- Kategori
- Bilim
Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Halley'inden, uzay aracı Rosetta'ya

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Halley kuyrukluyıldızının 76 senede bir Dünya’dan görüldüğü için insanlar tarafından kıyamet alarmı sanılmasının korkularıyla kafa bulduğu ‘’Kuyrukluyıldız altında izdivaç’’ adlı romanını yazalı 102 sene olmuş.
1912’de yazılan bu roman’dan bugüne insanlık tarihi nereden nerelere gelmiş. Keşifleri, icatları, uzay çalışmalarını, savaşları yazmaya kalksanız baş edemezsiniz. 100 sene önce yaşayan insanların hayalini bile düşünemeyecekleri şeyler bu gün gerçek.
İnsanoğlu o tarihlerde kuyrukluyıldızın korkusuyla yaşarken, bugün onu yakından izlemek ve araştırmak için oraya uydu göndermeyi başarabiliyor. Mars’a uydu gönderiyor ve sabırla bekliyor.
Rosetta isimli uydunun kuyruklu yıldıza seyahati tam 10 yıl sürmüş.. Düşünebiliyor musunuz?. Ve hedefe başarıyla iniyor.
Hüseyin Rahmi Gürpınar yaşasaydı herhalde bu kez ‘’Kuyruklu yıldız üstünde vals’’ romanını yazardı.
Bir uydunun 10 yıl uzayda yol alıp da adrese teslim cargo gibi kuyruklıyıldızın tepesin konmasına bugün inanmakta zorluk çekiyoruz ama bir yüzyıl sonra belki bu keşifler bile basit bir keşif olarak kalacak, daha büyük keşifler ve icatlar bunların yerini alacaktır.
"Rossetta" Uzay Aracının, kuyruklu yıldıza sondası "Philae"yı indirdiği gün ben Kadıköy’den, Maltepe’ye Ziverbey üzerinden trafik sıkışıklığı nedeniyle tam 1.5 saatte gelebildim. Biz İstanbul’da bu sıkıntıyı yaşarken çözülecek derdi kalmayanların alay eder gibi kuyrukluyıldız ulaşmaları gücüme gitmiyor değil elbette ama bizim de yakında onların bile şaşıracağı bir keşifle İstanbul’u kopyalayarak bugün 15 milyon olan nüfusunu 35 milyona çıkaracağımıza dair olan inancımı asla kaybetmiyorum!...
İşin bir de mizah tarafı var.
Cüppeli Ahmet Hoca Kuyrukluyıldıza konan uzay aracı ROSETTA ve uydusu için ''fazla merak iyi değildir, et mi var, but mu var'' diye oralara gitmek, o masrafa değmez'' demiş.
Vardır bir bildiği derken ilave etmiş cingöz,
-Verin bana 100.000 dolar, size her şeyi söyleyeyim
Bakla falı açıp da en heyecanlı yerde susan romanlar gibi.yapacağı kesin
-At bi yüzlük, söyliim!!..
Hocaya o parayı veren olur mu bilinmez, üzerimize kuş pislese şans getirdi diye milli piyango alan bir tuhaf milletiz biz. 100 sene sonra, 1980 yılındaki Banker Bülo filmde Şener Şen’in, İlyas Salman ve hemşehrilerini kamyonla getirip, Münih diye İstanbul’un o zamanlar bomboş olan düzlüklerinde bıraktığı sahnelerin o zaman da yaşanacağını görür gibi oluyor insan.
Herhangi bir gezegene götürülmek için anlaşan insanlar birkaç adres soruyorlar, sonra bir de bakıyorlar, kandırılmışlar. Ay’dalar!...
Ne demiş Einstein?. Mantık sizi A noktasından B noktasına götürür, hayal ise uçurur.
Bütün bu keşiflerin başlangıç noktası hayaldir. Sonrası bilim’e aittir. Bilim adamına önem verenler daha çabuk hedefine ulaşıyor, daha güçlü oluyor ve halkı daha rahat yaşıyor.