- Kategori
- Gündelik Yaşam
İhtimal

http://phoenix.about.com
<ı> ı>Peynir tenekesine ekilen çuşka biberleri görünce, tereddütsüz bastım frene, gülerek arabadan indim...
“ Merhabalar, kolay gelsin.”
“ Buyurun hoş geldiniz.”
“ Ne zamandan beri bu biberlerden arıyorum,( tenekeyi parmağımla göstererek soruyorum) kaça bu?”
“ On lira!”
Adam fiyatı söyleyince yüzüm nasıl bir ifade aldı bilmem...(!)
O başka bir müşteriyle ilgilenirken, çaktırmadan biberleri saydım, çıkan rakam vahim; dokuz.
Tanesi kaça geliyor varın siz hesaplayın...
“ Ağabey saksısıyla toprağıyla on lira”
<ı>Acaba olduğumdan daha mı saf görünüyorum?ı>
<ı>Dalaşmaya gücüm yok, safa yatmak en iyisi! ı>
“ Tatlı biber değil mi bunlar?”
Adam bu sefer küçümseyerek bakıyor...
“ Yok, çok acıdır bu biberler, iştah açar.”
<ı>( Hadi canım!)ı>
“ Acı biber yiyemiyorum ben, gümrükte sorun çıkartıyor!”
“ Almanya’dan bizim amcaoğlu izne gelir her sene, giderken de bir torba götürür. Oralarda yokmuş bu biberlerden, gümrükte sorun çıksaydı söylerdi. Sen al istediğin yere götür bir şeycik olmaz!”
İşte dalağım oynamaya başladı yine, başıma gelecekleri biliyorum, biraz sonra gülmemek için dilimi ısıracağım, ardından çişim gelecek, hem çişimi, hem gülmemi engellemem mümkün olmayacak ikisinden birini kaçıracağım...
Yol ortasında pantolona çüğdüremiyeceğime göre!
“ Niye gülüyorsun ağabey?”
Cevap vermeme gerek kalmadan, başka bir araba daha duruyor yanımızda, orta yaşlı bir bayan, eteğini çekiştirerek iniyor arabadan
Dejavu gibi, peynir tenekesine ekilmiş biberleri ojeli işaret parmağıyla göstererek soruyor...
“ Kaça bu biberler?”
“ On lira”
“ Ne on liramı soyguncumsun sen kardeşim?”
“ Abla toprağı ile tenekesiyle....”
“ Tenekesini ne yapacağım ben be! Sadece biberleri kaça satıyorsun?”
İçimden acayip taktir ettim kadını, kırk yıl düşünsem sadece biberleri almak aklıma gelmezdi benim...(!)
Soru zor tabi, uyanık satıcı kitabın bu bölümüne çalışmadığı için hazırlıksız yakalandı... Biraz düşündü.
“ Sen beş lira ver yeter...”
***
Çocuklar nerelisiniz?
“ Zonguldak.”
“ Balıkesir.”
Akraba mısınız?
“ Amca çocuklarıyız.”
“ O nasıl oluyor yahu!
İkisi aynı anda
“ Biz de bilmiyoruz!”
Çocuklardan esmer olanı diğerine göre daha girişken...
Ayakkabılara elindeki kaşıkla boya sürerken nedense gülüyor…
Kaç para kazanıyorsunuz günde?
“ Beş.”
“ On”
Esmer diğerine, küçümseyen ve inanmayan gözlerle bakıyor...
“ Yalan atma oğlum, bütün gün beraber geziyoruz… Ben senden daha çok ayakkabı boyuyorum, beş lira kazanıyorum, sen nasıl on kazanıyorsun?”
Diğeri omuzlarını silkiyor.
Umursamaz bir tavırla.
“ İnanmazsan inanma oğlum!”
Limonata içer misiniz?
İkisi de olur anlamında başını sallıyor…
Kocaman bardakları, bir nefeste bitiriyorlar… Benim de canım istiyor…
Paraları ne yapıyorsunuz?
“ Ben anneme veriyorum… Babam üçkâğıtçıdır biraz!”
Sen?
“ Ben de anneme veriyorum, o da biriktiriyor, haftaya okullar açılacak ya, önlük, çanta falan”
Keşke limonataları içmeseydiniz!
“Neden be ağabey?”
Para vermeyeceğim size, limonatalara tutun…
Esmer olanın gözleri parlıyor
“ Canın sağ olsun be ağabey ne yapalım!”
Konuşmayana soruyorum bu sefer…
Para vermeyen oluyor mu?
“ Arada oluyor, onlar da “bozukluk yok” diyor...”
Boyama işlemi bitiyor, ayakkabıları bana doğru uzatırken, aceleyle toplanmaya başlıyorlar…
Nereye çabucak…
“ Para vermeyeceğim dedin ya ağabey, gidelim biz”
Şaka yaptım yahu… Borcum ne kadar?
İkisi yine aynı anda;
“ Ne verirsen.”
Ne verirsen olur mu lan, belki az para vereceğim!
“ Canın sağ olsun”
***
Çocuklar sırtlarını dönmüş giderken… “ Babam üçkâğıtçıdır biraz” diyene sesleniyorum
Senin baban manav mı?
***
<ı>Yazının burada bittiğini varsayıp üzerine konuşalım biraz... Çocuğun babasının bana çuşka biberleri satmaya çalışan adam çıkması ihtimali yüzde kaç?ı>
<ı>Uzun hesaplar yapmaya gerek yok. Bana sorarsanız yüzde elli!ı>
<ı>Ya o ya değil!ı>
<ı>***ı>
Çocuklar sırtlarını dönmüş giderken… “ Babam üçkâğıtçıdır biraz” diyene sesleniyorum
Senin baban manav mı?
“ Yoo çalışmıyor ağabey, neden sordun?”
<ı> ı>