- Kategori
- Eğitim
Hüseyin Çelik ne bakanı?

Aktütün Karakolu’nun teröristlerce hain bir saldırıya maruz kalması ile ortaya çıkan olumsuz durum üzerine tüm basın bir anda kendini Şemdinli’de buldu.
Olayların yaşandığı Aktütün Köyü tarihinde görmediği kadar ilgiyi sanırım bugünlerde yaşıyor.
Vakit buldukça ana haber bültenlerini izlemeye özen gösteriyorum. Ancak çoğu zaman her televizyon kanalının kendi ideolojisine uygun yorumladığı haberler beni çığırımdan çıkartıyor.
Yemeğimi yerken tesadüfen birkaç televizyon kanalında ana haber bültenlerini değiştire değiştire izlemeye başladım. Üç televizyon kanalı aynı anda Aktütün Köyü’nde eğitim rezaletinden bahsedince bende haberleri dikkatle izlemeye koyuldum.
21.yüzyıl Türkiye’sinde her şey İstanbul ya da İzmir’de koltuklarımızda oturduğumuz yerden rahatlıkla görülemiyor.
Köydeki ilköğretim okulunun kapısındaki zincirlere yönelen basın ve okul kapısında bekleyen 100’e yakın çocuk!
Anayasamıza göre sağlık, eğitim gibi temel haklarımız var. Yani sosyal bir devletiz. En batıdan en doğuya dek her vatandaşımız bu haklara sahip.
İlköğretim okulları ve liseler açılalı neredeyse iki ay olacak. Aktütün Köyü’nün ilköğretim okulunun kapısı bir kez bile açılmamış. Çocuklar maalesef okuyamıyor. İlköğretimin zorunlu olduğu ülkemizde devletimiz çocukları okutamıyor.
Basın mensuplarının soru sorduğu çocuklar hep bir ağızdan okumak istiyoruz diye feryat ediyorlar. İçlerinden biri Çiçek: “Atatürk olsaydı, böyle olmazdı, okulumuz kapalı kalmazdı” diyor. Yaşı en fazla 8. Bembeyaz yüzü, iri gözleriyle hem sevimli hem de duygularını akıcı bir dille ifade ediyor. Öğretmen istiyoruz, okumak istiyoruz!
Var mı bunun ötesi!
Batıda okul beğenmeyen veliler, okula gitmemek için kıvranan öğrenciler varken bu durumun farkında olan kaç kişi var acaba?
Çocuklardan başka biri kendisine uzatılan mikrofona “Ben senin gibi olacağım ağabey!” diyor. O an olay kopuyor bende. Gözlerden yaşlar akıyor haliyle. Bu kadar aç, eğitime istekli çocuklar gün geçtikçe yok olup gidecekler.
Bütün bu olaylar yaşanırken Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik nerede?
Halı saha maçı yapıyor!
Gazeteciler soruyorlar: “Sayın Çelik, okulun durumu ne olacak çocuklar eğitim görmek istiyorlar?”
Bakan Çelik cevaplıyor: “Maça konsantre oldum!”
Milli Eğitim Bakanlığı tarihinde efsane Hasan Ali Yücel’den sonra en uzun süre bakanlık yapan Çelik’in sözleri dehşete düşürüyor insanı. Maç yapıyor, okul da neymiş…
Şu okullar olmasa Milli Eğitim Bakanlığı ne güzel idare edilir değil mi?
Çelik, Ankara’da üniversite açılışlarında yuhalanınca; “Bunlar kadrolu protestocular” deyip işi başka bir boyuta çekmişti. Melih Gökçek gibi hazır cevap.
Eğitim nereye gidiyor, sorgulayamıyoruz bile.
Eleştiri boyutu ve çıkan sesler yükselince Milli Eğitim Bakanlığı yazılı açıklama yaparak basının olayı yanlış yansıttığını Aktütün Köyü’nde eğitimin aralıksız sürdüğünü açıkladı. Peki kapıdaki zincir neydi?
Canlı yayınlar sürerken köye apar topar gelen Şemdinli kaymakamı ve vekil öğretmen basın karşısında bir şeyler söylemeye çalıştılar.
Kaymakam okul kapısında zincir olmasının okulun kapalı olacağı anlamına gelmeyeceğini belirtirken, vekil öğretmenin sözde Türkçe konuşmasını anlayan çıkmadı.
Ülkemizde eğitim öğretimin hali açıkça ortada. Bizleri yönetenlerin durumu eğitimin genel gidişatından daha vahim!
Bu gidişatı durdurmak yine bizlerin elinde.
Saygılar…
Dip Not: Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) için “OKUL” yazıp 3353’e yollayarak 10 YTL bağış yapabilirsiniz. Unutmayın “Bir çocuk değişir Türkiye değişir!”