- Kategori
- Dil Eğitimi
Herkes yabancı dil öğrenmeye mecbur mu?

memurunyeri.com
Hiç kimseye hiçbir şeyi zorla öğretemezsiniz!
Öğretmenin en büyük kuralı, insanın bir ihtiyacı varsa; öğrenmek istiyorsa öğrenir.
Bir insanın yabancı dil kullanmaya hiç ihtiyacı yoksa niye öğrensin ki?
Belki, denebilir ki, insanlar “hobi” için , meraklandıkları için; boş zamanlarını değerlendirmeleri için bir Yabancı Dil öğrenebilirler. Çok isterlerse , belki …
Ama insanın bir şeye ihtiyacı yoksa, onu şiddetle istemez; gerek görmezse; bir insan günlük hayatı içinde yabancı dili kullanamayacaksa, onu niye öğrensin ki…
Şimdiye kadar eğitim sistemimizde gizli bir kural vardı: “Yabancı Dil herkese lazımdır. Bir dil bir adam demektir… Onun için mutlaka her genç; herkes yabancı dil öğrenmelidir…” Bunun için de Orta I’den Lise Sona kadar herkese, haftada 2 saat, 4 saat arası mutlak yabancı dil öğretmeye çalıştılar… Çalıştılar da ne oldu? Bir de baktılar ki, bütün çocuklar, gençler yabancı dilden (son zamanlarda İngilizce)den sınıfta kalmış, haberleri yok…
Liseyi bitirmişler, ne bir turistle iki kelime konuşabilirler; ne bir kitap okuyup anlayabilirler; ne de iki satır mektup yazabilirler. Sınavlarda da çoğu kez kopyayla geçildiği belliydi. Kısaca GENÇLİK tümüyle yabancı dilden sınıfta kalmıştı… Dolayısıyla da M.E. Sistemi… Milli Eğitim Bakanlığı bu iş üzerinde çok düşündü taşındı. Uzmanlara sordu.. Yabancı uzmanlar getirtti. Yapılan önerileri geniş çapta uyguladı. Örneğin neler yaptı…
1. Yabancı Dil öğretmenleri getirtti (Barış Gönüllüleri) ve diğerleri.
2. Onların yazmış olduğu kitapları okuttu (özellikle özel okullarda).
3.Okullara Dil Deneylikleri kurdurdu.
4. Dilbilgisi öğretimini esas alan eski programlardan vazgeçti.
5. “Konuşarak öğrenme” yöntemlerini denedi. Vs..vs…
Bakanlık çapında ve okullarda hemen hemen her çareyi denedi ama bir de baktılar ki… Sıfıra sıfır elde var sıfır…
Sonraki çareler , “Anadolu Liseleri” programları adı altında , önce sadece fen derslerinin , daha sonra bütün derslerin İngilizce verildiği okullar açmak oldu. Bu bir dereceye kadar başarılı oldu. Sonra iflas etti…
Başka… Yabancı dil öğretimini ilkokula kadar indirdiler. Önce ilkokul 4-5 , sonra ilkokul 2-3.. Yani neredeyse, Yabancı Dil (İngilizce) Türkçe’nin yerini aldı.
Ayrıca, haftada zorunlu olarak girilen, yabancı dil derslerin üstüne bir de “Seçmeli Ders olarak Yabancı Dil” seçeneğini getirdiler.
Olmadı… Olmadı… Şöyle hocasıyla, öğrencisiyle şakır şakır İngilizce konuşan bir Türk gençliği yaratamadık.
Bu hala Türk Milli Eğitiminin en büyük zaafı ve ukdesidir… Yapamadılar… Bu aynı zamanda Türk Milli eğitiminin sınıf geçme sorusudur? “Ne zaman siz gençliğe yabancı dil öğreteceksiniz?”
Ne yazık ki Türk halkı yabancı dil konusunda, Türk eğitim sisteminden vazgeçtiği için; başarısına inanmadığı için ; yabancı dil öğretmek için en erken yoldan çocuklarını yabancı ülkelere göndermeye başladılar.
Peki, eğitim sistemimiz, tümden mi başarısızdı? Bunu söylemek güçtür. Çünkü bugün İngilizce eğitim yapan ODTÜ’nün , Boğaziçi’nin kapısının önünde veliler ve öğrenciler Allah Allah demektirler.. Girmek için muazzam istekli bir kitle vardır. Niye?
Çünkü , ne yazık ki, Türk kamu oyu ve dünya, İngilizce bilmeyen bir insanı artık pek de adamdan saymıyor. Yani insansın ama alelade bir insansın..?
Şirketlerin gençlere sorduğu ilk soru? “Güzel, iyi bir eğitim yapmışsın ama İngilizce biliyor musun?”
“Orta Derecede İngilizce biliyorum…” diyen eleman hemen devre dışı bırakılıyor.
Neden?
Çünkü şimdi yadsınmaz bir şekilde, global bir ticaret sistemine sahibiz; bütün ticari sistemlerimiz artık bütün dünya ile irtibat halinde… Malını satmak istiyorsan, İngilizce, Fransızca, Almanca, Çince, Rusça, İspanyolca bileceksin (Ama Arapça bilmesen de olur… Çünkü Arapların tümü de İngilizceyi çok iyi biliyorlar…!)
Bunlardan birini veya ikisini iyice bilmiyorsan devre dışısın.. Çünkü..
1. Her gün milyonlarca basılan, yayılan İngilizce temel kitapları okuyup anlayamazsın…
2. Ticaret alanında, gerekli paydaşlarınla karşılıklı oturup konuşamazsın, müzakere edemezsin.
3. Gelen evrakları, formları anlayıp dolduramazsın.
4. İlgili ülkelerde ilişki kuramazsın.
5.Yenilikleri izleyemezsin.. vs.. vs…
Yabancı bir dil öğrenmenin ve öğretmenin gerekliliğini çok iyi anladıkta , bunu nasıl yapacağımızı hala anlayamadık..!
Bazıları Yabancı Dil bilenleri alaya almak peşindeler. Bazıları da bunun öğretim yöntemlerini tartışıyorlar (kendileri bir yabancı dil bilmeden) . Hay Allah !
Milli Eğitim Bakanlığı hala bu konuda uzman arıyor… Hala ne yapacağı konusunda şaşkın.. Nerden mi anlıyorum?
Kendi İngilizce bildiğini sanan uzmanlarına yazdırdığı kitaplardan. Yanlış ve tatsız, tuzsuz şeyler..
Artık gençler kitaplarda da bir estetik; bir güzellik arıyorlar…
Baskı baskı değil… Resimler ilkel…
Nedense bu konuyu bedavaya kapatmak istiyoruz. Ciddi olarak para harcamak istemiyoruz.
Milli Eğitim Bakanlığında gerçek uzmanlar olmadığı sürece bu işler daha yıllar yılı sürüp gidecektir.
Her gelen Bakan, bir takım gereksiz önlemlerle uğraşıp duracak; sonunda “Biz de beceremedik..!” deyip çekip gidecektir.
Diyeceksiniz ki: “Hocam neyimiz iyi? Matematiğimiz mi; Kimyamız mı, Fizik mi, Biyoloji mi… Neyimiz iyi..?”
İşte Pisa sonuçları … Hiçbir şeyimiz iyi değil. Ama , “Eğitimimiz iyiymiş..!” Öyle diyorlar. Duyun da inanmayın.
Milli Eğitimimizin, tarafsız bir gözle baştan aşağı bir değerlendirmeye ve yenilenmeye ihtiyacı var. Ama körler diyarında şaşılar kral olurmuş… Bizim M.E. sisteminde de , bu işi bilmeyenler Kral geçiniyor.