- Kategori
- Güncel
İhanetin hesaplaşmasına davet "or 9 dreams"

Ertuğrul Özkök'lü Pazar
Bugün Pazar.
Ertuğrul ÖZKÖK'ü okuyorum. Onun deyimiyle, "tam bu felaket haftasının ortasında", okunulası bir yazı.
"Save Darfur"un 2.CD’siyle başlamış konuya; "9 Dreams" şarkısıyla. "Bir ihanetin hesaplaşmasına davet ediyor".
Bu davet biraz da ÖZKÖK'ten.
Yazıda konu edilen New York'u bir kez gördüm ama, o otelin 4903 numaralı odasından Manhattan’a doğru bir bakış dahi fırlatamadım.
Çok aşağılardaydı bedenim, ruhum bunca yüksekteyken: Hayallerim, ona bağlı umutlarım kendini hep hüzünlere terk etti. Halkım gibiyim ben.
Ne bir gün rahat yaşadım ne de erinçe kavuştuğum "işte o gün" dediğim bir günüm olmadı abartısız.
Hayal boşluğuna bıraktığım anlarım, gerçekle kucaklaştığımda hüzünlü boğulmalara bıraktığım zamanlardı.
İşte bu anlarda yalnız ama kirlenmemiş o çocukla kaç kez kucaklaştığımı ansımıyorum bile. O değin çok. Bir o kadar da kırılgan.
Kırık kanatlarıyla, oraya buraya çarpmadan hedefine ulaşmaya çalışan bir kuş misali, ölüme uçuşumun son seferinde, hayalle gerçeği karıştırdığım anı keşfettiğimde ancak, ayırdına vardım ölümü istemenin aslında yaşama sarılmayı istemenin aynı şey olduğunu. O an başladı bu helezonik döngü: beni çekeni içime çektim, soluklandım, keyiflendim, "ertelendiğim" düşüncesini erteledim.
Hiç bir çekimin öneminin kalmadığı o atlas dünyamda börtü-böcek, bir kaç ağaç ve
rötarlı isteklerimle bir başına kalmanın özlenen bir yaşantı olmamasına karşın, "benim" diyebileceğim tek şey olduğu için belki, hayata yeniden sarıldım. "İhanetin hesaplaşmasına davet ettiğim" hep kendimdi.
Özkök'ün yazısıyla, "mutluluk vaat" eden bu Pazar yazısıyla, umutlandım yeniden. Suratımda, oldukça iğreti görülmesine rağmen, tatlı bir gülümsemeyle geziniyorum aynanın karşısında.
Delilik işte.