​ Hoşgeldin 2009 / Yılbaşı / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ocak '09

 
Kategori
Yılbaşı
 

Hoşgeldin 2009

Hoşgeldin 2009
 

2008 yılı bitti…

Yeni umutlarla dolu 2009 hoş geldi, sefa getirdi.

2009 yılında beklentiler ne?

Önümüzde yapılacak yerel seçimler, iktidarın dağıttığı kömür ve gıda maddelerinin galibiyeti ile mi sonuçlanacak, yoksa yaratılan ekonomik mucize(!)nin galibiyeti ile mi?

Gelişmiş bir toplum yapımız olmadığı için böylesine sorulara kesin cevap vermek pek mümkün olmuyor.

İnsanlarımız, iktidarın izlediği politikaların yerine kapısına getirilen birkaç çuval kömür ve bir koli içindeki yiyecek maddelerine bakıyor.

Onlar için yapılan yolsuzlukların pek de fazla önemi yok.

Tıpkı birkaç çuval kömür ve bir koli gıda maddesine muhtaç hale getirilmelerinin sorgusunun yapılmadığı gibi!

Bir de kendilerine aydın diyerek, ülkeyi satmaya kalkanların, ülke değerlerini hiçe sayanların çoğaldığı, menfaat ilişkilerinin en üst seviyeye çıktığı bir dönem yaşıyoruz.

Şöyle bir hafızaları yoklayıp, kime aydın denirmiş bakacak olursak:


Aydın kime derler? Weber’e göre:
“Yaşadığı dönemin koşullarını iyi analiz edebilen, düşünen, üreten, ürettiklerini paylaşan, çağı yakalamış ve hatta aşmış, içinde yaşadığı topluma yabancılaşmadan ve her zaman toplumunun önünde olarak onun değişimine ve ilerlemesine katkı sağlayan insan tipi...”


Bizde kendilerine aydın diyenler ile Weber’in yaptığı aydın tarifi ne kadar birbirine zıt! Bizim sözde aydınlarımız, üretime katkı yapmadıkları gibi, üretim yapanları küçük görme alışkanlıkları ile çağdaşlıktan uzak, halkı küçük gören, kendilerini halktan ayıran ve ülke menfaatlerini, kendi menfaatlerinden sonra gören bir topluluk!


İşte böylesi bir ortamda, ekonomik krizlerle boğuşup, yüz binlerce insanın işsiz kaldığı, cari açığın tavan yaptığı, iktidarın, Laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu, türbanın Velev ki simge olduğu, Fenerin sadece belirli kişileri aydınlattığı, biat kültürünün topluma dayatıldığı, yolsuzlukların alıp başını gittiği, Sadaka Ekonomisinin, sosyal devlet ilkesi ile bağdaştırıldığı, yalanın, talanın, insanların gözünün içine bakılarak söylendiği, yeni bir yılı kutlamanın karşılığı olarak insanlara küfür edildiği, bir ortamda(Daha söylenecek çok şey var ama…) yeni bir yıla girdik!

Biraz da yalan üzerine duralım ne dersiniz.

Halktan oy almak için dağıtılan ucuz ve kalitesiz kömür ile yapılan oy avcılığını, sosyal devlet ilkesini işletmek olarak topluma gösterme çabasında olanların ne kadar doğru söylediklerinin sorgulanması gerekmiyor mu?

Şöylesine bir özlü sözün yeri değil mi?

“Yalancıya ölçüsüz hayranlık kölelikten gelir. Ancak ruhları ve beyinleri köleleşmiş olanlar, yalancıya sevgi, saygı, bağlılık duyarlar.”

İşte böylesine bir ortamda yeni bir yıla giren ülkemiz, girdiği yeni yıldan beklentileri nelerdir? Bunu sorup, araştıran var mı?

Toplum öylesi bir hale getirildi ki! Atalarımızın günahlarını sorgulayacağımıza, kendimiz günah işlemekten kaçınmıyoruz... Karanlık sayfaları kucaklayanlar, dostlukların pekişeceğini sanıyorlar.

Böylesi bir ortamda, yeni geleceklere umutla bakmak, belki insanlarımızı iyimser yapar diye düşünmek istiyorum. Ancak iyimserlik için atılan adımların bile, sadece düşmanlıkları hortlattığını görüyorum...

İşte 2008 yılının sonunda kamuoyuna açıklanan o meşhur inceleme raporunda, Anadolu kentlerinin nasıl ötekileştirilip, toplumun ikiye bölündüğünü görüyoruz.

İktidar kendi eli ile halk arasında düşmanlıkları hortlatıp, bundan yarar umuyor! Ve bizler böylesi bir ortamda Hoş geldin 2009 yılı diyoruz.

 
Toplam blog
: 3842
: 3093
Kayıt tarihi
: 23.03.08
 
 

Antalya'da 1956 yılında doğdum. Emekliyim, Üniversite mezunuyum. Evliyim, bir oğlum var Mimar. Gü..