- Kategori
- Gündelik Yaşam
Hıyar ağası

Köylülere göre adı "Hıyar".Kibarcası "Salatalık."
Şu günlerde sahiller cıvıl cıvıldır.
Nereden mi biliyorum?
Televizyonlardaki magazin programlarından ve de gazetelerin magazin eklerinden.
Bütçem bir sahilde ya da bilmem kaç yıldızlı bir otelde, “on gün” tatil yapmaya hiçbir zaman uygun olmadı.
30 yılı geçti. Bu mesleğe girdim gireli hiç tatil yapmadım.
Bir günlüğüne tesadüfen gittiğim yerler oldu. Onların da önemi ve hesabı yok.
Yazlığı olan çift maaşlı arkadaşlar da, bizi hiç davet etmediler yazlıklarına. Sağolsunlar.
Tatil dönüşlerinde, onların deniz maceraları da bizi bıktırdı.
Okkalı adamız biz. Oturuyoruz efendim, yaşadığımız yerde. Kazdağları’nın içinde. Serin serin. Pinekleyip duruyoruz.
Gerçi, aşabilsek arka yüzüne Kazdağları’nın. Denizi göreceğiz de. Aşamıyoruz. Biz, Kazdağları’nın deniz olmayan “garip” tarafında oturuyoruz. Mecburen, mecburiyetten.
İnsanımızın yüzde doksanı, “gün doğumunda kalkıp, gün batımında” yatıyor. Çalışmaktan başka bildikleri bir şey yok. Çalışmazlarsa aç kalırlar. Televizyona bakmak, gazete okumak hak getire.
Yorgunluktan, vatandaş perişan oluyor.
Eda Taşpınar’ın bikinisinden, Seda’nın kilolarından bize ne. Ajda, gençlere taş çıkartırmış. Bilmem kim, sevgili değiştirmiş. Bize ne? Serdar Ortaç, sahneye geç çıkmış. Neyimize?
Bodrum’da sosyete, “bir bira ile bir lahmacuna” 35 lira veriyormuş.
Tatlıses, çorbacı açılışına katılmış. Mış, mış, mış.
Ne olmuş. Bizde sarısıcak altında sabahtan akşama 20 liraya çalışıyoruz.
“Bulgur pilavı soğan festivali” yapıyoruz.
Aspendos’a giriş 15 liraymış. Olsun. Biz taş mı görmedik?
Otellerde günlük ücretler, Türk vatandaşlarına 100 lira, yabancılara 40 liraymış. Olsuuuunn.
Biz kendi memleketimizde mülteci olmuşuz.
Olsun.
Kimisi çorbacı açılışı yapar. Kimisi denizde açılır. Kimisi sahillerde açılır saçılır.
Bizim, her yerimiz açık saçık.
Bütçemiz açık.
Gönlümüz açık.
Kapımız açık.
“Kapalı bir hayatın içinde”, açıkta yaşıyoruz.
Çep delik, cepken delik.
Kevgir utansın.
Sahillerde, orada burada, şu yaz günlerinde, gününü gün edenler olduğu gibi.
Ekmek için buğday.
Sebze.
Meyve.
Yenilebilen her şeyin üretimini yapan insanlar, durmadan çalışıyorlar.
Onların, ”magazine” konu olacak hayatları yok.
Onların hayatları, “çok sade ve tekdüze.”
Yenice’nin bazı köylerinde, turşuluk “hıyar” ekimi yapılıyor.
Bir dönüm tarlayı ekip de, hıyarları toplayabilene helal olsun.
Hıyarlar bir elin en küçük parmağı büyüklüğünde olacak. Minik minik.
Onlarcası, bir kilo anca geliyor.
Hıyar küçükse, fiyatı fazla.
Hıyar büyüdükçe, fiyatı düşüyor.
Başka hıyarlarla karıştırmayın(!)
Bu hıyarın, küçüğü makbul.
Hıyarların numarası var, elekten geçiriliyor.
Bugünkü alım şöyle.
Ali Dayı, ”10 kilo 1 numara, 30 kilo 2 numara, 45 kilo 3.numara” hıyar teslim etti.
Ali Dayı’nın toplamda teslim ettiği hıyar, 85 kilo.
Hüseyin Amca, bugün 110 kilo hıyar teslim etmiş. Bakalım listeye. Hüseyin Amca’yı geçen var mı?
Bakalım, bakalım. Yok.
Hüseyin Amca, bu günün “Hıyar Ağası” oldu.
Hayırlı olsuuuun.
Getirin çayları.
İçilir çaylar. Bu günkü, “hıyar parası” bacakları salladı.
Birisi ağa olsun .Olsun da.
Şu anda, hiç “Hıyar Ağası” kalmadı.
Neden mi?
Hıyar ucuz. Nerdeyse bedava.
Hıyar toplamak için işçi tutuyorsun. Toplanan hıyar, işçilerin yevmiyesini karşılamıyor.
Açık var. Her gün zarar artıyor.
Elde kalan bir, “Hıyar Ağalığı”
İşte bizim ağalığımız böyle.
Hangi ağa sahile gidip de, uzanabilir kumlara. Akşama kadar yan gelip yatabilir.
Herkes sahillerde 11 yatarken, biz evlerin içinde 8 yatıyoruz.
Şu üreticiler, şu köylüler ürettikleri ürünler kadar bile olamıyorlar.
Lâpseki Kirazı, Yenice Peyniri, Kazdağları Kekiği…
Karpuzlar, kavunlar, kelekler, hışırlar…
Domatesler, biberler, soğanlar, sarımsaklar…
Kerevizler, maydanozlar, enginarlar…
Turşular…
Beş yıldızlı otellerin başköşelerine otururken, “elleri nasırlı olanlar” otellerin kapılarına bile yaklaşamıyor.
“Hıyar Ağaları”
Bu ağalık size çok bile.
8 yatmaya ve rüya görmeye devam.
Rüyalarınıza sahip çıkın, onları bari kaptırmayın.