- Kategori
- Ruh Sağlığı
Hissettiklerimizi Reddetmek

Hissettiklerimizi reddetmek kendimizi reddetmektir.
Depresyon 4. Bölüm
Depresyonda olmak siyah lenslerin üzerine bir de kara gözlük takmak gibidir. Oradan bakınca her şey karanlık görünür. Bazılarımız umutlarımız olmazsa fazla da hayal kırıklığına uğramayacağımıza inanırız.
“ Eğer çok iyimser olmazsam kötü zamanlarda da yıkılmam. Hafif şiddette bir depresyonu sürdürürsem belki kendimi gerçek mutsuzluktan koruyabilirim” Bu açık havada bulutların gelmesini beklemek gibidir.
Yukarda söylediklerim eğer sizi anlatıyorsa kendinize hiç bu sürecin gerçekten sonuç verip vermediğini sordunuz mu ? .
Bizler duyarsız olmaya böylelikle daha az acı çekeceğimize yanlış olarak kendimizi inandırmış duyarlı varlıklarız. İşte depresyon budur.
Sorun bizde değil gözlüğü takmamızdadır
Yaşadıklarımıza dair kendimizi ümitsizliğin kara gözlüklerini takmış buluyor ve bunu da bir sorun olarak görüyorsak, kendimizi olduğumuz gibi kabullenme ve şefkat sürecinden geçirmemiz oldukça iyi bir çözümdür. (bkz. bölüm 1.2.3 )
Bazılarımız acı çekmekle öylesine meşgul öylesine özdeşleşmiş olabilir ki acı bir bağımlılık şekline dönüşmüştür. Onlar için depresyondan çıkmak ölüme benzer. Aslında ölüm korkusu, bilinmeyene gitmek, boşluğa düşmek ve yok olma korkusundan ibarettir. Onlar depresyonu sarılmakta oldukları bir kurtarıcı gibi görür. Depresyonu atlattıktan sonra önlerinde ne olacağını bilemediklerinden kendilerini iyi hissedecekleri yerde yok olacaklarını düşünürler.
Bu insanlara kendilerinin de mutlu olmaya hakları ve yetenekleri olduğu öğretilmemiş, tersine aksine inandırılmışlardır. Küçük yaştan itibaren hayatlarına sahip çıkamamış insanlarda depresyona daha sık rastlanır. Yetişkin olduktan sonra da kendi insiyatiflerini kullanmak istediklerinde, her seferinde kabul göremeyecekleri korkusuyla suçluluk duygusu taşırlar. Ancak başkalarından onay aldıkları zaman kendilerini güçlü veya değerli görürler. Sorunu çözümlemek için çok küçük yaşlardan itibaren koşullandırılmış olduklarını anlamak ve Geçmiş Yaşam Terapisi yararlı olabilir. Bu çalışmada kendi hayatlarında baş gösteren sorunlar yüzünden şikayet etmek, başkalarını suçlamak veya başkalarından medet ummak yerine kendi hayatlarının kumandasını ellerine almayı aktif bir yolla öğrenebilirler.
Ayrıca şu bir gerçek ki hissettiklerimiz için mazeretler, haklı gibi görünen nedenler aramamıza ve suçluluk duymamıza gerek yok. Başlangıçta kendimizi nasıl hissettiğimiz üzerine odaklanmak daha iyi. Sonra niçin böyle hissettiğimiz daha doğru anlaşılır olacaktır.
Son olarak şunu söylemek istiyorum.
Acı çektiğinizde nasıl olmanız gerektiği üzerine standartlar koyacağınıza, her nasıl hissediyorsanız onu hissetmek için kendinize izin verin. Çünkü en büyük sorun hissettiklerimiz yüzünden kendimizi reddettiğimizde ortaya çıkıyor.
“ Asla böyle berbat olmamalıyım, görünmemeliyim ! “ demeyin kendinize. Başkalarının sizi nasıl göreceklerine aldırmayın, nasıl değerlendireceklerinden korkmayın. " Onlar önce kendi sorunlarına baksınlar " deyiverin.
Unutmayın, eğer kendimize yaşadığımız şeyin yanlış olduğunu söylemeseydik herhangi bir sorun da olmayacaktı.
Duygularımız yüzünden kendimizi suçlu hissetmek, kendimizi cezalandırmak ya da disipline etmemiz gerektiğini düşünmezsek her şey daha kolaylaşır. Öncelikle kendi içimizde kendimiz için, hissettiklerimizi kabullenecek sevgi dolu, güvenli bir yer yaratabilirsek, o zaman bunu kişiliğimizin tüm yönleri için de yapabiliriz.
Bu bölümde hissettiklerinizi reddetmemenizi istiyorum.
Bir sonraki bölümde hissettiklerinizi serbest bırakmanın neden faydalı olacağını söyleyeceğim.
Bu arada farkındasınızdır İstanbul’ a bahar geldi. Erguvanlar açtı. Tadını çıkarın.