Hrant Dink cinayeti ve Trabzon / Sosyoloji / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ocak '07

 
Kategori
Sosyoloji
 

Hrant Dink cinayeti ve Trabzon

Hrant Dink cinayeti ve Trabzon
 

Yaşadığımız coğrafyanın dokusu, neden içerisinde farklı düşünceleri yaşatmamaya meyillidir? Bizden olmayana bu öfke neden? Her fikrini beğenmediğimizi, bir köşede kıstırıp yok etme gayretinin toplumsal dinamikleri neler?

Hrant Dink’in katilinin ilk kamera görüntülerini televizyonda görünce “ bu çocuk kesin Karadenizli” dedim kendi kendime. Tipik bir Karadenizli gibi görünmüştü bana. Ancak yine de TAYAD’lı gençlerin linç edilmeleri ve Rahip Santorio cinayetinden sonra, bir Trabzon kökenli olarak yakıştıramamıştım bir cinayeti daha Trabzonluluğa..

Utandım belki de. Böylesine pratik zekalı ve esprili, aynı zamanda zor yaşam koşullarının insanlarının, toplumda var olduklarını ortaya koyabilme gayretlerinin bu kadar dar bir alana sıkışmış olması başlı başına sosyolojik araştırma konusudur.

Hoş bu ülkede en tepedekilerin bile birbirlerine ya da muhalif söylemlere tahammülsüzlükleri, o kadar had safhadadır ki, bunun siyasi yansımasının ara sokaklarda yaşama savaşı veren gençlere başka nasıl tesir etmesini bekleyebiliriz?

Hatırlayalım, çok nazik diye övülen Bülent Ecevit’in, DSP son kongresinde genel başkan adayı Sema Pişkinsüt’e, bırakın konuşma hakkını, oturacak bir sandalye bile vermemesi, yine son MHP kongresinde potansiyel Genel Başkan adayının önünü kesmek için partiden atılması, çok sert geçen CHP kongresinde yaşananlar, AKP’de Genel Merkezin istemediklerinin adaylıktan el çektirilmesi aday olup kazansalar bile anında görevden alınmaları ve daha nice vakıf vb kurumların başlarının seçimlerinde yaşanan tahammülsüzlüklerin topluma yansımalarının nasıl olacağını bekleyebiliriz ki?

Bu nedenle siyasilerin Hrant Dink’in cesedi üzerinden, farklılılara saygı gösterilmesine yönelik gevezeliklerine fazla da itibar etmemek lazımdır.

Zira görünen o ki, Trabzonlu cahil katile tesir eden, yaşam hakkı ve farklılıklara saygıyla ilgili günü kurtarma geyikleri değil, siyaset makamlarını işgal edenlerin fiili davranışları ve bu davranışları destekleyen siyasal kültürleri olmuştur.

Ülkemizin bir çok yerinde olduğu gibi Trabzon’da da kendi kendini besleyen sınırları çok da belli olmayan ve görünen o ki yarardan çok zarar veren bir milliyetçilik anlayışı “ben varım ve buradayım” demek isteyen delikanlıların sarıldıkları son kale olarak ortadadır.

17 yaşında çocukların eline silah vererek, cezadan yırtmayı akıllılık sanan, tarihsel birikimden, ekonomiden, dünyanın gidişatından yoksun cühela takımı, bırakalım ülkenin sorunlarına milliyetçi yaklaşımlarla fayda sağlamasını, aksine kabul edilebilir bir milliyetçilik anlayışına bile ne kadar zarar verdiklerinin farkındalar mı acaba?

Tek bir fabrikası olmayan, tapınma derecesinde asker ve polis sevgisi ile dolu, enerjik, dinamik ve daha çok da Osmanlı devrinde çok önemli bir ticaret kenti olan Trabzon’un, ülkemizin uluslar arası sorunlarından bazılarının içine, hem de cinayetlerle dahil edilmesiden birileri sorumlu olmalı.

Karadeniz insanının ülke sevgisini silaha indirgeyerek, farklılıkların törpülendiği bir ülkenin tetikçileri haline getirmek bu kadar kolay olmamalıdır.

Bu tip siyasi cinayetlerin ülkemizin başına açacağı belalardan başka, Trabzon’un itibarını da yerlerde süründürülmesi üzerinde düşünülmesi gereken bir başka konudur.

Trabzon ile ilgili son yıllarda medyada yer alan bu çirkin haberler, çok baskın bir kültürel birikim yöresi olan Trabzon’un ve Trabzonluluğun bir bütün olarak iyi yönetilemediği gerçeği ile yüzleştirmektedir bizi. Bu inkar edildiği sürece, çözümden hep uzak kalınacaktır.

Trabzon kullanılıyor ve bu güzide kentin dinamikleri bir aymazlık içerisinde buna izin veriyor. Umuyorum ki; bu kültür kentinin akil insanlarının, artık böyle yıpratıcı yakıştırmalarla anılmamak için daha fazla gayret edeceklerdir.

Eğer bu ülkeyi idare edenleri başta olmak üzere Trabzon’un önde gelenlerinin, bu kentin yanlış yola girmiş rotasını düzeltmeye daha da geç kalmaları durumunda Trabzon ge-ri-le-me-ye başlayan bir kent haline gelecektir. Bundan da tek yarar sağlayacak olan, yine bu ülkenin düşmanları olacaktır.

Tüm bu süreçten beklentimiz, Trabzon’un bir bütün olarak masaya yatırılıp kalkındırılması ve güzelliklerinin ön plana çıkarılacağı bir platforma zemin oluşturulmasıdır.

Not: Ülkemizin kolay yetişmeyen değerli evlatları merhum Uğur MUMCU’yu ve Çarşamba günü kaybettiğimiz İsmail CEM’i minnet ve saygı ile anıyoruz.

 
Toplam blog
: 8
: 4380
Kayıt tarihi
: 09.09.06
 
 

Yazarak düşünmeyi severim. Üniversite mezunuyum. Danışmanım ve gezmeyi çok severim...