​ Herkes Akdeniz'e biz tersine :) / Gezi - Tatil / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Aralık '08

 
Kategori
Gezi - Tatil
 

Herkes Akdeniz'e biz tersine :)

Herkes Akdeniz'e biz tersine :)
 

Toroslardan aşağıya...


Herkes birkaç günlük bayram tatilinden istifade edip, güneye kaçarken; biz tam tersine İç Anadolu’ya çevirdik rotamızı…
Kış güneşi, heybetli Toros Dağları’nın ardından ara sıra sıyrılarak kendini gösterirken, yüksek yeşil çam ağaçlarının gölgesi, kıvrıla kıvrıla uzayan yollara düşüyordu...

Akdeniz ardımızdan el sallıyor, Manavgat çayı en alımlı haliyle solumuzdaki vadide süzülerek akıyor, yeşilin üzerine düşen aksiyle karışarak güneşin ışıklarını yansıtıyordu.

Torosları güneyden kuzeye aşarak, yaklaşık 140 km gittikten sonra, Akseki’de mevsimin bahardan kışa dönüştüğünü fark ettik.
Yaşadığımız coğrafyada, bu kadar kısa mesafelerde şahit olduğumuz iklim farklılığının büyüsüne kapılmamak mümkün değil…
En yüksek konumdaki tepelere ulaştığımız zamansa sağ tarafımızdaki vadiye çökmüş olan sis ve bulut kümesi, Türkiye’min görülmeye değer ender manzaralarından birini oluşturmuştu yine…

Kısacık bir mola verip, bu olağanüstü görüntüyü resimleyerek ölümsüzleştirdim…
Dağların kokusunu içime çektim derin derin… Yılın birkaç gün önce yağmış ilk karını avuçladım… Sırtımı Toroslara verip, güneşin aydınlatıp ısıttığı zirvelerden, vadiyi ve arkasında genişleyen ovayı izledim…

Dağlardan ovaya karışmamız fazla zaman almadı. Bir zamanlar en bereketli topraklar iken, ne yazık ki şimdilerde çölleşmeye yüz tutmuş olan Konya Ovası, tüm görkemiyle önümüzde uzanıyordu...

Konya şehri, yine tüm kentsel gelişmişliğiyle karşıladı bizi…

Geniş caddelerden geçerek Zafer Meydanına ulaştığımızda ise yemyeşil Alâeddin Tepesinin güney kenarında, tanıdık bir kız çocuğu kocaman gülümsemesiyle;
‘’HOŞGELDİNİZ!’’ diye bağırıyordu…
Sonra, arkadan topladığı uzun saçlarını savurarak gözden kayboluverdi :)
…
İnsan doğduğu, büyüdüğü kente bir turist gözüyle bakamıyor nedense…Kendimi, şehrin eski dar sokaklarında, çocukluğumun izini sürerken buldum sık sık…
Yazlık sinema şuradaydı, işte en güzel dondurmayı yapan pastane, bisiklete bindiğim yokuş sokak, işte bizim çeşme, işte o cami…
Soğuktu, sisliydi, çocukluğumun geçtiği kent… Ama bir o kadar da sıcaktı, huzurluydu, dosttu... Yakın akrabalarım vardı orada yolumu gözleyen, sohbetine doyamadığım… Ve de paha biçilmez anılarım...

Yıllar sonra Mevlana Müzesini gezdim bir kez daha… Yerli yabancı pek çok turist grubuna karışarak… Mekanın içinde yankılanan ney sesinin huzur verici etkisi altında ruhumu dinlendirirken, zihnimde- dilimde Mevlana’nın sözleri dolandı durdu;

Gel, Gel, ne olursan ol, gel!
İster kâfir, ister Mecusi, ister puta tapan ol, gel!
Bizim dergâhımız ümitsizlik dergâhı değildir
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel!
Ve...
Yesarizade Mustafa İzzet Efendi’nin hattı ile yazılmış Molla Cami'ye ait Farsça beyitte ise:

‘’Bu makam âşıkların Kâbe’si oldu
Buraya noksan gelen tamamlanır.’’diyordu…
…
Avludaki tarihi çeşmelerden su içerek, dualar ettim…
Ruhumdaki hafiflemişlik, içinde bulunduğum mistik atmosferdendi belli ki…
Tamamlanamamış noksanlıklarımın bilinciyle, 17 Aralıktaki Şeb-i Aruz Töreninde bulunamayacak olmanın huzursuzluğunu duydum…
Ama bir dahaki sefere, mutlaka!
…
Mevlana ziyaretini tamamlayınca en otantik haliyle kalan ‘’Kadınlar Pazarı’nı’’, Kuyumcular Çarşısı’nı, Kaya’lı Park’ı görmeden gitmek olmazdı elbette…
Ve de etli ekmek ya da fırın kebabı yemeden…:)
…
Çocukluğumun kenti Konya: Yenilenmiş imarıyla, tarihiyle, kültürüyle, gelenek ve görenekleriyle, dini olguların derinden etkilediği sosyal yapısıyla, misafirperver Anadolu insanlarıyla, görülesi, gezilesi, dost şehir Konya…
…
Tatilin sonunda, sevdiklerimle vedalaşırken fark ettim ki; yılların ardından gülümseyen bir kız çocuğu da bırakıyordum oralarda…
Sessizce; ‘’GÜLE, GÜLE… YİNE GEL!’’ diyordu bana...
...
Dönüş yolunda, ‘’İyi ki gelmişim!’’ diye düşünürken, doğduğum kente olan gönül borcumu, vefa borcumu azıcıkta olsa ödemiş olmanın rahatlığını duyumsadım…

Yaşanmışlıklarımı yanımda götürüyordum ama yüreğim oralarda kalmıştı...

Yeniden gelmek dileğiyle… En yakın zamanda…

 
Toplam blog
: 247
: 1493
Kayıt tarihi
: 29.01.08
 
 

Antalya ve Akdeniz aşığı bir öğretmenim. Bol bol okurum, blog yazarım, şiir yazarım. Yazdıkça ve ..