İçtenlik / İlişkiler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Eylül '12

 
Kategori
İlişkiler
 

İçtenlik

İçtenlik
 

Bir kadınla bir erkek arasındaki en büyük uçurumdur içtenlik!

İşte sırf bu yüzden çocukları daha çok seviyoruz Türk milleti olarak, içten oldukları için!

Ben ziyadesiyle medeni anne ve babadan eğtim aldım. Babamın bugüne kadar benim yanımda herhangi bir kadına kem gözle baktığını görmedim. Biz subay aileleri olarak, çıplaklık konusunda da rahatız. Bu anlamda birçok sanatçı ve Türkiye güzeli, bizim TSK'nın yetiştirdiği ailelerden çıkmıştır. Ajda Pekkan, Berna Laçin aklıma ilk gelenleri.

Aslında hiç kolay değil içten olmak ve özellikle cinselliğin din ile açıklanıp suç sayıldığı bir ülkede! Bu da bizi birçok toplumsal kıyafetlere sokuyor kadın ve erkek olarak. Farklı kıyafetler giyiyoruz, roller oynuyoruz. Mesela bu kadar baskının olduğu bir toplumda düğünlerde herkes çırılçıplak soyunuyor ve herkes bu durumu marifet sayıp normal karşılıyor. Gariptir babalar bile karışmıyor böyle törenlerde! Bu yıllardır benim garibime gitmiştir.

Evet, töreler Türkiye'de tayin edicidir. Genel ahlak ve us kurallarını belirler. Türkiye'nin sorunu din değil töredir zaten! Biz subay çocukları, rasyonel insanlar olarak töreden pek anlamayız ve gerçekten umursamayız. Toplum bu anlamda bizim hep karşımızdadır. Batı tarzı yaşamı benimsemişizdir. Ve hepimiz en az üniversite mezunu babalar tarafından yetiştirilmişizdir. Mesala benim babam master'lı!

Ben hayatım boyunca ezberleri bozmak için mücadele ettim. Bu davranış biçimini her bulunduğum ortamda yansıttım. Lise 1'de annem ve babama kadınlarla dost olacağımı söylediğimde, onlar bunun mümkün olamayacağını söylemiştiler. Bunu söylerken tecrübelerine güveniyorlardı. Ben ise motivasyonuma!

Onlar haklı çıktı ne yazık ki! Çünkü sorun ilişkilerde bir içtenlik sorunuydu. Türkiye'mde ne kadınlar, ne de erkekler, bunun üstesinden gelememekteydiler!

Yazık! Cinselliğimiz altında ezilen erkek ve kadınlarız biz. O kadar belirgin ki hayatımıza etkisi, hepimiz uygunsuz bir şey yapmaktan o kadar çok korkuyoruz ki kendi fantezilerimiz içinde boğularak suçlu-suçlu bakıyoruz hayata!

Bu cinsiyet farkı varken nasıl içten olmamı bekliyorsun ki!

Dünyayı gezerken hep medeni bir toplum arayışı içerisindeyim. Gezdiğim ülkelerden sadece Şiili'de sevgi toplumu insanları gördüm. Ama kaldığım süreler o kadar kısa ki bu sadece fotoğraf çekmek gibi bir şey! Detaylara giremiyorsun...

Yıllar evvel Asabi Kedi'yi ziyarete gittiğimde, Antalya'da, çok şık gördüğüm bir kadına hayatımda ilk defa ve 23 yaşında, gerçek duygularımdan, içtenlikle o eteğin ne kadar çok yakıştığından , bahsedebilmiştim sulanmadan ve rezil olmadan! Kız ne söyleyeceğini şaşırmıştı çünkü eminim ki hayatında ilk defa böyle bir durumla karşılaşmıştı. Naifçe teşekkür ederim demişti...

Bizler kayıp gençleriz. Hiç birimiz gençliğimizi yaşayamadan yaşlandık. Belki de her türlü yozlaşmaya rağmen, günümüz gençlerinin cinsellik yönünde liberalleşmesi, daha hayırlı olacaktır. Çünkü bizler her yaptığımız şeyi suçluluk duygusuyla yaptığımız için hep vicdan muhasebeleri ile geçti ömrümüz. Bundan dolayıdır ki aldatmak neredeyse sıradandır Türk milleti için... Bizim ayıplarımız yorganın altındadır; "pek görükmez"!

Aslında bu konu o kadar uzun bir konu ki değil bir blog, en az yüz blog yazmak gerekir. Ne var ki, artık herkesin gerçekleri gördüğünü düşünüyorum ben. Gençlere laf atmamız da bu yüzden, içten içe kıskanıyoruz onları. Tıpkı bizden evveliki nesillerin bizleri kıskandığı gibi!

Zor şeyler yapmak istiyoruz. Dünyanın en önemli sentezini cahil bir toplumla, rezil olmadan gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Atatürk'ün inanılması zor hayallerini Osmanlı zihniyetiyle ve kültürüyle hem yapmak, hem de yıkmak istiyoruz. Gelgitlerimiz o kadar fazla ki her konuda çelişkiler yaşıyoruz. Bu yüzdendir ki neredeyse hepimiz iki yüzlü ve içten pazarlıklıyız.

Türkiye'de yaşayan bir Amerikalı erkek Türk kadınlarını anlamadığını, yeterince güzel olamasalar bile ona çok seksi geldiğini bana anlatmıştı neden sorusuyla beraber. Ben de ona demiştimki; "Türk kadınları dudaklarıyla hayır derken gözleriyle evet der". Tıpkı İran'lı bir kadın gibi!

Yıllarca kadınlar Ahmet Altan'a bayıldı; nitekim o hiç durmadan kadınları, kadınlara anlattı. Peki ne oldu? Hiç bir şey! Çünkü çin işi, japon işi, bunu yapan iki kişi!

İçtenlik sorunu cinsiyetten bağımsız ve toplumsal! Bunu aşmanın yolu daha fazla interaktif ilişki, daha fazla paylaşım. Yoksa bizim gibi evlendikten sonra her şeyi öğrenmeye kalkarsanız vay halinize! Bu durum benim için geçerli değil; yanlış anlaşılmasın. Yine bile hem karım, hem ben kendimizi toplumsal rollerimizden, ailelerimizden öğrendiklerimizden kolay, kolay sıyıramıyoruz.

İşte hayat böyle birşey! İçten olmaksa bizim için çok zor birşey! Ne yapalım????

 

 

 
Toplam blog
: 631
: 293
Kayıt tarihi
: 10.04.11
 
 

Eric'i külden yarattım. Tamamıyla benim eserim. Söyleyeceği çok sözü, söylemek istediği az sözü. ..