- Kategori
- Mizah
Nasrettin Hoca bir gün

Nasrettin hoca, arkadaşlarıyla yemek üzerine sohbet ederken, söz döner dolaşır helvaya gelir. Biri, “Şu anda neye sahip olmak istersin?” diye sorar Hoca’ya. Hiç düşünmeden cevap verir Hoca: “Helvam olsun isterim. Uzun zamandan beri helva yemeye fırsatım olmadı”. Nedenini de açıklar hemen, “Unumuz olduğunda şekerimiz yoktu. Şu anda biraz şekerimiz var, fakat yağımız yok. Yağı bulduğumuzda da un bulamayız. Bu yüzden helva yiyemedim.” Arkadaşları da, tüm malzemenin tam olarak bulunduğu bir anının olup olmadığını merak eder. Bunun üzerine Hoca şöyle cevap verir: “Ha, o zaman da ben evde değildim.”
Hocamız hep onun fıkraları ile büyüdük. Göle yoğurt mayalama hikayesini bilirsiniz aslında olayın esası şu imiş; bende duyduklarımın yalancısıyım.
Nasrettin hoca bekâr bekâr, köy köy dolaşırken bir göle rast gelmiş "Dur yahu, şu kirlenmiş kabı kacağı yıkayım iki dakikada" diyerek bulaşık yıkamaya koyulmuş.
Kendisini görüp "hocam kolay gelsin, benim bulaşıkları da yıkasana" diye kikirdiyen gencin, yıllardır özenle kurduğu karizmayı bir çırpıda dağıtabileceğini fark etmiş ve "göle maya çalıyorum Allahın kulu, ne bulaşığı?" cümlesiyle fıkraya start vermiştir. Hani diyorum bilenler bilmeyenlere anlatsın, böyle iken böyle olmuş...
İşte bir fıkra daha ama bundan hocamız mesul değildir duyurulur...
İki arkadaş sinemaya gitmiş. Oturmuşlar koltuklara, kim var kim yok diye bakınmışlar şöyle etraflarına. Derken biri diğerini dürtmüş; bak bak demiş, şu ön sıradaki beyaz sakallı adam aynı hoca Nasrettin... arkadaşı umursamaz yanıt vermiş, yok yaaa o öleli çok oldu...
Arkadaşının korku ile gözleri açılmış; ama kımıldıyooooor !!
Bu da bir bayram tadı…) Hoca Nasrettin’ siz bayram olmasın. Sevgi ile kalın efendim.