İçimdeki yabancı (the brave one) / Sinema / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ekim '07

 
Kategori
Sinema
 

İçimdeki yabancı (the brave one)

İçimdeki yabancı (the brave one)
 

İçimdeki yabancıyı tanımak için mi bu koltukta oturuyorum, sol yanımda Aşk elimi tutarken.... Aşk elimin ısı değişiminden tanıyabilecek mi içimdeki yeni beni veya eski dostu?
Adam parkta, şehrin parkında, gecenin güzel bir saatinde kadınla, aşkıyla geziyordu; önlerinde yaşanacak güzel günler vardı, aylar, yıllar; adam topu uzağa fırlatıyor, köpek ileri fırlıyor, koşuyor ve topu yakalayıp geri dönüyordu.
Yakında evleneceklerdi, evlenip ikiyken bir olacaklardı bedenlerinde; zirvedeydiler, daha zirveyi hedefliyorlardı, daha mutluluğu ki; köpek, köpek nerede, niye gittiği yerden dönmedi!?
Bu şehir güvenli değil mi?
Bu şehirde yaşayan insanlar güvende değiller mi?
Büyük şehirlerde iyilerden çok, çok mu kötüler?
Kötüler köpeği sahipleniyorlardı, kötüler adama hakaret ediyorlardı ve kötüler kadına sırnaşıyorlardı ve kötüler kötülüklerini kaydediyorlardı; iyiler, adam ve kadın çaresiz, kötülerin darbeleriyle yerde, duvarda kanaya kanaya, parçalana parçalana ölüyorlardı.
Adam öldü. Kadın yaşadı. Ama kadın aynı bedende bir başka kadındı. Bir başkası olmak zorundaydı. Bir başkası oldu kadın. Bir başkası olup bir başka kötüleri şehrin gecelerinde bir bir kırmızıya boyadı.
İlk cinayetinde eli titredi, ruhu, ama sonrakilerde ne eli titredi ne de ruhu, kolaydı artık onun için öldürmek, öldürüyordu şehrin gecelerinde geze geze.
Herkes katil olabilir.
Aşkın avuçlarındaki elime baktım, perdede kendime, içimdeki yabancıya; ben de katil olabilir miyim?
Bugününü, adamını, aşkını, geleceğini yitirdikten sonra kadın, bir zaman evden çıkamadı aydınlıkta, ne zaman ki hatırladı geceyi, şehrin karanlığını, uyumadan daldı şehre ve buldu, çünkü çok istiyordu, çok istediği.....
İçindeki yabancıyla dost olmayı bildi kadın ve hayatını karartanların, kötülerin hayatını bir iyi olarak kararttıktan sonra, koşarak çıktı şehrin karanlığından.



Ölüm ne kadar uzaktı kadına aşkı yaşarken. Aşkı ölüme teslim olurken parkta, kendisi son anda elinden kurtulurken ölümün, anladı ölüm ellerinde. İçindeki yabancıya teslim ederek kadın kendini, ellerini, yaşama katıldı yeniden öldüre öldüre.


Kadının içindeki
o boşluğu
içindeki yabancı
doldurdu
gördün
sesini çıkartmadın
çünkü daha
filmin başıydı
sonunu merak
ediyordun
kendi
içindeki
yabancının.

Kadının içindeki
o boşluk
büyüdükçe
içindeki yabancı
coşuyordu
şehrin gecelerinde
elinde ölüm
kıpkırmızı kahkahalar
atıyordu acıyı yırta yırta
filmin sonuydu
içindeki yabancıyı
salonda bırakıp
çıktın, çıktın hayata:
Aşk, lütfen içimde kal!
 
Toplam blog
: 650
: 412
Kayıt tarihi
: 07.06.07
 
 

İzmir.  Aşk ve Şiir. Müzik. Kitap. Varlık ve Sözcükler ve .... ..