- Kategori
- Mizah
Hocam, kurbanımız olur mu?
“Aloo! Müftülük mü?”
“Eveet! Buyruun!”
Sesinden tanıdım hemen! Arkadaşım yanlışlıkla bizim evi arıyor!
“Selamünaleyküm hocam!”
“Aleykümselâm muhterem kardeşim! (gülmüyorum ki bakayım ne derdi var!)
“Hocam bir maruzatım vardı da onun için rahatsız ettim sizi!”
“Derdini söylemeyen derman bulamaz sevgili kardeşim! Buyur!”
Tanımıyor da!
“Hocam ben geçen Kurbanda ineği kaçırdım! Bayram sonu bulabildik hayvanı! Bu yıl aynı hayvanı kurban edebilir miyim?”
“O hakkını kaybetti!”
“Ne yapayım peki?”
“Kes komşulara dağıt! Sevabına!”
“Sevabı olur değil mi?”
“Olmaz mı? Kat kat hem de!”
“Garajda keseyim bari! Sağ ol Hocam! İyi oldu bu! Kaç aydır bakıyorduk hayvanı!”
Kapattı!
Giyindim kahveye çıktım! Birazdan gelir tahminim!
Geldi yanıma oturdu!
“ Gel kasabın yanına gidelim seninle Ahmet!”
“Et mi alacaksın? Beni yorma oraya kadar!”
“Yok yahu! Hayvan kestireceğim ona!”
“Adağın mı var?”
“Yok ya! Biz geçen kurbanda hayvanı kaçırmıştık, bayram sonu bulduk onu! Kaç aydır bakıyoruz! Hanım illallah etti! Garajı rezil etti! Biraz önce Müftülüğü aradım! Ondan kurban olmaz bir daha dedi! Sevabına keseceğiz işte!”
“Bilmem ki! Kasaplar genelde kesilmiş hayvanları keserler! Beni yorma! Sen git de sor! Hem nasıl kurban olmuyormuş? Yanlış fetva vermiş!”
“Hadi lan, sen ne anlarsın! Müftülüğe sordum diyorum!”
Kalktı ayağa, çayını bile bitirmeden çıktı kapıdan!
Çıkarken de “ Et istersin ama!” dedi!
Peşinden bağırdım!
“Müftülüğe de götür ha! Unutma!”
Akşam oldu, evden aradım telefonunu!
“Alooo! Muhterem kardeşim, ne yaptın? Kestin mi hayvanı?”
“Aaa! Hocam, yeni bitirdik doğramasını! Etini ayırıyoruz! Yarın nasipse getiririm!”
“Eve getir eve! Bu akşam beklerim!”
“Olur tabi! Verin hocam adresinizi! Hemen getireyim!”
Bizim evin adresini verdim!
Cepten aradı beni!
“Ahmet ya! Müftülükte görevli biri var mı sizin evde?”
“Vaaar! Niye sordun?”
“Merak ettim de!”
“Yeni taşındı yan daireye! İyi hocadır! Takıldığın yerleri gelip sorabilirsin!”
“ Olursa ararım!”
Yarım saat geçmedi kapının zili çaldı!
Hanıma seslendim.
“Kapıya bak; arkadaş et gönderdi bize! Hocayı sorarsa namazda dersin!”
Anlamadı ama gitti kapıyı açtı!
Etle geldi!