- Kategori
- Futbol
Hüznün rengi sarı lacivert
Maç bitiminde haykırmak için bekledi bütün Fenerbahçeliler. Hazırdı herşey alabildiğince coşkuyla ve içe sığmaz bir heyecanın sabırsızlığıyla. Sarıydı yer, gök ise ona nazire yaparcasına lacivertti...
Çok iyi başladı maça Fenerbahçe müthiş bir pres, kanatlardan ortalar, ortadan 2'ye 1'lerle daha ilk 10 dakikada 4 net pozisyon belki de golün habercisiydi. O baskı kısa sürede sonuç verdi ve Alex'in vuruşunda gecenin yıldızı Onur'dan dönen topu büyük golcü!!! Güiza tamamladı. 1-0. Fenerbahçe'ye fazlasıyla yetiyordu bu gol çünkü 9 haftadır gol yemiyordu. Ta ki Burak'ın orta yapmak isterken topun kendisinin bile inanamadığı, oraya vurmak istese bile asla beceremeyeceği bir yere gitmesiyle beraberlik golünü atmasına kadar... Buz gibi bir hava esti Şükrü Saracoğlu'nda. Gece yarısını vuruyordu saat sanki saat, o şaaşalı arabanın yerini bal kabağı ve fareler aldı bir anda. Büyü bozulmuştu...
İlk yarı bu şokun etkisiyle bitti. 2. yarının ortalarına kadar korkak futbol devam etti. Tabii Herr Daum'un büyük taktik becerisinin ürünü Güiza da devam etti... Sağdan vurdular olmadı soldan vurdular olmadı. Kısacası ne yapsalar yine olmayacaktı. Çünkü Futbol Tanrıları Fenerbahçe'yi yine yalnızlığına itmişti... Bir tuhaf anonsla sevinen milyonların eğlencesi fazla sürmeyecekti. Gerçek yakacaktı hepsinin yüreğini...
Maç sonunda haykırdı yine tüm Fenerbahçeliler, sessiz çığlıklarla, ağlayan gözlerle... Maçın başıyla sonu arasındaki fark buydu...
Artık herkes görmüştür Aykut Kocaman'ın bu takımın teknik direktörü olması gerektiğini. Sizce?