​ İki yalnızlık / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Temmuz '10

 
Kategori
Deneme
 

İki yalnızlık

İki yalnızlık
 

İnsanın yeryüzündeki macerası, ne kadar yalnız olduğunu keşfettiği anda başlamış belki de...

Sanki atalarımızdan biri mağarasının yakınındaki tepeye tırmanıp etrafa bakmış ve birden pek küçük , pek önemsiz hissetmiş kendini...

Her şeyin dokunamayacağı kadar uzak, tırmanamayacağı kadar yüksek, uzanamayacağı kadar derin, dövüşemeyeceği kadar güçlü bir dünya bulmuş karşısında...

Manzarayı seyrederken yalnızlığının farkına varmış...

Tepeden indikten sonraki halini hayal etmeye çalışıyorum...

Belki mağarasına döndü ve dalgın dalgın düşündü. Zavallının aklında mesafeler ve oranlar birbirine karıştı. Çocukken her şeyin kendisine daha yakın ve tanıdık göründüğünü hatırladı. Hatta ' İnsan büyüdükçe küçülüyor bu dünyada ' dedi belki de, dünyanın ilk kötü şiirini yazdığını bilmeden...

Peki sonra ne yaptı? Mesela o tuhaf duygudan kurtulmak için karısıyla sevişti mi? Yoksa her gün o tepeye gide gele, yalnızlık hakkında düşüne düşüne şimdi unutulmuş bir dinin peygamberi mi oldu? Bilemiyoruz...

Bildiğimiz tek şey onun yalnızlığın iki halinide yaşamış olduğu. Yani hem ' gönüllü ' yalnızlığı hem de ' mecburi ' yalnızlığı...

Onu tepeye tırmanırken düşünelim. Çamura bata çıka, elleri taşlara sürtünüp kanaya kanaya, daha önce yapmadığı bir şeyi yapmaya çalışıyor. Allah bilir, bu işe kalkışmadan mağarasından tepeye günlerce bakmıştır. Büyük ihtimalle onun hakkında uzun uzun düşünmüş, tırmanmanın ne kadar harika ve korkunç olacağını kestirmeye çalışmıştır.

Hava ısınmadan zirveye varmak istiyor, sabahın derin sessizliği içinde , tepe ve o baş başa. Etrafta başka kimse yok. Adamımız yalnız olmanın tadını çıkarıyor. Elleri, ayakları, toz içindeki sakalları, bedeni ve ruhuyla yalnız...

Üstelik bu tırmanışta kadere karşı koyan bir şeyler var. Tepe onun karşısındaki ilahi bir engel, doğuştan gelen bir duvar gibi çünkü... Adamımıza kendini iyi hissettiren bir şey daha: aşağı baktığında, yola çıktığı noktayı görebiliyor.

Sevgili mağarası aşağıda... Baharda ektiği tohumlar şimdiden yeşermiş... Birazdan uyanıp ateşi canlandıracak kadın. Yani tepenin yalnızlığından istediği zaman çıkabilir adam.

Yalnızlığın bu kadar kırılgan olması, onu hoş ve istenir hale getiriyor.

O, kendi istediği için yalnız, istediği zaman vazgeçebilir yalnızlıktan...

Vazgeçene kadarda kafa dinleyebilir, kendisini tanıyabilir, hayatı yeni gözlerle görmeyi öğrenebilir...

Ama tepeye çıkıp ufka baktığında, işler değişmeye başlıyor. Buradaki yalnızlık biraz farklı. Uzak bir gökyüzünün, düşman bulutların, yabancı canlıların dünyasında olmanın getirdiği bir şey. Daha boğucu, en ufak bir şakası ya da romantizmi olmayan, öldürücü bir yalnızlık...

Öyle pis bir duygu ki, sevişmek ya da savaşmakla geçecek gibi değil. İnsanın içini oyup yerleştirmişler sanki. Öyle sancılı bir şey...

Elinizi uzatıyorsunuz, ama dokunacak kimse yok... Onu yaşarken umutsuzluğa kapılabilir, dünyaya küsebilir, hatta canına bile kıyabilir insan.

Bizim kalabalık çağımızda da yalnızlığın bu iki türü nefes almaya devam ediyor. İstiyoruz ki yalnızlık mağaramız olsun içeriye kimse girmesin. Biz dışarı çıkabilelim ama...

Hatta mümkünse yakınlarda başkalarıda olsun. Çağırınca gelecek, yardımımıza koşacak sevgililer, kötü gün dostları... Bizde bu evcil yalnızlığı tatlı tatlı yaşayalım...

Tıpkı binlerce yıl önceli ilkel adam gibi bizde tepenin eteklerinde durup bütün duygularımızı uyuşturan o yalnızlık korkusunu hissediyoruz. Kitaplar bu yüzden yazılıyor aslında, filmler, oyunlar, resimler...

Hepsi de ' mecburi yalnızlığı ' , ' gönüllü yalnızlığa ' çevirebilmek için...

Ama sanırım kendi içimizdeki tepeye tırmanacak cesaretimiz varsa geçerli bunlar. Yoksa yalnızlığın 3. türü bekliyor bizi. Ne mecburi, ne de gönüllü : Çoğu zaman farkında bile olmadığımız bir yalnızlığı yaşayıp gidiyoruz...

Galiba en fenası da o...

sevgiler...

 
Toplam blog
: 81
: 1488
Kayıt tarihi
: 06.03.10
 
 

Çocuklara aşık bir öğretmen olmakla birlikte çocuk psikolojisi ve gelişim uzmanı olan hayatını ço..