- Kategori
- Gündelik Yaşam
İki günününz farklı mı?
İnsanoğlunun yaşamadığı bir coğrafyada, insan dışındaki tüm canlılar daha serbest yaşarlar. Balta girmemiş vahşi hayatın hükümranlığında ya da hayvanların yaşadığı vahşi doğal ortamlarda canlılar özgürce doğarlar, yaşarlar ve ölürler.
İnsanlardan bağımsız yaşayanların kafalarında tek bir düşünce vardır. Hızlı olup koşmak ve hızlı yaşamak...
Tek düşünceleri karnını doyurmak ve en hızlı koşan canlıdan bile daha hızlı koşabilmektir tek amaçları. Mevcut savunma mekanizmalarıyla karşılaşacağı tehlikeleri bertaraf etmektir tüm çabaları. Yoksa kendisinden bir şekilde güçlü olan canlıya yem olacaktir. Düşündükleri tek şey, kendinden daha yavaş ve daha hantal olandan daha hızlı ve atik olmak, hayatta kalmaktır.
Açlık dürtüsü, kendisinin de hızlı olması gerektiğini öğretmiştir ona. Yoksa kendisi de aç kalacaktır ya da başkasına yem olacaktır. Yani ya avcıdır ya da av...
Başkasından daha hızlı ve atik olmayanlar, belki de açlıktan ölecektir. İster aslan olsun, ister ceylan olsun, ister karınca, ister sinek olsun, hâsılı en ağır ve en hafif canlı olmasının hiç önemi ve özelliği yok. Herkes hızlı olması nispetinde ya avcıdır ya da av.
Bunun için, yeni günde, güneşin doğmasıyla beraber koşuyor olması gerektiğini, hem de bir önceki günden daha hızlı olması ve dikkatli olması gerektiğini çok iyi bilir.
Bununla ilgili olarak, bir Afrika atasözü vardır. Yaşamı bir koşuya benzeten bu atasözünde; “Her gün bir önceki günden daha hızlı koşmak gerekmektedir. Çünkü eğer aslansanız, en yavaş koşan ceylanı da bir önceki gün yakalamışsanız ve bugün de bir ceylan yakalamak niyetindeyseniz, artık bilmelisiniz ki en yavaş ceylan sizden daha hızlıdır.
O halde, düne göre hızınızı arttırmanız gerekmektedir.
Yok, eğer ceylansanız ve henüz aslana yem olmamışsanız, şanlısınız demektir ve hızınızı düne göre mutlaka arttırmalısınız. Çünkü sıra size gelmiş olabillir.”
Yani, bundan şunu anlıyoruz demektir. Hayat koşuşturmacası içerisinde, yaşantımızı devam ettirebilmenin tek koşulu vardır.
Dünden daha hızlı olabilmek, daha dikkatli olmaktır.
Şimdi bütün canlılardan üstün olan ve canlıların en şereflisi olarak yaratılan insan olarak, tüm nimetler emrine verilmişken ve istifade etmesi gerekirken, acaba ne kadar diğer canlılar kadar olabiliyoruz?
Şimdi dönüp bir bakın bakalım kendi kendinize, hayatınıza, yaşantınıza!..
Acaba bugünümüz dünden daha hızlı, daha hareketli, daha iyi ya da kötü, yani daha farklı oldu mu?
Zaten iki günümüzün aynı olmaması gerekmektedir. Aksi takdirde zarar etmiş olmaz mıyız? Dinimiz de iki günü aynı olanın zararda olduğunu emretmiyor mu?
Kısır bir döngüde, aynı çember içerisinde didişip durmaktansa, olaylara bakış açımızı, idrak etme kabiliyetimizi, yorumlama yeteneğimizi kullanmamız gerekmez mi?
Şimdi söyleyin bakalım:
Ondan...
Şundan...
Bundan değil,
Dünden...
Her yön ve haliyle farklı mıyız acaba?
Ne dersiniz, bugünümüzün dünden daha farklı, daha hızlı ve dikkatli, daha iyi ve güzel olması için çalışalım mı?
Şimdi konuyla ilgili naçizane bir dörtlük:
Bugün yeterince çalışabildin mi?
Hedefine tek tek ulaşabildin mi?
İki günü ayrı yaşayabildin mi?
Aynıysa kâr değil, zarardasın insan!
Ne dersiniz?
Kerim Baydak
kbaydak61-artan@hotmail.com