​ Hiss-i kablel vuku / Yoga / Meditasyon / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ağustos '13

 
Kategori
Yoga / Meditasyon
 

Hiss-i kablel vuku

Hiss-i kablel vuku
 

İki hafta önce Ankara'da şirin mi şirin bir pilates stüdyosunda yoga dersleri vermeye başladım. İlk dersimi akşam saatlerinde verecektim. Nasıl bir ders planlamalıydım? Sınıfa kimler gelecek, bu gelenler kaç yaşlarında ve daha önce yoga yapmışlar mıydı? Hiçbir şey bilmiyordum. O akşam derse girecek ve her şeyi o an öğrenecektim. Yani her şeye hazırlıklı olmalıydım.

Kafamda bir ders planladım. Stüdyodaki ilk dersim olacağı için o gün ayaktaki asanalarla başlamayı düşünmüştüm. Bir sene önceki hatha ve vinyasa yoga eğitmenlik kursunu hatırladım. Kurs da ayaktaki duruşlarla başlamıştı. Kısa bir meditasyon ile derse başlayacak, sonrasında "adho mukha svanasana" (aşağı bakan köpek) ile ayağa kalkacak ve "surya namaskara" (güneşe selam) serileri ile sınıfı ısındıracaktım. Ardından "virabhadrasana I", "virabhadrasana II" (savaşçı duruşları), "viparita virabhadrasana" (ters savaşçı), "parsvakonasana" (geniş açı duruşu), "prasarita padottanasana" (bacaklar açık öne eğilme) gibi duruşlarla devam edecektim. "Trikonasana" (üçgen) ve "parivritta trikonasana"yı (ters üçgen) dersin zirve duruşu olarak seçmiştim.

O akşam sadece üç kişi geldi derse. İki tanesi daha önce yoga yapmışlardı. Bir tanesi yogada daha yeniydi. Planladığım ders o akşam için uygundu. Hem derse gelen öğrencilerin yoga pratiğinin ne aşamada olduğunu görebilecek hem de birbirimizle tanışıp bir ortak nokta bulmaya çalışacaktım.

Dersin fiziksel boyutunun ötesinde her zaman yaptığım gibi yoganın felsefi boyutundan da bahsettim. Ayaktaki duruşların yararlarını anlattım ve köklenmenin öneminden ve kısaca "muladhara çakra"ya (kök çakra) da değindim. Yaşamsal içgüdülerimizden, para kazanma, hayatımızı idame ettirme, aile yaşantımız... Bunlar anlattığım şeyler arasındaydı.

Bu arada zamanın nasıl geçtiğini fark etmemişim. Genellikle bir ya da bir buçuk saatlik derslere alışık olduğum için stüdyodaki dersi 45 dakika ile sınırlamak oldukça zor gelmişti bana. Dersimi zirve duruşunu yaptıktan sonra bir tane dengeleyici ve bir tane de ters poz ile sonlandırmam gerekiyordu çünkü "savasana" (derin gevşeme ve dinleme pozu) için sadece beş dakikalık zaman kalıyordu geriye.

Dengeleyici ve ters duruştan sonra, sözlü yönergelerle öğrencileri "savasana"ya (derin gevşeme ve dinleme pozu) hazırladım. "Savasana" için uygun bir müzik çalmaya başladım. Ardından tek tek öğrencilerin yanına giderek, onların daha da gevşemesini sağlamak için biraz masaj yaptım. Gözlerinin üstüne göz yastıkları yerleştirdim. Sınıfta ışık açmamıştım. Her tarafta mumlar vardı. Akşam seansı olduğu için oldukça hoş bir ortam oluşmuştu stüdyoda. Dersten öylesine zevk alıyordum ki bitmesini istemiyordum hiç.

Ancak her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi, dersin de bir sonu vardı. Yine sözlü yönergelerle öncelikle dikkati nefes alışverişlere çektim ve öğrencilerden nefeslerini derinleştirmelerini istedim. Ardından yavaş ve ufak el ve ayak hareketleriyle bedeni uyandırmalarını hatırlattım. Sonrasında yataktan yeni kalkarlarmış gibi gerinmelerini ancak tüm bunları yaparken gözlerini hep kapalı tutmalarını rica ettim. En sonunda öğrenciler bir meditasyon oturuşuna geldiler.

Öğrencilerin dikkatini o günkü hissettiklerine çekerek bitirdim. Birbirimize teşekkür ettik ve gözlerimi açtık.

Sonra çok ilginç bir şey oldu. Öğrencilerim, kendilerine enerji verip vermediğimi sordular. Benim reiki konusunda bir bilgim ya da deneyimim yok. Ancak, yoga ve meditasyonu çok severek uyguluyorum. Belki bu nedenle belki de başka bir nedenle bilmiyorum ellerimden bir enerji aldığını söyleyen birçok öğrencim oldu. O akşamki grup da onlardan birkaçıydı.

Neler olup bittiğini gerçekten de bilmiyorum. Tek yaptığım içimden geldiği gibi masaj yapmak ve belki biraz "hissi kablel vuku" ile öğrencilerin ne istediğini hissetmek. Belki de sırf bu yüzden bir enerji akışı oluyor öğrencilerim ile aramda. Zaten yoga dediğimiz şey, beden-ruh-zihin bütünlüğü değil mi? Ben de belki derslerimde öğrencilerimin hisleriyle, ruhlarıyla ve zihinleriyle bir bütünlük sağlıyor ve onların isteklerine ve ihtiyaçlarına göre cevap veriyorumdur, olamaz mı? Zaten yogadaki amacımız bir enerji akışı sağlamak, enerjiyi yükseltmek ve bu güzel enerjiyi dünyaya yaymak değil mi? Öyleyse, üzerinde fazla da kafa yormaya gerek yok bence...

 
Toplam blog
: 201
: 432
Kayıt tarihi
: 08.05.13
 
 

Uluslararası Yoga Alliance onaylı hatha, vinyasa, yin ve prenatal yoga eğitmeni... Hayata bambaşk..