- Kategori
- İlişkiler
İkisi de hak ettikleri yerde mi olacaktı?

Nihayet, ona yazmaya karar verebilmişti.
Uzun zamandır düşünceler içindeydi .. Kafasını kurcalayan o kadar çok soru işareti var ki cevaplarını bir türlü bulamıyordu.. Hiç bir şekilde saygısızlık yapmak ve yanlış ifadeler kurmak istemediğinden ertelemişti bu mektubu. Onun, ona ne derse desin bir tek konu üzerinde yoğunlaşıp gerçekte ne istediğini anlamaması kokusu da erteletmişti bunu. Ona göre iş bulduğunda ki bu iyi maaşlı ve güzel bir iş olduğunda tüm sorunlar çözülecekti. Halbuki bu değildi işin özü, sadece az kavgalı, saygılı, çok gülümsemeli, huzurlu, sevgi dolu bir ilişki istiyordu. O, ve hayata bakış açılarının uyuştuğu, ’’ ne olacak diye ’’ konuşmanın dışında hayat hakkında, dünya hakkında, filmler hakkında, müzik hakkında, yani hayatın olumlu-olumsuz yönleri hakkında da konuşabilmek istiyordu.. Sessiz kalışlar onu mutlu etmiyordu..Her zaman söylediği gibi, onu sorgulamadığını, yargılamadığını anlatmaya çalışsa da, anlatamıyordu..
Bugünlerde, bir korku kaplamıştı içini ‘’her şeyi senin için yaptım, kendim için istediğim bu değildi’’sözünü duymak...
Olgunluk çok farklı bir şeydi ki bu da insanın kendisiyle geçirdiği zamanla ilgiliydi..Onun bir tek sorunlar üzerine odaklanıp, kendini unutması huzursuzluk yaratıyordu.
Kendisinin bir işi vardı, işi gereği bir sürü kişilikle karşı karşıyaydı her gün. Kendini tecrübeli, bilgili ve de olgun hissediyordu. Onun kolay sinirlenmesine ve bu yüzden kırıcı davranmasına üzülüyordu..
İki farklı kişilikteydiler....
Biri hayatı önceden öğrenmenin verdiği tecrübeyle daha önde, diğeri henüz bu tecrübeyi edinmenin çabasındaydı..
Biri ‘’büyüdüm artık, hayat görüşüm belli’’ diyor, diğeri daha yolun başında ne istediğini bulmaya çalışıyordu...
Kendini, zevklerini, nasıl mutlu olacağını bilmesine rağmen , onun hakkında hiçbir şeyi hala çözebilmiş değildi.Sanki birbirlerinin hayatında kayıp gibiydiler.
İstiyordu ki‘’ben varım , ben buyum, ben bunu istiyorum, ben böyle, böyle mutlu oluyorum’’ diyebilmeliydi..’’Ben bu konuda böyle düşünüyorum , kararlıyım bu konuda’’ diyerek yumruğunu masaya vurabilmeliydi.Birbirlerinin varlığından güç alabilmeliydiler...
O yüzden, ’’nefes almamız gerekiyor biraz, buna ikimizinde ihtiyacı var’’demişti..Görüşmeye devam edilirse ilişkinin daha da kötüye gideceğine inanıyordu.Söylenen sözler hala kulağında, aklından çıkmamıştı. Çok, çok kırılmıştı. Kötü konuşmamak için, telofonu yüzüne kapamıştı.O, onun için değerliydi, özeldi. Kimse saygısız davranışları hak etmezdi.Hak etmiyordu!
‘’Sonrasında bazı şeyler hala değişmemişse, o zaman son kararımızı verir yollarımızı ayırırız’’diye bitirmişti mektubunu.Bu ilişkinin bitmesinden yana değildi...düzelmesiyse zaman istiyordu. Bekleyip görmek istiyordu;ne, ne kadar kalıcı olabiliyor, ne kadar değişilebiliyordu .
Zaman bir kez daha sınayacaktı ikisini de.
İçlerindeki gerçek kimliği açığa çıkaracaktı.’’Bir süreliğine hoşça kal’’demek , ilişkilerini bitirecek miydi?
Dönüşlerinde ikisi de hak ettikleri yerde mi olacaktı?
Parmaklarındaki yüzük, sorumluluğunu sevgilerinde bulacak mıydı? Bakalım!