- Kategori
- Ekonomi - Finans
Merkez Bankası İstanbula Taşınacak'mış!

Para çok İstanbul'a da yeni gökdelenler dikeriz. bari Ankara'dakini satın onunla yapın!
İstanbul'da yeni su rezervleri mi bulundu? Trafik sakinleşip ulaşım rahatladı mı? Ülkede başka liman kenteleri metropollere aday olsa kalkınma daha iyi yaygınlaşmaz mı?
İstanbul boğuluyor suyu yetmiyor, yeni iç göçlere vize koyalım, ek vergi alınsın, Trafiği kaldırmıyor nüfusunu donduralım, diyorlardı! Ne oldu ?
Karmaşık bir istikrarsızlıkla yol bulmaya çalışmak, yada hiç yoktan yeni sosyo ekonomik sorunlar doğurmaya katkı yapacak düzenlemelere neden olmak ne kadar gerçekçiliktir.
Merkez bankasının ve buna paralel ekonomik yada finans kuruluşlarının İstabula taşınması düşünülürken, acaba hangi düşünceler etken olmuştur. Nostaljik Osmanlı hatıraları mı yoksa dünya emperyalist finans odaklarının telkinleri mi? Velevki daha başka etkenlerde akla gelmiş olsun İstanbul'un yukarıda sayılan kentsel sorunlarının daha kötü duruma geleceği yada yeni sorunlar ekleyeceği neden görülmez!
Bu gün merkez bankasının taşınmasına yönelik yasal düzenlemeler yapılmaktadır. Bu durum gündeme gelince kurum çalışanları dahi bu yer değişikliğine itiraz etmişlerdi. Bir konunun en iyi uzmanı o işin içinde ve başındakiler olası gerekmez mi!
Ankara Cumhuriyet'in kuruluş yıllarına göre daha mı ekonomik ve iletişim, ulaşım ve merkezilik bakımından kötü duruma geldi. İster hümanistce düşünün ister inançla vicdanınıza danışın.
Bakın basında ne deniyor: "Hükümet, tüm itirazlara rağmen Merkez Bankası’nın İstanbul’a taşınması için düğmeye bastı. Merkez Bankası, Vakıflar Bankası Genel Müdürlüğü, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) merkezlerinin İstanbul’a taşınmasını öngören kanun tasarısı, TBMM Başkanlığına sunuldu. Tasarıya göre kurumların İstanbul’a nakli iki yıl içinde tamamlanacak."
Henüz taşınma külfeti ve organizesi bilinmediğinden süre uzatılabilecekmiş. Halbuki merkez bankası bünyesindeki fonksiyenel görevlerin kendisinden alınmasına rağmen "Son yıllarda mali sektörde yaşanan gelişmelere paralel olarak ihtiyaçların değişmesi, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının gözetim görevinin sona ermesi ve Risk Merkezi faaliyetlerinin Merkez Bankasının temel görev ve yetkileri arasında yer almaması dikkate alındığında, bu faaliyetlerin diğer bazı ülkelerde olduğu gibi Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası dışında başka bir kurum nezdinde yürütülmesinin daha uygun olacağı değerlendirilmiştir."(1) reorganize ile bu görev daralması yapıldığı halde taşınmasında israr etmek finans çevrelerinin insiyatifinin gereği olarak mı yapılmaktadır.
Oysa her işlemin bir kılavye tıklaması ile gerçekleştirildiği günümüz kaydi ödeme ve takas sistemlerinin bilgisayar ağları ile yer ve coğrafik mesafelerinin önemini yitirdiği günümüzde para hamallığımı yapılacaktır. Zaten Merkez Bankası Şubeleri her bölgedeki büyük kentlerde faaliyetlerini yürütmektedir. Yoksa ilgililer şube kuruluşlarından bihabermidir. Bu en cahilce bir durum olur.
Diğer finans ve bankacılık sektöründeki, "Vakıflar Bankası’nın sektörün en büyük beş bankası arasında yer aldığına işaret edilen gerekçede, "Banka, gerek müşteri kitlesi gerekse sunduğu hizmetler ve geniş ürün yelpazesi ile sektörün en büyük özel bankalarıyla rekabet edecek düzeye gelmiştir" (1) diyerek asli foksiyonlarının neresinde ilerleme var düşünülmemektedir.
Hükümetin ve Sayın Başbakanın özel önem verdiği taşınma işi için gerekirse kanunda çıkarırız demecinin gereği bugün yapılmaktadır.
Halbuki çağdaş gelişme ve rantabilite kuruluş merkezlerinin tasis mahallerinde olması daha önemsenen bir gelişmedir ancak enformasyon ve ilişkiler için zaten dünyada coğrafi sınırlar ve mesafe mefhumu kalmamıştır.
Yine Dünya coğrafyasında ki ülkelerden 160 devletten ancak altısında merkez bankaları başkent dışındadır. Önde gelen güçlü devletlerin de başkentleri en büyük liman kentleri değil, merkezi kentleri başkent yapmışlardır.
Bunların içinde Bundesbank, Alman Merkez Bankası, Frankfurt’da bulunuyor. Halbuki, birleşme öncesi Almanya’nın başkenti Bonn idi, ardından Berlin oldu. Finans merkezi olan Frankfurt, merkez bankasına ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Neden liman kenti Hamburg değil?
Zürih de dünyanın önemli finans merkezlerinden biridir. Bu nedenle İsviçre, başkenti Bern yerine, bu şehri tercih etmiş. Zaten coğrafik farklılıkları yok gibi.
Aynı gerekçe başkenti Kanbera yerine Sidney’i seçen Avustralya için de geçerli.
Hindistan denince akla başkent Yeni Delhi gelir. Ancak, Hindistan Merkez Bankası, ülkenin en büyük şehri olan, 13 milyon nüfuslu Mumbai’de faaliyet gösteriyor. Yinede büyük liman kentlerinde değil!
Kazakistan’da ise ülkenin merkez bankası Almati’de, başkenti ise Astana, daha önce başkent Almati idi, sonradan taşındı. Gelecekte merkez bankası da muhtemelen taşınacaktır.
Bir tek her yönü ile bize benzeyen Pakistan da merkez bankası İslamabat yerine Karaçi liman kentindedir. İslamabad da sonradan başkent olmuştur.
Amerika’da ise Federal Reserve yönetimi Washington’da bulunuyor. Ama dikkat çeken başkent ve yönetim daha güvenli olup okyanus sahilinde liman kenti değildir. Buradan örnek alınarak dünyanın önde gelen devletlerinin başkentlerini coğrafi konum olarak gözden geçirdiğinizde devlet coğrafyalarının iç merkezi konmuna uygun olduğu görülmektedir.
Dikkat edilince Rusya neden Petersburg'u tercih etmemiş, Fıransa neden masilya dememiş, Çin niçin Şanghay daha uygun dememiş. İtalya neden Napoli yada Milano'yu tercih etmiyor hayret. Sahi Ukrayna yeni devlet akıl verilsinde Odesa liman kenti bu anlayışa çok uygun olur söz dinler mi acaba!
Göründüğü kadarıyla 160 ülkeden sadece 6’sının arasına Türkiye’de katılacak ve liberal kapitalist çağdaşlığa ayak uydurup belkide satılacak!. Ortaya çıkacak sonuç, bütün bu devlet huzursuzluğuna değecek mi! Onu da zaman gösterecek diyebiliz ama görünen köy kılavuz istemez herhalde böyle önemli karalar tarihsel ve tabii ve siyasi hertürlü perspektiften değerlendirerek karar verilmelidir.
Oysa herne kadar liman kentleri ulaşım-nakliyat için önemlerini korusalar da hava ulaşımları son yüzyılda özellikle son yıllardaki gelişen kargo taşımasında önemli mesafeler kat etmiş bu durum da ticaretin coğrafyanın her yerinde gümrüklerin açılmasına vesile olmuş, ticari odaklar eski cazibesini taşraya dağıtır olmuştur.
Bütün bunların yanına devlet prensip ve preştijinin kriterlerini unutmamak gerekmektedir. Ekonomik bağımsızlık ülke bağımsızlığının özüdür.
nariçi: 03.07.08
(1) haber: hürriyet.com