Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Kasım '13

 
Kategori
İlişkiler
 

Hırs

İnsanların yıllar içinde nasıl değiştiğini fark ettiniz mi hiç? Okuldaki arkadaşlarınızın, işyerindeki mesai arkadaşınızın...

Burada bahsetmek istediğim sadece yaşlanmamız değil. Kişilik olarak nasıl değiştiğimiz. Hayatın gerçekleri dediğimiz hayat şartlarının insanları nasıl değiştirdiği.

Allah insanı, çocuk olarak masum, güzel ve doğal olarak temiz yaratmıştır. Ama sonra yıllar geçtikçe o güzellik, temizlik, ciltteki tazelik yerini asık surata, ciltte kalınlığa bırakır. Bakışlardaki masumiyet, çocuk gülüşleri gider, araştırmacı bakışlar, alaycı gülüşler gelir. Bunun birçok sebebi sayılabilir ama en başlıcalarından biri kişinin bencilleşmesi, dünya hırslarına kapılmasıdır.

Toplumun insana yüklediği (aslında hiçbir dayanağı olmayan ama reddedilemez) görevler vardır. Okulda başarılı olmak, oynadığı spor dalında başarılı olmak, daha çok para kazanmak, daha iyi arabası olmak, daha iyi bir pozisyonda çalışmak. Darwin’in “güçlü olan hayatta kalır” tezine gönderme yaparcasına bunları yaparken hep yanında yakınındaki kişileri ezerek, onların üstlerine basarak daha başarılı olmayı seçer birçok insan.

İyi bir insan dediğiniz kişi bir bakmışsınız o çarkın içine girmiş, hırsının esiri olmuş, gözü kararmış bir insana dönüşmüştür. Müdürün gözüne girmek için yalan söyleyebilmekte, iftira atabilmekte, oyun oynayabilmetedir. Önceden oturup konuştuğunuz, derste anlamadığınız konuyu size anlatan, size yardımcı olan, hatta sabahları selam veren kişi birden bambaşka bir kişiye dönüşmüştür.

Böyle kişiler en basit insani tavırları bile gösteremez hale gelirler. Onlar için gülmek, şakalaşmak, dostane bir konuşma yapmak, Allah’ı anmak, Allah’ın yarattığı güzelliklerden bahsetmek, yardımlaşmak çok uzak olmuştur. Çevresindekilerle ilişkilerini bundan nasıl bir çıkarım olur, ilerisi için kiminle yakın gözükmem daha iyi olur mantıklarına göre belirlemektedir. Yaptığı konuşmalarda hep kendi yaptıklarını, nasıl karşı tarafı alt edip işi aldığını, karşı tarafın ne kadar saf olduğu ya da kolay olduğunu anlatıp durur.

Herşeyi yapanın Allah olduğunu, o işi karşı tarafa kabul ettirenin, o konuşmayı kendisine yaptıranın Allah olduğunu tamamen unutmuştur. Herşeyi kendisinin yaptığını sanmaktadır.

Onları siz öldürmediniz, ama onları Allah öldürdü; attığın zaman sen atmadın, ama Allah attı. Mü'minleri kendinden güzel bir imtihanla imtihan etmek için (yaptı.) Şüphesiz Allah, işitendir, bilendirİçinde bulunduğu en önemli hata Allah dilemezse, izin vermezse, ne yaparsa yapsın başarı elde edemeyeceğini unutmuş olmasıdır.  (Enfal Suresi, 17)

Kafalarında sürekli bir hesaplar vardır. O ne dedi, ben ne demeliyim, ne yaparsam üste çıkarım, karşımdakini nasıl alt edebilirim... Sürekli bu tür mantıkları takip ettikleri için sürekli gergin olurlar. Bu da onları fiziken hasta eder. Genelde mide hastalıkları, cilt problemleri, başağrısı, migren hayatlarının bir parçası olmuştur. Bunları iyileştirmek için sürekli doktora giderler, ama hem hastalıkları iyileşmez, hem de harcadıkları paralara üzüldükleri için saldırganlıkları daha da artar.

Bir zaman önce pırıl pırıl bir cilde sahip, güleryüzlü, candan bir kişi kendisini o hırs girdabına kaptırmasıyla bambaşka, korkunç bir yüze ve bakışa sahip olur.

En iyi ben olacağım, en çok ben kazanacağım, en çok ben, en çok ben diyen kişi vicdanını, aklını kapatmış, bir nevi tüm insani özelliklerini yitirmiştir.

Dünyevi çıkarları kendisine bir nevi ilah edinip, bu hırsla hareket eden kişi güzel ahlak göstermeyi, yardımlaşmayı, enayilikten de öte görürler. Merhamet, acıma, affetme gibi insanın ruhunu güzelleştiren güzel özellikleri tamamen silmiştir. Bu şekilde hareket edenleri de saf olarak nitelendirmektedir. Kardeslik, kanaatkarlık duyguları gitmiştir.

Amaca ulaşmak için herşeyin mübah olduğu düşüncesine sahiptir ve gerekirse başkalarının haklarına göz koymak onun için meşrudur.

Hayatlarının her anını, tüm akışını kontrol altına aldıklarını sanırlar, oysa hırsları, put edindikleri “kendileri” onları kontrol altına almış, avucunun içinde oynatmaktadır. Hayatlarını nasıl bir çöküşe sürüklediklerinin farkında değildirler.

Oysa Allah’ın bize verdiği hayat bunun için değildir. Allah Kuran’da insanları kendisine kulluk etmek için yarattığını, esas hayatın ahiret olduğunu, bu dünyada yapacağımız şeylerin kendimizi ahirete hazırlamak olduğunu bildirmiştir. Okulda başarı, işte başarı bunlar Allah rızası için yapıldığında bir değeri vardır. Ve bunları mümün ahlakı göstererek yapmak gerekir.

Esas olan Allah’ın Kuran’da tarif ettiği güzel ahlakı göstermektir, şefkattir, merhamettir, sevgidir, dayanışmadır, birbirine destek olmadır, en zorda bile güzel ahlak göstermektir, yardımcı olmaktır, affedici olmaktır. Eğer bunları bırakıp kendimizi hırslarımıza kaptırırsak bugün yarın belki birşeyler yapmış gibi hissedebiliriz kendimizi ama ölüm geldiğinde çok pişman oluruz.

  

 
Toplam blog
: 17
: 3951
Kayıt tarihi
: 12.11.13
 
 

1980 Istanbul doğumluyum. Boğaziçi Universitesi Psikoloji mezunuyum İnsan düşününce insan..