Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Mart '07

 
Kategori
Tarih
 

Hititler ve Kizzuwatna II

Hititler ve Kizzuwatna II
 

Kizzuwatna ile ilgili ilk yazımda da belirtttiğim gibi, Hitit çağında (M.Ö 1650-1200/1180) Çukurova’yı kapsayan alanda Kizzuwatna isminde bir krallık bulunmaktaydı. M.Ö 1400’lü yıllarda tamamiyle Hitit İmparatorluğuna bağlanan Kizzuwatna’nın adı bu tarihten sonra da Hitit metinlerinde sıklıkla anılmaya devam edilmiştir. Ancak bu söz edişler eskiden olduğu gibi politik değil dinsel konularla ilgili olmuştur.

Yoğunluklu olarak Hurri kökenli bir nüfusu barındıran Kizzuwatna topraklarında Hurri kökenli Tanrı ve Tanrıçalara ait kült merkezleri bulunmaktaydı. M.Ö II. Binyılda (II. Binyıl dediğim süreç M.Ö. 2000 ile 1000 yılları arasını kapsar) Kuzey Suriye, Çukurova ve Doğu Anadolu bölgelerinde yoğun bir Hurri nüfusu bulunmaktaydı. Asyanik bir halk olan Hurrilerin konuştuğu dilin günümüzde konuşulan diller içinde bilinen hiçbir akrabası bulunmamakla birlikte, doğu kafkas dilleriyle bir takım benzerlikleri olduğu dil bilimciler tarafından belirtilmektedir.

Önceleri Kuzey Suriye ve çevresinde küçük beylikler biçiminde örgütlenen Hurriler, M.Ö. 1550 yıllarında Mitanni isimli Hint-Avrupalı bir halkla birleşerek Hurri-Mitanni devletini kurmuşlardır. Hitit İmparatoru I. Şuppiluliuma tarafından ele geçirilene kadar Önasya dünyasının en önemli ve korkulan güçlerindenm biri olan Hurri-Mitanni devleti uzun süre Hitit egemenliğinde kalmış, Hitit İmparatorluğunun son dönemlerinde ise bölgede yükselen yeni bir gücün Assur İmparatorluğu’nun eline geçmiştir.Hurri-Mitanni devleti Hititlerin rakibi olduğu dönemde Kizzuwatna ülkesi üzerinde de büyük bir etkiye sahipti ve bu etki Kizzuwatna’nın Şunaşşura anlaşmasıyla tamamiyle Hitit sınırlarına katıldığı zamana kadar devam etti. Kizzuwatnalıların Hurri-Mitanni devletiyle yakınlıklarının en önemli nedeni, her iki ülkenin de Hurri etnik kökeninden gelen insanların çoğunlukta olduğu ülkeler olmasıydı. Aynı etnik guruba mensup olmanın beraberinde getirdiği dinsel ve kültürel bağlarda Kizzuwatna ile Hurri-Mitanni halklarını birbirine yakınlaştırmış olmalı.

Çok sayıda etnik grubu bünyesinde barındıran Hitit İmparatorluğu’nun içinde Hitit kültürünü en fazla etkileyen grup Hurriler olmuştur. Hitit kültürü üzerindeki Hurri etkisi özellikle din, kültsel uygulamalar, Tanrılar, fal ve büyü uygulamaları konusunda çok yoğun bir biçimde hissedilmektedir. Öyle ki, Hitit İmparatorluğu’nun başkenti Hattuşa’da bulunan Yazılıkaya Açıkhava Tapınağında resmedilen ve Hitit Tanrılar topluluğunu oluşturan Tanrıların neredeyse tamamı Hurri kökenli Tanrılardır. Söz konusu tapınağın ana panosunda resmedilen Baş Tanrı Teşup ve Baş Tanrıça Hepat’ta Hurri kökenli Tanrılardır. Hitit dini üzerindeki Hurri etkisinin Kizzuwatna ve Hurri kökenli bir rahibin kızı olan Puduhepa’nın, Hitit kraliçesi olduğu dönemde özellikle arttığını gözlemliyoruz. Zaten Yazılıkaya açıkhava tapınağı da Puduhepa’nın kraliçelik yaptığı dönemde tamamlanmıştır. (Yazılıkaya açıkhava tapınağı hakkında daha geniş bilgi edinmek isteyenler benim daha önce bu konuda yazıdığım yazıyı okuyabilirler http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=11295) Hitit dini üzerinde öylesine yoğun bir Hurri etkisi vardır ki, Hattuşa kentinde bulunan dini metinler, içerdikleri Hurrice terimlerin yoğunluğundan dolayı güçlükle anlaşılmaktadır.

Milattan önce 1950-1750 yılları arasında Anadolu’da ticaret kolonileri kuran Assurluların bu kolonilerde ele geçen çivi yazılı tabletlerinden anladığımız kadarıyla, henüz o dönemde bile Orta Anadolu bölgesi de dahil olmak üzere Anadolu’nun bir çok yerinde Hurri kökenli insanlar yaşamaktaydı. Ancak tarihi ve arkeolojik verilerinde kanıtladığı gibi Hurrilerin en yoğun bulunduğu ve dolayısıyla kültürel olarak ta en çok etkili oldukları yerler: Güneydoğu Anadolu, Kuzey Suriye, Doğu Anadolu ve Çukurova bölgeleriydi. Hitit krallığının kurulduğu yıllarda Hitit dini üzerinde çok yoğun bir Hurri etkisi görmüyoruz ama Hitit tarihinde Orta Krallık olarak adlandırılan ve M.Ö.1450 yıllarında başlayan süreçten sonra tüm Hitit kraliçelerinin isimlerinin Hurrice olduğunu ve Hitit krallarının da mutlaka ikinci bir Hurrice isim aldıklarını goruyoruz. Bunun yanında dini ve kültürel anlamda da yoğun bir Hurri etkisinin Orta Krallık döneminden başkent Hattuşa’da dahil olmak üzere Hitit ülkesinde gözlemlendiğini biliyoruz. Almanya’daki Tübingen üniversitesinde uzun yıllar görev yapmış olan Türk Hititolog Prof. Dr. Ahmet Ünal, bu yoğun Hurri etkisini Orta Hitit döneminden itibaren Hitit tahtına Hurri kökenli bir hanedanın geçmiş olduğu hipoteziyle açıklamaya çalışmaktadır. Ancak Ahmet Ünal, bu öneriyi yaparken inandırıcı bir kanıt ortaya koymadığı için bu fikri Türk ve yabancı meslekteşlarının çoğundan destek bulamamıştır. Doğrusu bende isimlerden yola çıkarak “bu dönemde Hitit tahtına Hurri kökenli bir hanedan geçmiştir” çıkarımına varmanın çok doğru olmadığını düşünüyorum. Çünkü elimizde böyle bir hanedan değişimine işaret eden tarihsel bir bilgi bulunmuyor. İsimler ise salt o dönemde Hurrice isimlerin moda olmasından kaynaklanan bir şey bile olabilir. Konunun uzmanı olmayan arkadaşları çok fazla sıkmamak ve konuyu dağıtmamak için Kizzuwatna’nın Hurri kültürünün Hititlere aktarımı konusundaki öneminden söz etmek ve konuyu bağlamak istiyorum.

Hurrilerin nüfusun çoğunluğunu oluşturduğu Kizzuwatna ülkesinin Hititler açısından önemi, kültürel ve ticari olarak iki farklı açıdan ele alınabilir: Yukarıda da belirttiğim gibi kültürel anlamda Hurri kültürünün ve dininin Hititlere aktarılmasında Kizzuwatna ülkesinin katkısı büyüktür. Hititlerce en önemli Tanrı olarak görülen Fırtına Tanrısı Teşup ve onun eşi olan bereketlilikle ilgili Tanrıça Hepat’ın Kizzuwatna ülkesinde tapınım merkezleri bulunması bile Kizzuwatna’nın Hitit kültürü üzerindeki etkisini göstermesi açısından dikkate değer niteliktedir. Ayrıca Kizzuwatna, Mezopotamya kültürünün Hititlere aktarılmasında da aracı bir rol oynamış olmalıdır.

Kizzuwatna, sahip olduğu liman kentleri vasıtasıyla da Hititlerin denize açılmasının anahtarını elinde tutuyordu. Hitit metinlerinde Ura isminde bir Kizzuwatna liman kentinin adı geçmektedir ve söz konusu kentin Hitit ticareti açısından taşıdığı önem metinlerden açıkça anlaşılmaktadır. Henüz yeri tam olarak tespit edilememiş olan Ura kenti, Hititolog Prof. Dr Ahmet Ünal tarafından Mersin’deki Yümüktepe höyüğüyle eşitlenmek istenmektedir. Ancak bu konuda bilim adamları arasında kesin bir mutabakat bulunmamaktadır. Şunaşşura anlaşmasıyla Hitit topraklarına katılan Kizzuwatna’nın Hititler açısından önemi, Hitit İmparatorluğu’nun yıkılışına kadar devam etmiştir: Bir kara devleti olan Hititlerin deniz ile pek ilgileri yoktu ve gerekli olduğu zamanlarda da kendilerine bağlı devletlerin donanmalarını kullanıyorlardı. Denize açılmaları gerektiğinde kullandıkları limanlar ise olasılıkla Kizzuwatna’nın limanlarıydı. Hurri kökenli Tanrıların kutsandığı kentleri ve kült merkezleriyle bilinen Kizzuwatna, bu dini önemini her daim korumuş ve Hitit dinini etkilemeye ve giderek Hurrileştirmeye katkıda bulunmuştur. Daha evvel de belirttiğim gibi Kizzuwatna ülkesindeki Lawazantiya kentinin rahibi Pentipşarri’nin kızı olan Hurrili ve Kizzuwatnalı Kraliçe Puduhepa’nın döneminde (Puduhepa hakkında daha kapsamlı bilgi almak isteyen arkadaşlar "Kizzuwatnalı kraliçe Puduhepa" isimli yazımı okuyabilirler http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=16956) Hitit kültürü üzerindeki Hurri etkisi daha da yoğunlaşmış ve Tanrılar Hitit ülkesinde Hurrice isimleriyle kutsanır olmuşlardır. Kizzuwatna ülkesindeki en önemli kült merkezleri: Lawazantiya ve Kummanni kentleriydi. Bu kentlerin lokalizasyonları konusunda çeşitli öneriler bulunmakla birlikte bunlar bir netlik taşımamaktadır. Kizzuwatna’nın diğer önemli kentleri ise: Tarşa, Adaniya ve Ura olarak sıralanabilir. Tarşa’nın Tarsus’taki Gözlükule höyüğü olduğu, burada Hitit kralı Telipinu ile anlaşma yapan Kizzuwatna kralı İşputahşu’ya ait bir mühür baskısının ele geçmiş olmasından dolayı kesin olarak bilinmektedir. Adaniya ve Ura’nın konumu ise hala tartışmalıdır. Çukurova Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr Serdar Girginer, Hitit çağında Kizzuwatna ülkesinin yer aldığı Çukurova’da yaptığı arkeolojik çalışmalar neticesinde Adana’daki Tepebağ höyüğünün eski Adaniya kenti olabileceğini önermektedir. İleride bu bölgede yapılacak kapsamlı kazılar bu sorunun kesin yanıtını verecektir.

Kizzuwatna ile ilgili en önemli problem, bugune değin bu ülkenin kendi yazılı arşivlerinin bulunamamış olmasıdır. Bundan dolayıdır ki, Kizzuwatna ile ilgili bilgilerimiz büyük oranda Hitit kaynaklarına dayanmaktadır. Bir gün Kizzuwatna’nın kendi arşivleri bulunacak olursa, bu ülke ile ilgili bilgilerimiz çoğalacak ve daha da güvenilir hale gelecektir.

Blog Resim: Kizzuwatna ülkesinin yayılım alanını gösteren harita. Yeşil renkle belirlenen bölge Kizzuwatna'yı götermektedirhttp://arkeoloji.cukurova.edu.tr/Serdar/Makaleler/Develi_Sempozyumu/Hrt2.jpg

 
Toplam blog
: 130
: 5076
Kayıt tarihi
: 08.08.06
 
 

Ege Üniversitesi Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi bölümü mezunuyum. Şu anda Marmara Üniversitesi ..