- Kategori
- Sinema
Hokkabaz
Ne zaman yeni vizyona girmiş bir filmi izlemek istesem mutlaka bir biri ardına işlerim çıkar benim.
Bir filmi vizyondayken sinemada izlemeyi, her zaman televizyon veya DVD den izlemeye tercih etmiş biri olarak, bu ihmal ve erteleme değişmez kuraldır bende. Sonuçta bir fırsatını bulup sinemaya giderim elbet ama ben gidene kadar film çoktan yüzlerce seyirciyle buluşmuş olur.
Hokkabaz için de aynı şeyleri yaşadım. Film vizyona girdi, bir milyon küsur kişi filmi izledi, kimi izleyici beğendi, kimi beğenmedi acımasızca eleştirdi ama ben yine zamanında izleyemedim Hokkabaz'ı.
Çok uzatmayayım, geçtiğimiz cumartesi kendime fırsat yaratarak Hokkabaz'ı izlemek üzere sinemanın yolunu tuttum.
Filmi izlerken ve film bittikten sonra şu soruları sormadan duramadım kendime : "Biz neden meyve veren ağaçları acımasızca taşlayan bir toplum olduk?'' ''Bir film vizyona girdiğinin ilk haftasında kötü film olarak yargılanabilir mi ve bu etik midir?'' Herşeyden önce iyi de olsa, kötü de olsa ortada harcanan bir emek var. Öncelikle emeğe saygı göstermemiz gerektiğine inanıyorum. Bir de farklı bir boyuttan bakalım: '' Acaba zor beğenen bir toplum mu olduk?''
Herkes ne düşünür bilemem ama ben hokkabaz'a bayıldım. Kurgusu da, oyuncuları da güzeldi. Mükemmel bir ekip çalışması gördüm ben o filmde. Cem Yılmaz mı? O zaten Türk Halkı'nın göz bebeği.
Unutmadan şunu da ekleyeyim yazımın sonuna. Asla film eleştirmeni değilim. Sıradan bir sinema severim. Hokkabaz'ı da sıradan bir sinema sever gözüyle izledim zaten. Sinema severliğim sıradandır belki ama, her koşulda emeğe saygı gösterenlerdenim. Bu yüzden ellerine sağlık Cem Yılmaz.