- Kategori
- Söyleşi
İçinde meşhuru olmayan röportajlar

Alıntı
Dostlarım; Uzun zamandır yapmayı istediğim bir konu vardı. Hayatın içinden hiç bilinmeyen insanlarla söyleşi yapmak.
Ayşem'le başladım. Hiç bir kelimesine dokunmadan ve gerçek.
İÇİNDE MEŞHURU OLMAYAN RÖPORTAJLAR..
Öylesine bir kadın Ayşe
=Ayşe'ciğim seninle 30 senelik bir geçmişimiz var. Hayatın içinde hayatla birebir mücadele vermiş bir kadınsın.
Biraz kendini anlatırmısın bize. AYŞE kimdir?
''Ayşe 65 senedir hayatın kavgası içinde, tırnağıyla kazına, kazına bugünlere geldi. Para kavgasından başka birşey bilmedi hayatta. Çalmadı, çırpmadı yalnızca çalıştı ve çekti.
=Bize biraz çocukluğundan bahsedebilir misin?
''Gaziantep'in küçük bir köyündenim. Bir çiftçi çocuğuyum. Altı kardeştik, üç kız, üç oğlan. Köyümüz o zamanlar ziraatle geçiniyordu, herşey vardı. Ben çocukluğumda yokluk görmedim. Babam erkek kardeşlerimi okula gönderdi ama kızlarının hiç birini okutmadı. Ben hala okuma yazma bilmiyorum. Niye öğrenmedin dersen (ki sende öğretmek için çok uğraştın) yalnız para kazanıp geçinmeyi öğrenmekle geçti ömrüm..
14 yaşımda babam benden epey büyük bir adama evlenmek için söz kesti. Ben isyan ettim. Babam varacaksın dedi inadından dönmedi. Tam o arada köye yeni gelmiş bir gençte beni istedi. Babam vermeyince bizde kaçtık. Cahillik ve çocukluk işte. Hiç tanımadığım bir adamın peşine takılıp gittim hemde ölümüne. Bizim oraların töreleri çok ağırdı.. Kaçan bir kız mutlaka takip edilir, yakalanır ve öldürülürdü. Yine de öyleymiş ya. Kaçtık ve hep kaçtık.
Eşimle Adana'ya geldik. Benimde bitmeyen çilem böyle başladı. Koca çalışmıyor ve alkolik. Açlık dayak, eziyet benim bilmediğim şeyler. Şoklardayım. Yemek yapmasını bile bilmeyen ben evlere temizliğe gitmeye başladım. Bu arada hamilede kaldım. Yaşım daha 15 düşün. Eve para getir, dayak ye, çocuğuna iki lokma yedirmek için aç gez.. Böyle uzun yıllar geçti.
Sonra Adana'lı bir hanım beni İstanbul'a getirdi biliyorsun ..Bir apartımana kapıcı oldum. Senin anlıyacağın töreden kaç, kocadan kaç , bir yandanda hep korkuyla yaşadım. Yöneticiler emekli aidatlarımıda ödüyorlardı güya. Meğer yatırmamışlar.
8 sene sonra beş parasız kapının önüne koydular.
Okumam yok. Hakkımı korumayı bilmiyorum ve kadınım. Türkiye'de çoğu kadının hali böyle işte.''
=Şimdi ne yapıyorsun?
Türlü zorluklarla aldığım ihtiyarlık maaşımla( ki sayende aldım. Kaç ay devlet kapılarında dolaştık. üç ayda 270 lira) ve yine iş olursa temizliğe giderek geçinmeye çalışıyorum.
Başka neler söylemek istersin?
''Okumam yok ama cahil değilim. İnsanlar sabah kalktığı zaman, pencerelerini açsın bir etraflarına baksınlar. Birbirlerini bırakıp bu memleketi insanımızı nasıl kurtarırız diye düşünsünler. Ülkemde olan herşey benide çok üzüyor. Benim işşiz çocuğum gibi çocuklar, gençler ne yapacak. Yarın ne yapacaklar. Televizyondan onun bunun kocalarını sevgililerini öğrenmek hep karamsar kötü şeyler dinlemekten gına geldi. Koyun can derdinde kasap mal...
İnan abla bugün güven veren biri çıksa, memleket düzelecek para verin dese, inan seve, seve üç aylığımı veririm.
=Bu yaşta bir insan olarak gelecekten bir beklentin var mı Ayşe'm?
Bu durumda hiç birşey. Kendileri bile ne beklediklerini bilmiyorlar ki! Ben töreler yüzünden 15 yaşımdan beri ailemi bilmiyorum.
Ne değişti. Kocam olan adamdan bir tatlı söz, bir şefkat görmedim. Bunca yıl geçti benim gibi kadınlardan ortalık kaynıyor. Yaşlandım.
Hangi güvenceme güveneceğim. Herkes dünyaya bir kere geliyor. Yalnızca biraz olsun insanca yaşamak isterdim o kadar..
=Teşekkür ederim Ayşe'm.. Bende çok isterdim. Neşeli güzel şeylerden bahsetmeyi.
Gülen mutlu bir Türkiye Kimbilir.
Not: Ayşe şimdi benim yanımda. Şimdide çalışamayan, çalışmayan oğlu için çalışıyor...