​ Hiç olmazsa / Dünya Kadınlar Günü / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Mart '15

 
Kategori
Dünya Kadınlar Günü
 

Hiç olmazsa

Hiç olmazsa
 

Her şey kadınlar için;  övgü de, yergi de, sevgi de, saygı da, acı da, hüzün de, gülmek de, ağlamak da hem acıdan hem sevinçten, cinnet de kadın için vahşette kah madur kah zanlı olarak, değişen sadece yer ve zaman kahraman  ve ne yazık ki her daim kadın!..

Tabi burada hakettiği gibi yaşayan, sevgi, saygı ve emeğinin ederini alarak yaşayabilen kadınlar ve yaşatan erkekler de var dileğim hep varolmaları ve sayılarının çok hem de çok olmasıdır. Zira çok ihtiyacımız var kendilerine,

Ağustos ayında kocası tarandan darp edilmiş kadın aylar sonra kocası tarafından 10 el ateş edilerek vurulduktan sonra kaldırıldığı hastane odasında  "Ya ölürsem ya da O ölürse ancak kurtulabilirim." Diyordu. Şubat ayı içinde televizyonda...  Bu akşam da koca şiddetinden koruma istemiş bir kaç gün sonra da korunma süresinin sona ereceğini dolayısıyla can güvenliğinin olmadığını söylüyordu haberlerde koah hastası bir başka kadın  “nasıl olsa beni öldürecek dedim. Hiç olmazsa organlarım işe yarasın diye bağışladım.” Diyordu organ bağışı kartını gösterirken sunucuya, “neden boşanmıyorsunuz?” Sorusuna ise, ”boşanamam hiçbir güvencem yok bu ilaçları nasıl alabilirim?” derken,  başka bir haberde henüz otuzlu yaşlarındaki  karı-Koca haberi veriliyor  “Çocuklarının gözü önünde karısını öldürdükten sonra intihar etti.” deniyordu. Ailelerinin feryatları arasında gencecik cesetler taşınırken... 

“Çığlıkları birleştirme zamanı.” demişti. Blog yazarımız Vildan Sevil hanımefendi Berrin Çoruk Aksu hanımefendinin Çığlık başlıklı 10.03.2012 tarihli  yazısına yaptığı yorumda, evet bu toplumsal cinnet halinden kurtulabilmek için elimizden ne geliyorsa yapmalı, avazımız çıktığı kadar “çığlıkları birleştirme”liyiz de;  boğazımıza düğümlenmiş çığlıklarımızı  nasıl? nerede? ve kimlerle birleştirebildiğimiz de gereken  kilitleri açabiliriz? bilemiyorum.

Kadın cinayeti, çocuk istismarı, neredeyse her akşam tüyler ürperten haberler izliyor, okurken devam edemiyor, dehşet verici görüntüleri görmemek için  ya televizyonu kapatıyor  ya da kanal değiştirme özgürlüğümüzü kullanıyoruz.  Ekranı kapattığımızda da çoğunlukla  düşünemiyoruz  yangının devam ettiği odanın kapısını kapattığımızı  yani küçücük çocuklar en yakın  tanığı oluyorlar o görüntülerin. Kaçma, kapatma ya da görmek istememe şansları yok. Gelecekleri nasıl şekillenecek bu çocukların, ruhsal durumları nasıl düzelecek, rüyalarından kim çıkarabilir kabuslarını, gözlerinin önünden gitmeyecek o görüntüler nasıl silinecek?  borç, harç, işsizlik yüzünden bir türlü kapatamadığı açıkları, çözemediği sorunlarıyla başa çıkamamaktan gözü dönmüş durumda insanlar, ortak sonuç ise mağduru öldürdükten sonra intihar ediyor.  Yıllar öncesinden işittiğimiz öykülerde Anadolu'nun pek çok yerinde son çareyi kendi canına kıymakta bulan kadın haberleri duyardık ortak özellikleriyse bu kadınların çocuklarını da kaderlerine ortak etmekti.  “… Karısı-kızı dayanamıyorum çocuğumu üvey anaya bırakmam” “diyordu bak çocuğuyla beraber kendini …” böyle haberler hiç yabancı gelmiyor. Kendisini her an tehlikede hisseden bir annenin evladıyla yaşadığı sınavlarını işitiyor. Hangi yolu denese daha büyük yaralar aldığını, kaçıncı  kez kurtulduğunu ne vakit kurtulamayacağını, sabaha kadar kendi evinde rahat uyuyamadığını,  yakınlarına anlatırken, düşünmeden edemiyor insan, bu kadının bedenindeki mi? yoksa yüreğindeki yaraları mı daha derin?

Vatandaş cinnet, vahşet, haberleriyle ve dehşet görüntüleriyle kıvranırken, Toplumsal refahın sağlanabilmesi için halkın sorunlarını dinleyip çözüm üretmesi gereken siyasetçilerimiz en çok oyu hangi yoldan alabileceğinin derdine düşmüş, halka örnek olmaları gerekirkenler mahşer yerine çeviriyor bulundukları makam ve mevkileri, ne yaşanan ekonomik kriz umurlarında ne de çaresizlikten gözü dönmüş vatandaş!  Madem ki; kutlayacak nedenlerimizle kadınlarımız yok değilse bile az "Dünya Emekçi Kadınlar gününü" , artırabilmek için acılardan arınmış, övgü dolu kadın öykülerini el uzatalım, ses verelim hiç olmazsa birer mum yakalım dünyanın bütün karanlıklarına karşı!.. 

 

 
Toplam blog
: 209
: 350
Kayıt tarihi
: 13.09.11
 
 

Kurşun kalemden gelen ağaç kokusunun kağıtla buluşma büyüsüyle yoluna devam eden, Lise mezunu, ha..