​ Hiç kabak ile kavak bir olur mu? / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ağustos '11

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Hiç kabak ile kavak bir olur mu?

Hiç kabak ile kavak bir olur mu?
 

Kavak olmalı


20 Ağustos 2011 Cumartesi, 13:35 tarihinde Mustafa Kemal Özkan tarafından eklendi 

Pazar günü köyümdeydim. Bahçede otururken kavaklara gözüm takıldı. Çocukken altında oynadığımız kavaklar. En az 40 yıllıklar. Dibinden bir kabak koca kavağın gövdesine tutunmuş yukarıya çıkmaya çalışıyordu. Aklıma Kavak ile Kabak öyküsü düşünce bunu yazmalıyım diye geçirdim içimden.  

Hiç Kabak ile Kavak Bir Olur mu.? 

Yaşamın her alanında (Mesleki, Ticari, Siyasi, Ahlaksal) bulunan Kabak’lar baharla birlikte Kavaklarla yarışmaya başlar. Sonbaharda yok olacaklarını hiç düşünmeden. 

Yaprakları kurumaya, gövdeleri sallanmaya başladığında ana gövdesine tutunarak ayakta kalabildikleri Kavak’ tan medet umarlar. Yardım isterler. Oysa bilmezler ki onların yok oluşunu Kavak bile durduramaz. Kavak gövdesini siper etse de zor koşullara uygun değildirler. Kendiliğinden düşerler Kavak gövdesinden aşağıya. Yok olurlar. 

Taze bir fidandır insan yaşama başladığında. Kimliğinin ve kişiliğinin oturması için yıllar gerekir. Mesleki, ticari, siyasi, kişisel, ahlaksal gelişimlerini 2 ayda tamamlamış insan türü henüz yok. Kısa sürede yetiştiğini sananlar “Kabaklardır”. 

Ama.. Kabağın yetiştiği sürede yetiştiğini sanan insanların ülkesi burası. Daha üretimin ne olduğunu bilmeden, pek fazla düşünmeyen, uzun soluklu maraton koşusu yapmaya hazır olmayanların, bugünkü siyasetin, ticaretin içinde “hap yapıp para kap” derdinde olanların ülkesi. Görüş ve düşüncelerini sınama becerisinden geçmemiş, yaşamın pratiği içinde yoğrulmamış insanların ülkesi. Hayatları boyunca okudukları toplam 10 kitaptan edindikleri bilgileri bile yaşam biçimlerine uygunlaştıramamış insanların ülkesi. 

Kabak gibiler. Bu ülkede tüm bunlar neden oluyor, biz ne yapıyoruz sorusunu sormuyorlar. Neden Kültürel, sanatsal, üretimsel süreçlerin içinde yer alan emekci insanlarının bunca sayısal çokluğuna rağmen, biz neden bu durumdayız diye düşünmüyorlar. Kendi dar dünyalarının dışındaki hiçbir şey onları ilgilendirmiyor. 100 liralık çıkarları için bütün birikimleri yok sayarak saldırganlaşabiliyorlar. “Serbest Piyasa abi” demeye başlıyorlar. İnsan olmanın gereklerinden uzaklaşarak, beraber yürüdükleri insanları bile harcamaktan çekinti duymuyorlar. Yüz yüze konuşup söyleyemediklerini Facebook gibi ortamlarda yada kafeterya ve kahve köşelerinde dedikodu yaparak sürdürüyorlar. 

Sonra… Küsüyorlar, kırıyorlar, hakaret ediyorlar. Arkadan iş çevirip, muhataplarını arkadan iş çevirmekle suçluyorlar. Aynı ülkeyi yönetenlerin metodlarıyla. Gerçeğin ne olduğunu öğrenmeden. Sahi gerçek ne? Soruyor musunuz? Gerçeği arama zahmetine bile girmeden dedikodu üretmek size uygun mu geliyor. O nedenle mi bahar aylarında gövdesine tutunup yükseldiğiniz Kavağa “ben ölüyorum” diye sitem ediyorsunuz. 

Siz ölmüyorsunuz dostlar. Gelecek bahar yeniden yeşerecek ve yeniden deneyeceksiniz. Sonraki bahar yeniden. Bilesiniz ki, kavak olmak hilesiz, entrikasız, ilkeli olarak uzunca mücadeleyi gerektiren bir şeydir. Kavak oluncaya kadar sabırla denemeye devam edeceksiniz. Devam edeceksiniz ki yaşam sizi, bizi olgunlaştırsın. Geriye dönüp baktığınızda herkes sizin hakkınızda dedikodu yapsa da karşınıza geçip konuşamayacak. Ömrünüzü verdiğiniz değerleriniz başkaları tarafından yok edilse bile, siz tek kişi de kalsanız; onurunuzu, ilkelerinizi çiğnetmeyeceksiniz. Hesabını veremeyeceğiniz hiçbir şeyiniz olmayacak. Dimdik duracaksınız. Sizin hakkınızda söylenen yalanlara gülüp geçecek kadar cüretli olacaksınız. Söylenen yalanlara rağmen sizler asla yalanlara ve hilelere başvurmayacaksınız. Bugün sesiniz yalanlar karşısında zayıf kalıyor olsa da duruşunuzu çıkarcılık, yalakalık, yavşaklık boyutuna indirmeyeceksiniz. 

Güzel bir ülke ve insanlık için gerekli olan bu. 

Bunu sabırla yapabildiğiniz zaman, “büyüdüğünüz ve bir yola neşe verdiğiniz zamandır.” Ayakta kalanlar 2 ayda değil yıllara meydan okuyarak bugünlere gelmiş, her türlü zorluklardan geçmiş olanlardır. Bu kadar çabuk teslim olmayın.. 

Bu yazı; kısa zamanda semerci, işletmeci, müzisyen, reklamcı, amir, müdür, başkan, demokrat, devrimci olan, “cin olmadan adam çarpmaya çalışan” insanlara adanmıştır. Mustafa Kemal Özkan 19.08.2011 

 
Toplam blog
: 3
: 541
Kayıt tarihi
: 24.03.11
 
 

Grafiker- Fotoğrafçı- Reklamcı CNC ve Lazer Kesim ..