- Kategori
- Psikoloji
İki arada bir derede kalmak

Hayatımızı etkileyeceğini bildiğimiz kararlar almak bazen o kadar zorlaşır ki… Tüm olaylar sizin kontrolünüz dışında gelişmiş olabilir, nihai karar aşamasına gelene kadar. Belki o zamana kadar bu olayları birkaç kişi olarak yönetmişsinizdir. Fakat bir şeyler iyice ters gitmeye başlayınca bir bakarsınız ki birlikte yola çıktığınız kişi ya da kişiler kenara çekilivermiştir. ‘’Karar senin’’, ‘’nasıl istiyorsan öyle yap’’ deyiverirler yetkiyi size bırakmış havalarında. Oysa hepimiz biliriz ki o aşamada bırakılan yetki değil, sadece sorumluluktur. Bu an bir kriz anıdır; ister iş hayatı, isterse özel hayatta olsun…
‘’Ben kafanı karıştırmayım şimdi’’ derler. Öylece kalıverirsiniz ortada. Çünkü o ana kadar tüm A, B, C planları uygulanmış ve sonuç negatif olmuştur… Ve bundan sonraki tüm gelişmeler sizin kararlarına göre yönlenecektir.
Eğer bu durumda kalan bir kişiyseniz işiniz çok zor demektir. Bu karardan etkilenecek kişileri düşünürsünüz; maddi ve manevi kazanç/kayıp muhasebenizi tekrar yaparsınız… Uykularınız kaçar, yemek bile yiyemezsiniz… Düşünceler beyninizi kemirir; doluya koysanız almaz, boşa koysanız dolmaz… Olduğu gibi bırakma olasılığınız ise sıfırdır..
İşte o zaman yürürlüğe koyduğunuz durumun karar ‘’almak’’mı, yoksa karar ‘’vermek’’mi olduğunu sorarsınız kendinize. Almak ve vermek kavramlarının anlamlarını düşünerek…