- Kategori
- Kişisel Gelişim
Hiç bir şey tesadüf olamaz
Tüm insanlar aynı şartlar altında yaşamıyorlar. Kimisi doğumundan ölümüne kadar soğuk savaşın içinde, sürekli ölüm tehlikesinde, kimisi sürekli bir hastalığın pençesinde, kimisi fakir, kimisi öksüz yetim.
Bizim gibi belli bir refah seviyesindeki insanlar ise bu sorunların hiçbiriyle belki de yüzleşmediler. Ama biz de o kadar mutlu değiliz. Çünkü sürekli olarak daha fazlasını istiyoruz. Yetinememe gibi bir sorunla yüz yüzeyiz. Ve bu sorun bizi mutsuz ediyor. Mutluluğu sürekli olarak dışarıda arıyoruz. Bulunca gerçekten mutlu oluyoruz. Ama hayatımızın %90'ı en iyi ihtimalle bir rutinin içerisinde geçiyor. Eğer sıkıntıda değilsek...
Soru: Şu koskoca hayat bu %10 için yaratılmış olabilir mi?
Bu koskoca bir israf olurdu. %10 verim oranı gibi bir şey. Bu güzel %10'u bir kenara bırakın, bizim yaşadığımız %90'ı bile yaşamaktan mahrum olan insanların suçu nedir? Bize torpil mi geçildiğini düşünüyoruz? Haberlerde bombalı saldırı görüntüleri, açlık ve hastalıklarla karşılaştığımızda, onları sürekli gözardı etme eğiliminde miyiz?
Şunu iyi bilelim: Yaratıcı kimseye torpil geçmez! Ne onlar, ne biz tüm bu sıkıntıları boşuna çekmiyoruz. Yaşama getirilme amacımız zevk almak olsaydı, sistem o şekilde kurulurdu. Ama hayır! Yaşamın amacı bu değil. Yaşamın amacı olgunlaşmak. Erdemli insan, ahlaklı insan denilen kişinin vasıflarıyla bezenmek. Elinizi vicdanınıza koyun ve etrafınıza bakın.
Varoluşun hangi yönü tesadüfe benziyor ? Mikrosistemlerden makrosistemlere kadar hepsi belli bir hikmet ve amaçla kurulmuş. Hastalıklar da bir sistemin eseridir; kötü şans ya da rastlantı değildir. İnsanın asıl amacına hizmet eder. Olgunlaşmaya. Onun için, artık hastayım diye, dertliyim diye, bir gün gülsem bir ay ağlıyorum diye üzülmeyin. Hiçbir şey tesadüf değildir. Unutmayın "Hiçbir şey tesadüf değildir..."
Sahip olduğunuz zorlukların kıymetini bilin ve belli bir süre sonra karşılığını fazlasıyla alacağınızı unutmayın.
Bizim gibi belli bir refah seviyesindeki insanlar ise bu sorunların hiçbiriyle belki de yüzleşmediler. Ama biz de o kadar mutlu değiliz. Çünkü sürekli olarak daha fazlasını istiyoruz. Yetinememe gibi bir sorunla yüz yüzeyiz. Ve bu sorun bizi mutsuz ediyor. Mutluluğu sürekli olarak dışarıda arıyoruz. Bulunca gerçekten mutlu oluyoruz. Ama hayatımızın %90'ı en iyi ihtimalle bir rutinin içerisinde geçiyor. Eğer sıkıntıda değilsek...
Soru: Şu koskoca hayat bu %10 için yaratılmış olabilir mi?
Bu koskoca bir israf olurdu. %10 verim oranı gibi bir şey. Bu güzel %10'u bir kenara bırakın, bizim yaşadığımız %90'ı bile yaşamaktan mahrum olan insanların suçu nedir? Bize torpil mi geçildiğini düşünüyoruz? Haberlerde bombalı saldırı görüntüleri, açlık ve hastalıklarla karşılaştığımızda, onları sürekli gözardı etme eğiliminde miyiz?
Şunu iyi bilelim: Yaratıcı kimseye torpil geçmez! Ne onlar, ne biz tüm bu sıkıntıları boşuna çekmiyoruz. Yaşama getirilme amacımız zevk almak olsaydı, sistem o şekilde kurulurdu. Ama hayır! Yaşamın amacı bu değil. Yaşamın amacı olgunlaşmak. Erdemli insan, ahlaklı insan denilen kişinin vasıflarıyla bezenmek. Elinizi vicdanınıza koyun ve etrafınıza bakın.
Varoluşun hangi yönü tesadüfe benziyor ? Mikrosistemlerden makrosistemlere kadar hepsi belli bir hikmet ve amaçla kurulmuş. Hastalıklar da bir sistemin eseridir; kötü şans ya da rastlantı değildir. İnsanın asıl amacına hizmet eder. Olgunlaşmaya. Onun için, artık hastayım diye, dertliyim diye, bir gün gülsem bir ay ağlıyorum diye üzülmeyin. Hiçbir şey tesadüf değildir. Unutmayın "Hiçbir şey tesadüf değildir..."
Sahip olduğunuz zorlukların kıymetini bilin ve belli bir süre sonra karşılığını fazlasıyla alacağınızı unutmayın.