyorum. 75 yaşındaki o ufak tefek pamuk yüzlü amca ile onun 65 yaşındaki tatlı cadı eşi arasındaki aşkı...Leman Teyze huzurevine geldiğinde, Nuri Amca zaten oradaymış. Sonra tanışmışlar ve Nuri Amca evlenme teklif etmiş. Şimdi ise aşkın insanı o çok çocuk, çok şımarık yapan hali ikisinin de iliklerine işlemiş bir şekilde bir dargın bir barışık, bir elele bir uzaktan birbirlerini süzerek hayatlarının son dilimlerini birlikte geçiriyorlar. Leman Teyze Nuri Amcanın ceketini sırtına koyarken "üşütme, sonra kötü hastalanıyorsun" diyor. Nuri Amca onun elini öpüp "Sağol Hatunum" derken gözlerinin içi gülüyor. Onlara baktıkça insan aşkın, etraftaki herşeyin içini parlak ışıklarla dolduran bir gücü olduğunu görüyor. Sanki geçtikleri heryerde gökkuşağı renklerinden oluşan simli bir çizgi bırakıyorlar.

Bahçede ağaçlar arasında dolaşıyor ve mırıltılarla konuşuyorlar. O zayıf elleri hep birbirine kenetli. Destek oluyorlar birbirlerine yürürken ve iki kişilik bir denge kurmuşlar. Aşk da zaten bu galiba. O iki kişilik dengeyi kurmak...

[1] Yamyamın Kızı-Rosa Montero.syf: 322

RESİM:http://www.deviantart.com

 
Toplam blog
: 408
: 1090
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..