- Kategori
- Felsefe
Hümanizm üzerine
Alıntı:
“Hümanizmi herkesin insanseverlik olarak zannettiğini ama tam aksine agnostik ve/ya ateistik anlayışla, kader ve din dahil, insan üstündeki her türlü bağlayıcı otoriteyi dışlayarak, yani seküler bir yaklaşımla, insanın otorite baskısından bağımsız olduğunu ilke edinen, ancak aynı zamanda da her ne kadar kendi etik değerlerini saptama kapasitesini tanısa da, insanın tüm diğer canlı türlerinden üstün olmadığını, insanı da sıradan, önemsiz ve herhangi bir varlık gibi gören, çünkü kendini ne kadar geliştirse de, insan olamayacağını savunan bir anlayış olduğunu, böylece insanseverlik değil, insanlıksever bir tanımın asıl tanım olduğunu kanıtladı.”
Alıntı parçaları ve yorumlar:
“... agnostik ve/ya ateistik anlayışla, kader ve din dahil, insan üstündeki her türlü bağlayıcı otoriteyi dışlayarak, yani seküler bir yaklaşımla insanın otorite baskısından bağımsız olduğunu ilke edinen...”
Agnostik ve/ya ateist anlayış, insan üzerindeki her tür bağlayıcı otoriteyi dışlamaz. Agnostik anlayış, bu otoritenin bilinemeyeceğini öne sürer. Benim ateist anlayışım, insanların otoriteye yatkın olduğunu, otoritenin kalktığı zamanlarda kitlelerin cıvıdığını, hiç hoşlanmasam da, dünyanın en marjinal insanlarından biri olsam da, benim bile üzerimde bağlayıcı otoritenin bir miktar işlediğini (askerlik yapmadım da, bedelli yaptım gibi), ayrıa oto-otoritem olmasaydı, şu anda İstanbul’un yerinde 5 kilometre çapında bir krater oluşmuş olacağını kapsar. (Eğer yayınlamadıysam yayınlayacağım, ‘Otorite Üzerine’ diye bir metnim var.) Seküler anlayış din otoritesiyle devlet otoritesini birbirinden ayırır, otoritesizliği savunmaz. (Bugüne kadar gerçek tek otoritesiz ideoloji anarşizmdir ama onlar da yıkıcı eylemleriyle tarihe doğrudan müdahale edecek bir oto-otorite kullanmışlardır.)
“... ancak aynı zamanda da her ne kadar kendi etik değerlerini saptama kapasitesini tanısa da, insanın tüm diğer canlı türlerinden üstün olmadığını, insanı da sıradan, önemsiz ve herhangi bir varlık gibi gören...”
Hayvanların da ahlakı vardır ve tür içinde sürüden sürüye değişebilir, yani ahlak insana özgü değildir. Öyle olmasaydı bile ahlak, insanı en üstün canlı kılmazdı, çünkü bir şeyden söz ediliyorsa, o insanlarda yok demektir, yani aşk şiiri aşksız ortamlarda bolca yazılır. İnsan diğer tüm canlı türleri gibi olsa da, hesaplamalarımız gösteriyor ki belki şimdilik on bin yıllığına, düşünen tek canlı olma durumu / negatif entropili oto-kritik oto-organize tek sistem insanda var. Ancak bu, insanların milyonda bir gibi oranında tezahür etmektedir, diğer insanlar öylesine yaşayıp gider ve ‘insan’ tanımımıza girmez.
“... çünkü kendini ne kadar geliştirse de, insan olamayacağını savunan bir anlayış olduğunu, böylece insanseverlik değil, insanlıksever bir tanımın asıl tanım olduğunu kanıtladı.”
Bu alt-insan’cı yaklaşım Nietzsche’de ünlülük buldu. Bugüne kadarki tüm hümanist ve anti-hümanist söylemleri birleştirirsek: İsteyen herkes insan olabilir (engelliler gibiler hari, onların yle br yükümlülüğü yoktur ama üstlenp başaranı vardır). Bu, yine de normal insan veya alt-insan sayısını ve oranını limitte sabit tutuyor, çünkü insanlaşma ve üst-insanlaşma (bendeki tezahürleriyle, trans-, post-, meta-hümanizm’ler ki bu başlıklarda epeyi yazım var) çok öz-yıkıcı bir süreç, kısacası deliriyorsun en azından, dolayısıyla kolay kolay kimse kalkışmıyor bu işe. İnsan kendini geliştirebilir: Tulumbalı bir evde doğdum (M.Ö. 1.000 teknolojisi), bilgisayarların UNIVAC’tan başlayarak tüm aşamalarını kullandım, şimdi en kısası olarak alırsak, 1.000 yıl sonrasında yaşıyorum, demek ki 2.000 yıllık bir gelişimi 50 yıla sııdırmışım ki aslen bu süre 25 yıldır. İnsanseverlik yerine, insanlıkseverlik olabilir ama tikel yerine, tümel daha uygun olduğu için, yoksa ben sokaklarda dolar milyarderlerinden hayırsever onlarca insan tanıdım.
Sonuç olarak:
İnsan konusu kuramsal değil, uygulamalı bur sorunsaldır. İnsan-öte kuramsaldır, çünkü 10-100 arası kategorik olasılık mevcuttur ama insan kategorisi globalleşme nedeniyle de aşağı yukarı 1 tanedir. Yani: Ya insansın, ya değilsin. Ben insan-üstü’yüm, milyarlar insan-altı. Kendimi de onlardan üstün falan görmüyorum, tersine o denli zavallı yaşayabildikleri için, onları takdir edilorum. Onlar kazanıyor, ben değil. Ben bir kaybedenler klübü üyesiyim.