​ İçimizdeki düşman! / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ocak '10

 
Kategori
Güncel
 

İçimizdeki düşman!

İçimizdeki düşman!
 

Ayışığı, Yakamoz, Kafes derken şimdi de başımıza "Balyoz" indi... Bütün bu "çalışma"ların temelinde de, ordunun içindeki bir grubun "iç düşman" algısı yatıyor.

İçerde "düşmanlar" olunca, silahlı güçlerin bu düşmanları yok etmek için, sürekli bir çalışma içinde olması doğal elbette... Çünkü ordular düşmanları yok etmek için vardır.

Bizim ordunun "iç düşman" algısını, çağdaş dünyanın demokratik değerlerine ters bulanlar oldu. İç düşman olmaz; olsa olsa "suçlu" olur ve bu suçlularla da ülkenin emniyet gücü mücadele eder, dendi...

Bu doğru bir yaklaşım elbette.. Ancak, bizim ülke için doğru bu kadarla bitmiyor.. Diyelim ki, bir "iç düşman" gerçeği vardır; bu ülke için...Ordu da bu iç düşmanı kendisine hedef seçiyor... İyi de bu " iç düşman" kimden ya da kimlerden oluşuyor??

Hedefte AK Parti iktidarı olduğuna göre, bu partiye oy veren yüzde 47 iç düşman mıdır, mesela??

Kürt partilerini destekleyenlerin oranı da yüzde 10'larda geziyor, bunlar da iç düşman oluyor mu??

Liberal düşüncenin insanları bu ülkede yüzde kaçtır? Hadi bir yüzde 10 da onlar olsun; bunlar da iç düşman sınıfına dahil midir??

Planlara bakınca, bir kısım Alevilerin de "iç düşman" statüsünde olduğunu söylemek mümkün müdür? Bunların oranını da yüzde 10 kabul etsek, yanlış olur mu??

Azınlıkları hesaba bile katmıyorum; onların icabına baktık nasıl olsa...

Listeyi fazla uzatmadan bir toplama yapalım: Yaklışık olarak yüzde 80 ediyor...

Geriye ne kaldı? Yüzde 20'lik bir kesim...

Demek bu ülkede, bu orduya asker veren, maddi ve manevi güç veren insanların yüzde 80'i aslında "iç tehdit" oluşturuyor; öyle midir??

Ve yüzde 100'ün desteğiyle silah, güç ve mevki kazanan ordumuz, ancak ve ancak yüzde 20'nin "yaşam tarzının" bekçiliğini yapmakla görevli sayıyor kendini; bu da böyle midir??

Yok, yok.. Böyle olamaz.. Bu milletin, bin yıllık geçmişe sahip ordusu böyle hesaplar içinde olamaz...

Hernekadar, her toplumda olduğu gibi, bizim içimizde de "suçlular" olsa da, "iç düşmanlarımız" olamaz...

Ama, ille de "iç düşman" diyenler varsa, onlara da şu tavsiyeyi yapalım, acizane:

Eğer, bir "iç düşman" arıyosanız, bulmak için kendi "içinize" bakmanız yetecektir.. İnsanın iç düşmanı, ona sürekli "ölümsüz" olduğunu fısıldayan ve böylece makamlar, mevkiler ve her türlü hırslar uğruna insanlara zülum yapmayı emreden, haksızlıkları ve adaletsizlikleri "meşru" gösteren, "nefis"tir...

Bu en büyük "düşman"la mücadele edemeyenler, hırsları ve menfaatleri uğruna başka "düşmanlar" icat eder ve toplumlarını mutsuz ve umutsuz hale getirirler...

Sonuçta, ister asker ister sivil, rütbesi, makamı, mevkii ne olursa olsun, her insan ölümlü olduğuna göre; herkes yaptığını hesabını vermek üzere "huzur-u ilahi" ye varacaktır...Orada hesap vermek dünyada hesap vermekten çok daha zor olacak, kuşkusuz...

Evet, bugün bu "iç düşmanla" mücadele günüdür..

O halde, hemen başlamalıyız!

 
Toplam blog
: 1645
: 822
Kayıt tarihi
: 19.01.08
 
 

Edebiyat, kamu yönetimi ve gazetecilik tahsili... 27 yıllık eğitimcilik hayatından sonra emeklili..