İktidar Olmak-1 / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Temmuz '08

 
Kategori
Siyaset
 

İktidar Olmak-1

İktidar Olmak-1
 

muallak taşı (Bu taşın genel ve özel bilgisine ulaşamadım, esas muallak taşı haremi şerif mescidinde


İktidar olmak, her şey olmak değildir. Yönetim gücünün nöbetini devralmaktır, demokrasilerde.

Ama demokrasi inancınız yoksa herşeyi kendi hevesinize uydurmaya kalkarsanız, sizin dışınızdaki düşünce sahiplerini yok saymış olursunuz.

Oysa demokrasiye inanıyorsanız ne kadar sizi destekleyen oy oranı yüksek olsa, yinede görev ilanihaye devam etmeyeceğinin bilinciyle her hareketinizi ihtiyatlı yapmak nezaketini veya duyarlılığını gösterirsiniz.

Habuki çok güçlü iktidar olarak hükümet olsanızda, çoğunluk egemendir görüşü her çağda ve her coğrafyada veya dini inançlarda benimsenmiş bir rejim çeşidi değildir. Böylesi bir meşruiyet dışı rejimler siyasat literatüründe "Faşizm" olarak adlandırılmaktadır.

Bugün ülkemizde devletimizin kuruluş ilkeleri olan laik, demokratik, sosyal, hukuk devleti özelliklerini içine sindirememiş olanlar, savunur gibi göründükleri Osmanlı İmp. yapısal sisteminden bihaberdirler. İstiklal savaşındaki kentlerimizin kurtuluş mücadelelerinin çoğu o zamana kadar birlikte yaşanılan ancak savaş nedeniyle oluşan boşluktan pay kapmaya çalışan gayrimüslim vatandaşlarımızla aramızda vukubulmuştur. Bu durumu kurtuluş şenliklerindeki hatıraları dinleyenler çok iyi bilirler. Osmanlı, hertürlü inançtan insanları anadolu kültürü içinde yüzyıllarca öyle barış içinde birlikte yaşamaya ortam temin etmişki bunun orijinali medine toplumundaki Peygamberimizin antlaşmaya imza attığı çok din ve kültürlülük örneğidir. Bu durum daha sonraki devirlerde tüm İslam coğrafyasında özgürlükçü bir uygulama ile devam etmiştir.

Bu genel görünüm ayrıntısından cumhuriyete geçişte Atatürk ve beraberindeki kurtuluş savaşı kahramanları osmanlıda ki gayriresmi karışık durumda olan mezhepler ve tarikatlar ortamından, yeni yapılanma içinde Ehlisünnnet-hanefi (sünni) mezhebini merkezde tek temsilci olarak kabul edip bugünkü ençok personele sahip diyanet işleri teşkilatını kurmuşlardır.

Bu durumu ihya eden kuruculara buğz etmek nankörlüktür. Bu durum demokratik olgunlaşma yerleştikçe yapılacak iş diğer mezheplerede inanlarının yoğunluğu oranında hizmet sunmaya çalışmak olmalıdır.

Cumhuriyet'e muhalefet eden yada kendi arzularına göre değiştirmeye çalışanların heva ve hevesleri şuraltlarında gizlenmiş dış görünüşleri takiyyeden başka bir şey değildir. Dini söylemleri de riyadır, naif müslümanları "Allah ile Aldatma"dır.

Şimdi samimi müslümanlar seçim olmuş, iktidar olmuş yürütmenin başına geçmiş diyelim. Samimi ise yapacağı iş herkese objektif davranış içinde olarak yurttaşlarına kamusal alanda fırsat eşitliği, ekonomik imkanları herkese fırsat eşitliği içinde sunan, partlilerine disiplinle direktif vererek mali ve kamusal işlere dışarıdan çıkar içerikli müdahaleleri önleyen bir uygulama sergilese buna kim karşı çıkıp muhalefet dahi edebilecek!

Her türlü iltimas, rüşvet, icazet ve referans yerine vatandaşlık hakları ile her yurttaş her ihtiyacını yasalar önünde kamu görevlilerinden alsa buna kim karşı çıkacak.

Aracı zümre yaratma ve bundan nemalanmaları önlemek için Laik düzenleme gereği duyulan devlet yapımızda, herkesin vatandaş olarak bazı çevrelerin ram ol yada zımnen kul ol davranışlarına göz kıpmak hangi samimi inancın hoş göreceği davranıştır. Dini bilgilendirme amaçlı iyi vatandaş ve mümin insanlar topluluğu oluşturulmasına yönelik faaliyetler, tarih içinde ve günümüzde göstermiştirki bu tür faaliyetler nüfuz ve rant amacına yönelmekte sanuçta din bir araç konumuna indirgenmektedir.

Bu kültürel oluşumların etkisiyle makam, mevki sahibi olanlar ne yazıkki meşru maaş yada kazançlarına kanaat etmemekte asgari ücretlerin yirmi otuz katı ücrette alsalar, nefslerine ket vuramamakta, nasıl oluyorsa yıllar içinde servetlerini kat be kat artırmaktadırlar. Durum süreçten, statüden faydalanma fırsatçılığını feraset zannederlerken; Bu makam ve mevkiye gelişte asgari ücretli vatandaşa dini referans göstererek siyaset yapmaktadırlar. İşte bunlar samimi mümin değil, riya ve takiyye içinde olan Maun Suresindeki ret edilenlerdendirler.

Şimdi birde şöyle demeye başladılar bu kendini mümin zannedenler, "herkes kendi mesleğinin uzmanıdır, diğer kurumların öğrenimini görenler kendi dalında konuşsun müslümalığı biz biliriz." ahkamını kesmektedirler. Unutulmasın ki özellikle bu dinimizde ruhban sınıfı ayrıcalıklı sınıf yoktur. Peygamberimizden sonra dinin sünnetlerini - hadisleri aktaranlar her statüden her iki cinsten insanlar (sahabeler - tabiinler) olmuştur. Bir konuda dini veya pozitis yada sosyal bilimlerde akademik yada amatörce okuyanlar elbette bildiklerini söylerler ama kendinden başkalarına bilgi ipoteği koyamazlar. Hele herkesin muhatap olduğu din konusu herkesin öğrenme ve uygulamasına açık bir konudur. Herkesin inancı gereği görevidir. Diğer taraftan belli kalıplar içinde atgözlüğü takmış özgür araştırma ve düşünmeyi aklından çıkarmış kişiler belli bir imamhatip okulu veya ilahiyat okumuşsa başkaları ciltlerle islami külliyatta okusa olmaz, neden! Çünkü ders kitabından başka literatür yada cemaat lideri kitapları dışındaki kitaplara kendini yasaklamış bunu peygamber sanatı olarak gören kimi liderleri gibi tekel kurmak istemektedirler.

Bu durum daki bir düşünce ortamına sürüklenmiş insanların yeniden Kur'an'ı defalarca okuması ve inzivaya çekilip düşünmeleri gerekmektedir. Bir defa peygamberlik sanat değildir. Allah'ın nübüvvetini sanat olarak algılayıp sakın kimse buna inanıp bir de çevresinde oluşturduğu cemaatin maddi ve moral desteğini arkasına alıp her yüzyıl hikayeleri ile normal düşünce adamları yerine manevi makamlara göz dikmesinler. (Bu konları içeren yayınları okuyup da eleştirmemek manevi sorumluluk taşır.) işte böyelesi yapılanmalara paçayı kaptırmadan milletin emanet ettiği erg gereğini, yine halkın ihtiyaçlarına münhasıran hazırlanacak bir icaraat için yol haritası deklere etinizde muhalefet mi, karşı çıkan mı oldu? Dine ters mi düşülür, devlet kuruluş ilkeleri ihlal mi edilir.

Bütün dinler ve felsefi akımlar gibi dinimiz İslam da aslında ideal devlet ve yönetimi benimseyip dışlamazlar. Siz yeterki inançları çağrıştıracak kelimeleri ağzınızda siyasete alet etmeden sadece hakk ve hukuku alınteri ve helal kazancı teşvik edip, destekleyip ve iktidar sahipleri olarak makamların ücretlerine kannat edip şükür içinde olun.

O zaman hem dine uygun hem kurulu devlet ilkelerine uygun hareket etmiş olursunuz.


 
Toplam blog
: 376
: 1841
Kayıt tarihi
: 06.07.07
 
 

Hayat herkes için aslında yalnızlıktır. hiç kimsenin doğal garantisi yoktur. (Günlük atüel haberl..