- Kategori
- Futbol
Hoşgörülü Süleyman Seba adını hoşgörüsüz Lig’de yıpratmak yetmedi mi?

Yaşarken, “güç” azalmışsa, “güce tapan”lar çevreden, bahanelerle yavaş yavaş uzaklaşır.
Gün gelir, ölüm, uzaklaşanları, başkalarından geride kalmamak için “öne geçme yarışı”na iter. Yaşarken “değer”i görmezden gelenler, ölümle, kendilerince “değer” biçerler. Oysa Namık Kemal’in “Hürriyet Kasidesi”ndeki bir beyti, yaşarken de “değerli” olanı ne güzel anlatır:
“Yere düşmekle cevher sakıt olmaz kadr ü kıymetten”
(Cevher, yere düşmekle değerinden hiçbir şey yitirmez.)
“Cevher”, her zaman değerini korur; o korumada, ölüm sonrası ölene sahip çıkmayla kimileri ancak kendilerine yontar. Musalla taşı karşısında “saf tutmak”, “el bağlamak”, ancak bir saygı ifadesi, vefa gereğidir. Bu, kimileri için, Bâki’nin dediği gibi, “güzel neden bulma” sanatından öteye gitmez:
“Kadrini sengi musallada bilüp ey Baki?
Durup el bağlayalar karşında yârân saf saf”
*****
Süleyman Seba’nın ölümü üzerine çok şey söylendi.
Söylenenlerden çoğu da sıradan, anılardan yola çıkarak, ölüm üzerinden kendine pay çıkarmaktı. Söylenenler içinde, bizce, en yerinde olanı, Fikret Orman ile Aziz Yıldırım’ın birleştiği “yaşarken değerini bilmek” saptamasıydı. Bu saptamanın içinde “beni öne çıkarma” olmadığı gibi, Süleyman Seba’ya “gerçek değeri” verme, saygıda kusur etmeme vardı.
("Öldükten sonra değer bilmek hiçbir işe yaramaz. Keşke Süleyman Abi buradaki mahşeri kalabalığı, sevgi ve saygıyı görebilseydi. Her zaman dürüst, namuslu bir insandı. O Türk sporunun aksakallarından biriydi. Öyle bir insanın abim olmasından sürekli mutluluk duyacağım. “ Aziz Yıldırım)
Süleyman Seba’nın ölümünden sonra Süper Lig’e, 2014-2015 sezonu için, “Süleyman Seba Sezonu” demek akla gelmişti.
Niye?
“Çünkü Süleyman Seba taraftarken diğer renklere saygısıyla, futbolcuyken meslektaşlarına karşı efendiliğiyle, yöneticiyken centilmenliğiyle, başkanken efendiliği, centilmenliği ve saygısıyla, ömrünün sonuna kadar da duruşuyla, hayatının her aşamasında futbolun saygınlığı konusunda hepimize örnek oldu. Vefatıyla da hepimize, tüm farklı renklerimize rağmen, futbolun en güzel değerleri etrafında bir araya gelebileceğimizi gösterdiği, 'biz' olabileceğimizi kanıtladığı için, bu sezona Süleyman Seba Sezonu adını verdik.” (TFF Başkanı Yıldırım Demirören)
*****
Hoşgörülü Süleyman Seba adını hoşgörüsüz Lig’de yıpratmak...
Çünkü:
Passolig, tribünleri boşalttı.
“Milli ruh”un ruhuna iyice fatiha okundu!
Milli maçlarda, milli formayı üzerinde taşıyanlara bile küfretmek, “kazanılmış hak”tan sayıldı yine.
TFF, küfreden taraftarın kulübüne durmadan para cezası kesti.
Küfreden taraftarı oturduğu koltuğa göre yakalama güvencesi veren Passolig, olanları “pas” geçti.
Çoğu “spor programı”da “spor”dan başka her şey vardı.
Ve...
Ve de ve...
“Süleyman Seba Sezonu”nda, bir bakıma, Süleyman Seba’nın kemikleri sızlatıldı.
*****
Değerli yazarımız Atilla Gökçe’in dünkü yazısını okurken düşündük.
("Ölümsüz spor adamı Süleyman Seba’ya adanan 2014-15 futbol sezonu bitti.(...) Türkiye Futbol Federasyonu’nun saygıya adanmış bu kararı, 2015-16 sezonunda da sürmeli.")
Ve sormak farz oldu.
Son söz:
Hoşgörülü Süleyman Seba adını hoşgörüsüz Lig’de yıpratmak yetmedi mi?
https://www.facebook.com/turgutcelik