- Kategori
- Blog yazarları tartışıyor!
İdealize eşcinsellik
Bir ebeveynin çocuğuna karşı yapması ve yapmaması gereken şeyler vardır. Yapmaması gerekenler, onu, onun iyiliği için bile olsa toplumsal normlarla, dinsel dogmalarla, terbiyeli davranış şablonlarıyla, baskılamamak, köreltmemek vs. Yapması gereken ise onu gerçek ve doğru bilgiyle zamanlamasına uyarak tanıştırmaktır. Çocuğuna sevgiden önce saygı duyarak onu bu yolda yetiştiren bir ebeveyn iyi, akıllı, sevgili ve bilgili bir çocuk yetiştirmiş olur.
Yukardaki niteliklere sahip erişkin bir insan hayatında istediği her şeyi yaşama hakkına sahiptir. Bu ne karışılacak ne de üzüntü duyulacak bir durumdur, neyse odur.
Peki ama bu ideal niteliklere sahip kaç aile var ki? Onların durumu ne olacak? Bu tür insanlar için hayattaki her şey sorundur zaten. Her konuda çatışma, anlaşmazlık yaşanır. Bu sorunların birini diğerinden ayırmanın özel bir anlamı yok. Onlar için kavramsal umut yok, ancak tekil olgu olarak ilgilenmeyi gerektirirler.
Eşcinsellik konusunda yaygın olan ve esas tartışma eşçinselliğin kaynağı üzerinedir. Çeşitli bakışlar vardır. Tartışmanın taraflarından olan sol eğilimli bakış, ki sanırım artık bu pek savunulamıyor, eşcinselliğin kapitalist bozunuma uğramış bireylere özgü kötü bir durum olduğunu temellendirmek ister. Onlara göre solcu bir toplumda insanoğlu en ideal olanı yaşayacağından (kişinin kendi seçtiğini yaşıyor olmasından daha ideal ne olabilir ki?) bu tür insan doğasına aykırı şeyler olmayacaktır. Bu sapkınlıklar kapitalist düzenin sonucudur. Bunu hala savunanlar ve doğruluk payı da olabilir. Ancak bu yaklaşımın hem kendi içinde kuşkulu hem de eşcinselliğin tamamını kuşattığını sanmıyorum.
Doğruluk payını vurgulayacak olursak, çocuk tecavüzü ya da tasallutu toplumda olan bir şey. Çocukluğunda tecavüze uğramayı eşcinsel olmanın bir nedeni saymak elbette çok saçma. Ama hayatını insanca yaşamanın koşullarına ulaştırılamamış bireyler düşkünlük nedeni ile eşcinselliğe sığınmış olabilir. Onun da bir sosyolojisi vardır mutlaka. Bir çevreden olmak, bir aidiyete bağlanmak, belki parayla bedenini satarak geçimini sağlayarak bir sınıf oluşturmak gibi. Zaman zaman eşcinsel biyografilerinde gördüğümüz kadarıyla kendini 'kurtarmış' entel/entellektüel arası bazı eşcinsellerin de geçmişinde tecavüz olduğunu görüyoruz. Bu tür kötü bir öyküye sahip olmayı kapitalizme bağlamak belli ölçülerde mümkündür, ama bunun ekonomik politiğine bakılmaksızın her toplumda olduğunu bilmek de gerekir. Mesela eski yunanda, pederasti (oğlancılık) meşru bir iştir, ki başka kültürlerde olduğu da söylenir.
Kötü geçmişe dayanan ya da oradan doğan bir eşcinselliği gerçek eşcinsellik diye görüp, onu tedavi gerektiren bir sapkınlık görmek, belli bir perspektiften bakmak demektir.
Oysa, eşcinselliğe idealize edilmiş bir düzeyde bakmak gerekir.
İdealize düzeydeki eşcinsellik, bireylerin bilinçli olarak yaşamayı tercih ettikleri bir ilişki şeklidir. Ne çocukken tecavüze uğramış ve sonra yoksulluğun dibinde kaldığı için bunu yaşam tarzı seçmiş olmayı içerir ne de biyolojik ya da fizyolojik olarak yapısal bir duruma sahip olmak sözkonusudur. Çünkü eğer eşcinselliği bu ikisine bağlarsak, hemen onun üzerinde, varolan hakim ilişki çeşitlerini yücelten, yani evliliği, heteroseksüelliği, monogamiyi, bir 'aklı selim' ortaya çıkar. Bu aklı selim, düşkünlerin eşcinselliğini ortadan kaldıracak yaşam koşullarının olmayışından dem vurur ya da zaten bazı kişilerin doğuştan çift cinsiyetli olduğu için eşcinselliği 'seçmiş' olmalarının hoşgörülmesinden bahseder.
Oysa eşcinsellikten bahsetmek için kusursuz eşcinselliği konu edinmek gerekir. Şöyle ki:
Kusursuz eşcinsellik bu iki durumdan musdarip olmadan, kişisel ilgi, beğeni, seksüel arzu gibi kişisel tercihlere bağlı olarak kişinin kendi cinsiyle beraber olması olgusudur. Eşcinsellik üzerine konuşurken onu zayıf yanını değil ideal yanına bakmak gerekir. Bu aslında tüm meselelerde böyledir. ***
İnsan seksüel zevk alarak, kendi hemcinsiyle birlikte olmaktan mutluluk duyabilir. Bunu sadece ve sadece kişisel ilgi ve seksüel zevk nedeniyle tercih edebilir. Bu da kişinin kendi bileceği iştir. İnsan doğası için bu mümkündür. İnsan doğası, mana dünyası buna izin verir.
Seks zaten, manadır, bedenin bedene geçmesine indirgenmiş bir zevk anlayışı seksin ucuz taraflarındandır.
Velhasıl aklı başında, ne yaptığını bilen, bundan mutlu olan, hayat konusunda en az sizin kadar bilgili olan bir eşcinsele saygı duyup duymamanın tek bir koşulu vardır: O da onun saygıdeğer ve erdemli bir insan olmasıdır. Dürüstse, açık sözlüyse, sahiciyse, namusluysa, sahtekar değilse, arkadaşlığı yalakalığa indirgememişse yani karakterli bir adamsa/kadınsa, onun önünde ancak saygıyla eğilinir.
Hiçbir yaşam tarzı ve ilişki şekli diğerinden üstün ya da alçak değildir. Hiçbir yaşam tarzı kutsal da değildir. Ötekisine zarar vermeyen, sahtekarlık içermeyen ve bireyin kendi kişisel tercihi olan her şey saygıyla karşılanmalı. Bireyler köstek olmamak kamusal güç kullananlar ise destek olmak zorundadır. Bu insanların doğuştan eşit olduğu ilkesinden çıkan bir sonuçtur.
*** Alt etmek istediğiniz şeyin güçlü yanının üzerine gitmelisiniz. Çünkü o tekrar karşınıza çıkacak yeni bir şeye sahip olamayacaktır. İkincisi ise, güçlü yan bir şeyi o şey yapan şeydir. Zayıf yanının üzerine gitmek bir tür çakallıktır, çünkü onu, onu belirlemeyen yanıyla alt etmek istemeye dayanır. Günümüzde Türkiye'de kendini aslan sanan çakal sürüsüne ithaf olunur.