​ Hüsnü Mübarek'in suçu ne? / Dünya / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Ağustos '11

 
Kategori
Dünya
 

Hüsnü Mübarek'in suçu ne?

Hüsnü Mübarek'in suçu ne?
 

Son yapılan başkanlık seçiminde Mısır halkının yaklaşık % 89’ varan oyu ile seçilen Hüsnü Mübarek nasıl oldu da bu duruma düştü?

Söyleyin bu oyları ona kim verdi?

Niçin verdi?

Demokratik yoldan seçildiği düşünülen bir lider neden bir gece ansızın her şeyini kaybeden durumuna düşürüldü?

Onu oy çoğunluğu ile iktidara taşıyan halk neden liderine sahip çıkmadı?

Yoksa seçimlerde bir hilemi vardı? Bu oranlar doğru değil miydi?

Mübarek olaylara neden direnemedi?

Mübarek’e karşı çıkan bu muhalif hareketin lideri kimdi?

Neden karşımızda hareketin güçlü bir liderini göremiyoruz?

İktidarı Mübarek’ten alanların vizyonları nedir? Hedefleri nedir?

Yeni iktidar sahipleri Mübarek’ten farklı olarak Mısır halkına ne vaad ediyorlar?

Yolsuzluklar bitecek mi?

Yoksulluk sona erecek mi?

Görüldüğü gibi Mısır garipliklerin diz boyu olduğu, olayların nerelere gideceği belli olmayan bir yola girdi. 30 yıl boyunca batılı bazı ülkelerin desteği ve güdümünde ülkesini yöneten Hüsnü Mübarek bir anda gözden çıkarıldı. Dünün iyi adamı bugün hain ve katil ilan edildi. Ülkeden ayrılmasına bile fırsat verilmeden bugünlerde yargılanmaya başladı. Mahkemece 800 kişiyi öldürdüğü iddiası ile idamı istenmeye başlandı. Arap dünyasının güdümlü yalancı baharı huzur yerine kargaşa getirmeye başladı.

Son günlerde televizyonlarda ve gazetelerde Hüsnü Mübareği demir kafes içinde yargılanırken görünce, bir insan olarak önce ayni gazete başlıklarının verdiği gibi bir diktatörün sonu gibi düşündüm. Yaptıklarının cezasını ödüyor gibi söylendim.

Batılı ülkelerin kendine verdiği destek ile güçlenen ve bu gücün verdiği cesaretle insan haklarını hiçe sayarak ülkesini yöneten bir liderin sonu bir resim karesinde bundan daha iyi anlatılamazdı. Kendimce üzücü de olsa Mısır Osmanlıya ihanetin bedelini ödüyor diye düşündüm. Evet Mısır bize uzak olmayan bir parçamız idi. Osmanlılının hatalı devlet politikaları sonucu elimizden çıkmıştı. Çıkmak bir tarafa Arap dünyası içinde Osmanlı ordusunun haince katledildiği ve bu uygulamaların batılı bazı ülkelerin güdümünde yapıldığı kullanılan bir ülke konumuna dönüşmüştü. Mısır’daki esir kampları nice askerimize mezar olmuştu ve niceleri sakat bırakılmış idi.

Bunun yanında Mısır’lı yöneticiler nesiller boyu Türklere karşı batının yanında bir politika uygulanmıştı. Osmanlıyı düşman belleyen yöneticiler batılı bazı ülkelerin güdümünde yaşamışlar, siyasetlerini belirlemişler ve bugünlere gelmişlerdi. Bu yöneticiler izledikleri politikalar sonucu bize uzak olmayan Mısır’ı bizden uzak tutmuşlardı.

Ne yazık ki yıllardan beri bu ülkelerin desteği ve etkisi ile şekillenen Mısır’da yıllardan beri elde edilen yüksek Turizm ve petrol gelirlerine ile birlikte dünyanın en önemli ticaret yolu olmasına rağmen sefalet ve yoksulluktan bir türlü kurtulamamış, buna karşın bir kısım yabancılar İskenderiye’nin seçkin mahallerinde sefahat içinde yaşarken yaşamlarını sürdürmüşlerdir.

Aslında Hüsnü Mübarek’te benzer politikalara yıllarca devam etmiştir. Ülkesini yönetirken batının menfaatlerini her zaman dikkate almış ve ülkesini yönetmeye çalışmıştır. Batının güdümündeki her güç sahibi lider gibi önce kendini güçlü hale getirmiş, ailesini ve çevresini maddi ve manevi açıdan güçlü konumda tutmuştur. Aile ve yandaşları varlıklı hale gelmiştir.

Mısır’da bir yandan halka refah ve adalet dağıtmada sorunlar yaşanırken, diğer taraftan Filistin sorunun çözümünde beklenen gelişme sağlanamamış. Filistin kanayan yara olmaya devam etmiştir. Kendi içinde derinleşen bölünme ile daha da kötü bir sürece girmiştir.

Ne olursa olsun bir insan olarak bir zamanlar dostu gibi görülen ülkeler tarafından terk edilen liderin düşürüldüğü hali görünce hem Hüsnü Mübarek hem de Mısır halkı için üzüldüm.

Çöp sepetine süpürülen eski liderin güzel günleri birden bitmiş, o süslü, şaşalı günlerden sonra bitkin ve caresiz şekilde bir demir kafes içinde kendisi için hazırlanan sona razı olmuştur. Sanki Arap ülkelerinde demokrasi varmış gibi, bu süreçin tek sorumlusu Hüsnü Mübarrek imiş gibi, tüm suçlar kendisine yüklenmeye başlamıştır. Hem de Mısır’da askere bırakılan yönetimin gölgesinde bu uygulama yapılmaya başlamıştır. Mübarek daha insancıl şartlarda yargılanamaz mıydı?

Bugüne kadar dış güçlerin gölgesinde bir diktatör haline gelen ve de bazı basın organlarımızca firavun nitelenen mübareğin suçu ne diye kendi kendime sordum. Aslında hepimiz bu soruyu soruyoruz. Tarih içinde dış güçlerin desteği ile güç kazanan liderlerin bir süre sonra ne kolay harcandıklarını görüyoruz değil mi?

Sorarım sizlere Hüsnü Mübarek yıllarca oturduğu iktidar koltuğunda bu günleri nasıl göremedi? O kadar güç sahibi iken halkın taleplerini duymadı? Gerçekte dostları sandığı kesimler ona bu sonu bilerek hazırladılar. Ne yazık ki o oyunda bir piyon olarak kullanıldı.

Bugün gelinen noktada Mübarek için kullanma süreci dolmuştur. Yenidünya politikası için kurban edilmesi gerekli hale gelmiş ve bu süreç uygulamaya konulmuştur. Adeta gücü zayıf yeni kurbanlar sahneye getirilmiştir.

Sonuçta Mısır’a demokrasimi gelmiş midir? Mısır halkı baskından kurtulmuş zenginlenmiş midir? Aslında her şey eskisinden kötü hale gelmiştir. Ülkede bütünlük yok edilmiştir. Canı sıkılan tahrir meydanında eylem yapar hale dönmüştür. Liderliğin ağırlığı tümüyle yok edilmiştir. Devlet ortadan kalkmış gibi olmuştur. Sahte sivil hareketler hedefi belli olmayan toplumsal eylemlere dönüşmüştür. Sağlıklı ve güvenli bir seçim yapılması yerine anti demokratik bir süreç çalışmıştır. Mısır bu belirsiz gidişle Hüsnü Mübarek’i arar duruma düşmüştür.

Sonuçta Mısır’dan dünyadaki birçok ülkenin alacağı çok dersler vardır. Hüsnü Mübareğin son resmi bize şu mesajları vermektedir.

Bir gün yok ettiğiniz canlar ve yaptığınız haksızlıklar karşınıza çıkacaktır. O gün başta halkınız ve özgür basın olmak üzere kimse sizin yanınızda olmayacaktır. Sahte zaferleriniz sonunuz olacaktır.

Bu nedenle ülkede demokrasinin kuralları sağlıklı işlemelidir. Adalet bağımsız ve etki altında olmamalıdır. Muhalif bile olsa önce ülkenin insanlarına güvenilmelidir ve o insanların hakları korunmalıdır. Milli bütünlük ve beraberlik yapısının korunması konusunda taviz verilmemelidir. Basın özgürlüğü korunmalıdır. Basının halkın aynası olduğu unutulmamalıdır.

Sonuç olarak dileyelim ki, başka Hüsnü Mübarekler olmasın. Demir kafeslerde insanlık dışı görüntüleri ibret alın dercesine dünyaya bir daha teşhir edilmesin. Ülkelerde insanlar iktidarı ve muhalefeti ile güçlü, özgür basın ile tarafsız sağlıklı haber yapan ve duyarlı, ordusu ile barışık, bağımsız adaleti ile toplumsal huzuru sağlayan bir ülkede yaşasın.

 
Toplam blog
: 416
: 790
Kayıt tarihi
: 19.02.10
 
 

Tarım, Gıda, Ormancılık, Çevre, Örgütlenme ve Proje konularında çalışmalarda bulunmaktayım. Öncel..