- Kategori
- Deneme
Hızlı-yavaş, az-çok, büyük-küçük gibi net bir ölçü ifade etmeyen kavramlar hayatı zorlaştırıyor

Daha doğrusu yaşamı belirsiz hale getiriyor… Ölçmüş biçmiş rakamsal konuşsak… Ama nasıl olacak…
Bunlarla ilgili; kafamızda, “Acaba ne kadar?” sorusu olur…
Şoför hızlı gidiyorum diyor; ne kadar hızlı? 120 mi, 140 mı,160 mı?... Bunların her biriyle ilgili farklı davranışlarımız olabilir…
Hadi bunu sorduk öğrendik; şu kadar çok, bu kadar büyük… Dediğimizde gerçek durumunu nasıl öğreneceğiz? Detaya inmemiz gerekecek: 100 m2 ev mesela, 500 kilo ağırlığında boğa.
Ama her zaman detaya inemiyoruz artı yine de “ne kadar” olduğunu bilmek istiyoruz…
Hayatı bunlardan arındırıp (özellikle bilmemiz gereken konularda) biraz net/rakamsal konuşmaya çalışsak…Mesela az koyun diyeceğimize kaç taneyse…Onu da mı sayamıyoruz? Karşındaki kafayı yiyor; iki mi, üç mü?
Özellikle kıymetli ve sahip olmak istediğimiz şeylerle ilgili net bilgi isteriz.Askeri konularda da kullanılamaz bunlar.Çok tankım, birkaç tane denizaltım var diyemezsin; silahların mermilerini bile tek tek bildirmek zorundasın.
Sağlık konusunda da öyle… Ağzımda birkaç tane dişim var… Ona göre yemek vereceğim, ona göre belki tedavi edeceğim… Sayısını, türünü bilmem gerekebilir.
Bunları böyle rastgele kullanıyoruz ama kimse de bir şey anlamıyor… Yavaş geliyorum diyen şoförün “yavaş”ı belki saatte 100 km. Sen ona göre kendini ayarladın, yandın; niye 100’le geliyorum dese…
Az yemek ver dedi, adamın “az”ını bilmiyorsun, koydun önüne bir kaşık çorba… Bir kase dese… Yarım döner, diyor mesela; “yarım döner” i biliyorsun…