İktidar çekişmesi / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Aralık '13

 
Kategori
Güncel
 

İktidar çekişmesi

İktidar çekişmesi
 

Milliyet


Nasıl geldik buralara! 10 gün önce ne idik, şimdi ne olduk !

Aşağıda satır başlarını verdiğim başbakanımıza ait bazı girişimlerin, doğru veya yanlış hamleler olduğu konusunda ki kararı size bırakıyorum;

- Mavi Marmara gemisinin İsrail'e gitmesine göz yumması.

- Hamas Lideri Meşale'ye açık destek vermesi.

- Mısır'da Mübarek'in devrilmesi ile Müslüman Kardeşler örgütünü desteklemesi, akabinde liderleri ve cumhurbaşkanı olan Mursi'nin tutuklanmasına müteakip Mısır ordusuna karşı ABD'ye rağmen takındığı açık ve sitem dolu tavırları.

- Suriye'de Sünnilere karşı Esad'ın başvurduğu şiddet yüzünden sert tavırlar sergilemesi ve ültimatom vermesi. Ardından Suriye'deki muhalefeti Esad'a karşı her şekilde alenen desteklemesi.

- NATO'ya rağmen Çin ile savunma amaçlı füze sistemi için keyfi görüşmeler yapması ve anlaşması.

- Yurt içinde muhalefete karşı takındığı kavgacı üslubu ve Gezi parkı olaylarında, kendi parti milletvekillerini dahi dinlememesi ve yurdumuzun tepkili gençlerine karşı sert önlemlerin alınması konusunda verdiği talimatlar ve özellikle de geri adım atmaması.

Hamlelerin yanlış veya doğru olması bir yana, yukarıda saydığım maddelerden dolayı ortalık zaten toz duman. Aslında başbakanın tabiriyle birileri şu anda tetiği çekmiş durumda, kurşun doğru hedefi bulur mu?

Bu soruya cevap vermeden önce “Birileri” denilen tarafların kimler olduğu hakkında kendi görüşümü özetlemek istiyorum;

1. İsrail

İlk etapta Marmara gemisi, one minute çıkışı, sonrasında Meşale'ye verdiği destek ve İsrail'e karşı sert demeçler vermesi ve bazı ihaleleri askıya alması.

2. ABD

Türkiye ile İsrail'in arasını yapmaya çalışması ve Türkiye'nin buna bir süre uyduktan sonra ağız değiştirip saldırgan tavırlarını sürdürmesi.

NATO anlaşmasını derinden etkileyecek olan farklı bir Füze savunma sistemini Çin ile görüşmesi ve kapının ardından yakınlaşması.

Olumlu gördüğü Mısır'daki iktidara yapılan darbe'ye karşı çıkması ve ABD'yi bu konuda göreve çağırması.

En önemli konulardan biri de Türkiye ile İran'ın yaptığı gizli anlaşmalar ve İran'a ABD tarafından uygulanan ambargo nedeniyle para akışının illegal yollardan Türkiye üzerinden dolaştırılmasına müsaade etmesi.

Hal böyle olunca, İsrail ve ABD anlaşıp, Türkiye'de iktidarı bir şekilde aşağı çekmek, yerine daha ılımlı siyaset yürütebileceğini düşündükler CHP'ye sınırsız destek vermek için  kolları sıvadılar ama öncesinde de Türkiye'de söz sahibi olduğunu düşündükleri Fethullah Gülen cemaatinin de bu konuda desteğini almak gerekirdi çünkü bunu yapabilecek tek taraf onlardı, anlayacağınız kaleyi içten fethetmek misali.

3. CHP

Şahsen CHP'nin tavrını beğenmiyorum çünkü halk haricinde her yere başvurdular .

CHP Başkanı Kemal Bey, Türkiye'deki iktidarı Avrupa’ya şikayet etmesi.

CHP Başkanı Kemal Bey, iktidarın kararlarına rağmen, Beşar Esad'ı desteklemek için kurmaylarını Şam'a göndermesi, ben küçük aklımla o dönem şunu algıladım; "CHP, Suriye'deki Alevileri Sünnilere karşı destekliyor". Kurmaylar döndükten bir süre sonra Reyhanlı ilçemizde bir patlama ve sayısı aslında elli iki 'yi geçen ölü, Allah hepsini rahmet eylesin.

CHP Başkanı Kemal Bey, Gezi parkı eylemlerinde polise tepki vermesi, eylemlerin durdurulması için gençlere seslenmek yerine, emir kulu polislere itaat etmeme ve gelen emirlere uyulmaması konusunda direktif vermesi!

CHP Başkanı Kemal Bey iktidara bilenmektedir, her neye mal olursa olsun iktidarı düşürmenin peşindedir.

CHP Başkanı Kemal Bey, ABD'ye destek bulmak için gitmesi, oradaki yetkililerle görüşmeler yapması, Fethullah Gülen ve Cemaat'in oradaki temsilcileri ile görüşerek destek alması neticesinde, Türkiye'ye dönüşünden bir süre sonra iktidarı hedef alan malum operasyonlar başlıyor.

Bu kadar tesadüfe pes yani!

4. Fethullah Gülen ve Cemaati

Fethullah hocanın şahsında öncelikle şunu belirtmek istiyorum; Nasıl oldu, neye göre yapıldı bilmem ama Rahmetli Sn. Ecevit döneminde alınan tutuklama kararının akabinde apar topar yurt dışına gönderildi demek istiyorum ama diyemiyorum çünkü bana göre daha somut bir gerçek var ki o da sürgün edildiğidir.

ABD'nin tenha bir köşesinde, Gülen vakfına ait küçük bir odada hayatını geçirmeye mahkum edildi. Bunu ben değil Hocanın kendisi söylemiştir.

Bkz., Milliyet gazetesinin web sitesi.

http://siyaset.milliyet.com.tr/fethullah-gulen-den-yeni-aciklama/siyaset/detay/1811752/default.htm

Ben Cemaat’in bu kadar sivrileceğini, tehditkar tavır alacağına inanmıyordum ama yıllardan beri süre gelen Başbakan Erdoğan ile Fethullah hocanın gizli işbirliği ve sonrasında sürtüşmelerinin ayyuka çıkmasıyla, güç odakları ve yönetenleri konusunda anlaşmazlıkların su yüzüne çıktığı ortadadır.

Fethullah Gülen hoca ile Başbakanın yönetim konusunda ihtilafları; Yıllardır iktidar tarafından yapılan önemli siyasi açıklamalara Fethullah hocanın çeşitli kanalları kullanarak yorum getirmesi ve gerektiğinde de iktidara itidal çağrıları yapması çok ilginçtir.

Kısacası devlet ve paraleli dediğimiz bu yapı cunta yönetimleri devirdi, devirecek kimse kalmayınca birbirlerine döndüler. Ya sen ya ben hesabı!

Başbakan Erdoğan Dünya çapında İslam Alemi'nin Lideriliğine soyunmaya oldukça kararlı, Fethullah Hoca'ya ve cemaatine bakış açısı değişti ve onlardan gelen tavsiyelere kulak vermemeye başladı. Hatta zamanla yurt içinde onlara tanıdığı imtiyazları geri çekmeye başladı ve süre gelen olayların en sonuncusu da Dershaneler konusuydu ve bu kaçınılmaz olayların başlangıcıydı.

Kanımca, bu durum üzerine ve Başbakanı yerinden etme konusunda ABD'den yeşil ışığı alan cemaatin Türkiye ayağı, nüfuzunu kaullanıp bağlantılı olduğu çevreler üzerinden operasyonu başlattı veya başlamasına neden oldu, tabi bunu da CHP Kemal Kılıçdaroğlu'nun istişaresine zaten önceden sunmuşlardı, ABD'de.

Her neyse, 1. dalgaya karşı beklenmedik iyi manevralar yapan iktidar için (B) planını devreye soktular, o da direkt olarak başbakanın oğlunu ve etkisi daha büyük olsun diye iktidara yakın birçok işadamını hedef  alan 2. dalga, sağlam olması için de öncelikle medya kuruluşlarına servis ettiler.

İyi de, bir savcı kendi istedi diye 2012'de (1 Yıl önce) soruşturması başlatılan bir dava neden bugün işleme konuldu, siz 1 sene neredeydiniz demezler mi! Yoksa yukarıda ki sayıyı ben mi yanlış değerlendiriyorum, Bkz. resim (Soruşturma : 2012/656)

Kaldı ki, bu operasyonun hedefinde sadece AKP iktidarı olabilir düşüncesindeyim nitekim Reza Zarrab gibi para taşıma işini İran, Irak ve Libya için yapan birçok kişi var. İş adamı olup fesat karıştırmayan, rüşvet vermeyen ve vergi kaçırmayanların Türkiye’de sayısı da çok azdır ve asıl önemli olan soru şudur; "Neden diğerleri de dururken sadece iktidara yakın olan önemli isimlerin üzerine gidilmiştir".

Acaba her şey Kemal Kılıçdaroğlu'na göre mı planladı diye de sormaktan kendini alamıyor insan!

Tabi bunların hiç biri umrumda değil, suç işleyen varsa hesabını versin ama bu yapılanlar uygulama esasıyla baştan yanlış ve manidar ve ülkemizin bütününü, birliğini ve beraberliğini bozuyor.

Bugün 1 Euro = 2.98 TL . 1 Dolar = 2.15 TL'dir.

Milli servet korkunç kayıpta, Borsa ciddi çoküşte, faiz yakında tavan yapar ve yatırımlar durur, daha zamlara hiç gelmedim. Ekonomi daralacak, vergileri arttırıyorz diyecekler!

Bunların tümü, bir vatandaş ve 2 çocuk babası olarak beni ilgilendiren tarafıdır. Kayıplarıı ve bu gidişle yakın gelecekte kötü olacakların hesabını kimden sormam gerekiyor.. Keyfi hareket eden savcıdan mı. Yoksa dağılan iktidardan mı?

Anlaşılan, Türkiye'nin kan kaybediyor olması kimsenin umrunda değil ama merak etmeyin, bu vatandaş ne badireler atlattı. bunu da atlatacaktır. 

 
Toplam blog
: 27
: 4680
Kayıt tarihi
: 21.10.06
 
 

Sosyal adaletin varlığından şüphe eden, dünyanın birçok yerini gezmiş, varolmanın bizim seçimimiz..