Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Kasım '12

 
Kategori
Sinema
 

Hitchcock ve "Trendeki Yabancılar"

1951 yapımı olan Trendeki Yabancılar filmi Alfred Hitchcock’un ustalığını sergilediği filmlerinden biridir.Filmin giriş bölümlerinde hiçbir detay atlanmadan çatının kurulduğu görülmektedir. Film ayrıca, Amerikan sinemasının iyilerin kazanmasının gerekliliğine yönelik en güzel örneklerden biridir. Siyah beyaz çekilen filmin başrol oyuncularından Bruno Antony karakterinin canlandıran Robert Walker’in soğukkanlı oyunculuğu da dikkat çekiyor.

Guy Haines, başarılı ve ünlü bir tenisçidir. Evlidir fakat karısı Miriam, başkasından hamiledir. Miriam Guy’un tenis oynayarak para kazanması yüzünden ondan boşanmak istemez. Guy ise senatörün kızı Anne ile evlenmek ister. Guy, boşanmak isteğini karısına iletmek için çıktığı yolculukta Bruno Antony ile tanışır. Bruno, zengin bir ailenin çocuğudur fakat, disiplinli bir baba tarafından yetiştirilmesinin sonucu olarak bazı psikolojik sorunları vardır.  Bruno, Guy ile yakınlaşmak ister onun hakkında çok şey okumuştur. Guy ,bu yolculuk esnasında karısının kendisini aldattığını Bruno’ya söyler. Bruno da kendisinin babasından kurtulmak istediğini çapraz cinayet işlerlerse polisin kanıt bulamayacağını söyler. Yani Guy, Bruno’nun babasını , Bruno ise Guy’ın karısını öldürecektir. Guy, bu söylenenlerin ciddi olmadığını düşünerek oradan ayrılır. Bruno hiç vakit kaybetmez, Guy’un karısı Miriam’ı öldürür. Guy’ı karısından kurtardığı için kendisine borçlu olduğunu babasını öldürmesini ister ve hayatına dahil olmaya başlar. Guy’ı bir gölge gibi takip eder, toplantılarına katılır, nişanlısı ile tanışır ve maçlarına gider. Bu esnada Guy’ın sıkıntıları seyirciye geçecek boyutlara gelir.

Film içinde söylenen her cümlenin ustalıkla yazılmış bir senaryo ve kurguda, ilerleyen sahnelerde yerini bulduğunu görüyoruz. Korku sineması denince akla gelen usta yönetmen, katili filmin girişinde verip, masumun temize çıkması için tırmandırdığı gerilim seyirciyi dinamik tutmaktadır. Tenis maçı sahnesinin uzaması Bruno’nun sahte kanıtı düşürmesi ile Guy’un maçı kazanıyor gibi olması, Bruno’nun kanıtı tekrak ele geçirmesi , Guy’un maçı kaybediyor gibi olması eş zamanlı bir hareket katmıştır. Guy, Anne ve kardeşinin yardımları ile cinayet mahalline gitmeyi başarır. Bruno filmin son sahnesinde bile Guy’un suçlu olduğunu söyler. Son sahnelerde de masumlar ve iyiler yine kazanır.

Cinayet mahallindeki atlı karınca sahnesi oldukça etkileyicidir. İyi yine iyilik yapar ve Guy, Bruno’nun itelediği bir çocuğu kurtarır. Hiçbir film hilesinin kullanılmadığı bu sahne oldukça etkileyicidir. Gerek siyah beyaz olması, gerek günlük teknolojinin filmin şartlarında olmadığı için kullanılmaması çok temiz ve sade bir film olduğunu gösteriyor. Eski film izlemenin zevki de burada olsa gerek.   

 
Toplam blog
: 16
: 1110
Kayıt tarihi
: 30.09.10
 
 

Yalan Dünya ..