- Kategori
- Deneme
Hüzün buğulu bir şehrin akşamüstü hikayesi

Ağlayan yaşlı kadın...
Henüz
Etrafta kendine geçmişi hatırlatacak herhangi bir eşya ararken birden karşısında eli yüzü buruşmuş, saçlarına ak düşmüş, biraz endişeli biraz yorgun ve en çokta hüzünlü bir hali olan, tanımadığı bir kadın çıktı karşısına. Birden karşısında görünce ürkmüştü. Ve karşısındakinin de ürktüğü belli oluyordu. Birine benzetiyordu bu yüzü, bir gence, uğraştı ama çıkaramadı. Kim olduğunu sormak için ağzını tam açtığında onunda ağzını açtığını gördü ve konuşması için müsaade verdi. Ama o yaşlı kadında tıpkı kendisi gibi sustu. Elini uzattı, aynı anda o kadında uzattı. Bu durum gitgide korkutuyordu onu. Sonra bu kadını kime benzettiğini hatırladı. Bu ta kendisiydi. Karşısındakinin sıradan bir boy aynası olduğunu fark edince omuzlarına taşıyamayacağı kadar yük bindi. Gözleri dolmuştu, bu, bu kendisi olamazdı! Zaman bu kadar çabuk geçmiş olamazdı. Gençliğini hatırladı, yolda yürürken koca koca adımlar attığını, içinde sürekli bir kıpırtı olduğu zamanları, yaşlılara karşıdan karşıya geçmeleri için yardım ettiği anları, her
Yanındaki tekli koltuğa oturdu, artık ayakta durmak çok zordu. Bütün bunların bir rüya olması için dua etti, ama değildi bunu kendiside biliyor yine de umut ediyordu. Tek istediği geçmişe geri dönebilmekti , olmuyordu..
Pencereye baktı, güneş artık batmıştı ve hiç olmadığı kadar hüzünlüydü..