- Kategori
- Deneme
İçindeki kapıyı çal, başka kapıyı değil!!

Bugünlerde kimin yüzüne baksam, bir mutsuzluk huzursuzluk, belirsizlik hakim.. Sebebine baktığımda; bir çırpıda cevap bulmak pek kolay olmuyor.. Çünkü insanlar hayatın getirdiği zorluklar karşısında öylesine kendinden uzaklaşmış ki; bu durumdan kurtulması yine kendine bağlı..
Öncelikle hayatın getirdiği her türlü iyi ya da kötü günler karşısında, insanların yaşam sevinçlerini koruyabilmeleri onların sağlıklı bir ruh haline bağlı.
Sağlıklı bir ruh haline sahip olabilmek için, insan önce kendi iç dünyasına yönelmeli ve kendini sorgulamalı .. Tıpkı Mevlana’nın “İçindeki kapıyı çal; başka kapıyı değil…” sözünde olduğu gibi. İçindeki kapıyı çalan kimse öncelikle kendiyle yüzleşmeyi başarabilmeli, şu soruların cevabını bulabilmeli..
- Ben kendimi ne kadar seviyorum?
Gerçekten kendini ne kadar seviyor ve özen gösteriyorsun? Sabahları uyandığında o günün, kalan ömrünün ilk günü olduğu bilinciyle, önce kendine gülümseyebiliyor musun? Çünkü her şey insanın kendisini sevmesiyle başlar
Sonra , başkalarını ne kadar seviyorsun? Bu sevgide, ırk, dil, din, cinsiyet, renk, giyim, makam, mevki, ünvan.. farkı gözetip, kimilerini farklılıklarından dolayı baş tacı edip, kimilerini dışlıyormu sun? Yoksa yaradılanı severim Yaradan’dan ötürü deyip, insan olduğu için sevip onu bağrına basabiliyor musun?
Sor içine; ait olmayı seviyor musun? Çünkü ait olmak sağlıklı bir ruh halinin göstergesi.
Kendini evine,eşine, mahallene, apartmanına, sokağına,ülkene, milletine, dünyaya ait hissediyor musun? … Eğer ait olmayı sevmezse insan mutlu olamaz. Mutlu olamayınca da sağlıklı bir ruh hali sergileyemez.
İnsan ne kadar ait hissederse dünyaya, o kadar mutlu olur.
Kapıyı tekrar çalalım, bu defa soralım bakalım, çalışmayı seviyor muyuz? Kendimiz için, ailemiz için, şehrimiz için, milletimiz için, ülkemiz için, dünya insanlığı için çalışmayı. Bir insan eğer çalışmayı sevmiyorsa mutlu olamaz ve sağlıklı bir ruh hali sergileyemez.
Tekrar içimizdeki kapıyı çalalım ve soralım: “ Ne kadar inançlıyım? “ Neye, niçin, ne kadar ve ne kadar samimiyetle inanıyoruz? Bir şeylere inanmak sağlıklı bir ruh halinin diğer bir parçasıdır. İnançlı olmak, iyi kötü günü kabul etmektir. İnançlı olmak suçlamamaktır. İnançlı olmak, başka inanç ve insanlara saygıdır, tahammüldür, hoşgörüdür.
Sonra tekrar iç kapına yönel ve sor: “ Hayallerim var mı? Onları betona mı gömdüm kuma mı? “ Hayal yoksa umut yoktur, mutluluk yoktur. Hayallerinizle yüzleşin, sınırlarını zorlayın hayallerinizin… Size yetişmese bile başkalarına fayda sağlayacak hayallerinizi büyütün.
Nasreddin Hoca yol kenarında portakal ağacı dikiyormuş. Gelen geçen de acıyarak bakıyormuş, Hocaya. Biri dayanamayarak sormuş: Yahu Hocam, meyvelerini yemeğe ömrünün yetmeyeceği bir ağacı neden dikmeye çalışıyorsun?
Hoca doğrulmuş: Ömrümün yetip yetmeyeceğini Allah bilir. Ama ben de sen de ömrü bu günleri görmediği halde fidan dikenlerin meyvelerini yiyoruz.
Evet… Yanlış yerde yanlış kapı çalmayalım. İyi günde, kötü günde her zaman gülümsemek için içimizdeki kapıdan ayrılmayalım…