​ İktidar ve Meşruiyet Nedir? / Sosyoloji / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Temmuz '21

 
Kategori
Sosyoloji
 

İktidar ve Meşruiyet Nedir?

      Türkiye’de, demokrasinin gereği olarak çok partili yönetim sistemine geçtiğimiz 1946’lardan günümüze dek en fazla tartışılan kavramlardan biri “iktidar”,diğeri de  “meşruiyet”tir. Kim ne biliyor, ne kadar biliyor, onu bilmem ama bu iki kavram hem siyasetbilim hem de toplumbilim açsından oldukça derin ve önemli anlamlar içermektedir. Özellikle siyasal bilim(politikbilim) yönünden üzerinde en çok durulan ve tanımlanan kavramların başında gelir her iki kavram da. Toplumbilim açısından da en çok “iktidar”kavramı irdelenir ve bu kavramın, en küçük toplumsal gruptan en örgütlü büyük gruplara kadar yaygınlığı, güç ve otorite kaynağı olup olmadığı tartışılır. Siyasal bilim ise “iktidar”kavramının toplumsal kökenine inmeden ya da grupsal, kurumsal yönlerine değinmeden, doğrudan “devlet”kavramı ya da kurumu ile olan ilişkisini araştırır ve tanımlar yapmaya çalışır. Buna göre iktidar,temel olarak yönetilen ile yöneten arasındaki farklılık. Her sosyal grupta bir yanda emirleri (komutları) verenler, bir yanda da buna itaat edenler (uyanlar) vardır. “İktidar” kelimesi hem yönetenler grubunu hem de bu grubun işlevini anlatmak için kullanılmaktadır. Bu bakımdan siyasal bilim yönetenleri ve liderleri inceler: kökenlerini, yapılarını, özelliklerini ve kendilerine gösterilen itaatin (söz dinleme, boyun eğme, buyruğa uyma) alan ve temelini ele alır araştırır.[1]
 
      Basit bir anlatımla Türkçe Sözlükte  “iktidar” sözcüğü üç anlamda tanımlanır: 1) bir işi yapabilme gücü, erk, kudret; 2) bir işi başarabilme yetki ve yeteneği; 3) devlet yönetimini elinde bulundurma ve devlet gücünü kullanma yetkisi; bu yetkiyi elinde bulunduran kişi ve kuruluşlar[2] . Ne var ki iktidarın kavramsal ve kuramsal anlamları bunlarla da sınırlı değildir. Gündelik ve siyasal yaşamımızda, özellikle de seçim dönemlerinde, kamuoyu yoklamalarında, günümüzde “iktidar ve meşruiyet” kavramları en çok kullanılan, tartışılan, çekiştirilen sözcük ve kavramların başında gelmektedir.
 
    Var olmak ve çoğalmak hayvanlara yettiği halde insanoğlu güç ve otorite sahibi olmak, egemen olmak, üstün olmak gibi ayrıcalıklara sahip olmak ister. Eğer elinden gelse, her insan, Tanrı gibi olmak ister; sayıları az olsa da bazı insanlar vardır ki, bunun olanaksızlığını asla kabul etmezler. İllaki iktidar ve otorite sahibi olacaklar; böylelikle yönettikleri toplumda üstünlük ya da egemenlik kurabilecekler.    
 
   İktidar kavramı, üstünlük ya da hâkimiyet/egemenlik kavramlarıyla karıştırılmamalıdır. Bu kavramlar yönetenlerle yönetilenler arasındaki uzlaşmaz zıddiyeti (antagonism) değil, fakat yönetilenlerin kendi aralarındaki karşıtlığı ifade eden terimlerdir.[3]
 
     İktidar ile üstünlük ya da hâkimiyet (egemenlik) arasında iki açıdan farklılık vardır:
 
(1) Birincisi, iktidar aynı zamanda inançla ilgili bir olgu olmasına karşılık üstünlüğün maddi bir olgu, maddi bir güç niteliği taşımasıdır. İktidar, tanındığı için iktidardır, otorite (yetke) de kabul edildiği için otorite olur. İktidar halkın iradesine dayanan bir forma (biçime) sahip değilse;  yani iktidar, sosyolojik anlamıyla, “meşru” (yasal) bir iktidar değilse, böyle bir iktidara karşı başkaldırma söz konusu olur. İktidar normal sayılan sınırları aşarsa, örneğin o devletin yasalarına, anayasasına aykırı davranışlarda bulunursa, buna karşı tepki doğar. Fakat iktidarın ve iktidara itaatin/saygının gerekliliği genel olarak kabul edilmektedir. Bunun tersine, üstünlük, bir rekabet olgusu olduğundan kendisine karşı mücadele ile birlikte var olur; daima, üstünlüğün bir gün sona erdirileceği umulur. Demokrasilerde halk egemenliğine dayanarak elde edilen siyasal güç ya da otorite, iktidarı elinde bulunduran gruba, kişiye üstünlük ve ayrıcalık sağlamaz; sadece meşru(yasal) sınırlar içinde yetki kullanma hakkını verir. Üstünlük ilişkisinde umulan, kişinin bu ilişkinin niteliğini değiştirmemesi, ilişkiyi kendisinin yararına bir ilişkiye dönüştürmemesidir.
 
      (2) İkincisi, iktidar, örgütlü ve yapılaşmış bir niteliğe sahiptir.
 
      İktidar toplumun çatısı, en üst kurumu sayılır; sosyal çerçevenin bir bölümüdür. Devlet yapısı içinde iktidarın hukuk açısından incelenmesi iktidarın bu niteliğini çok açık bir şekilde ifade eden “ teşkilatı esasiye hukuku” (anayasa) adını alır. İktidarın tersine, hâkimiyet (egemenlik) sosyal çerçeve içindeki çatışma ve mücadelenin (uğraşıların) sonucu olarak oluşur. Demokratik yönetimlerde egemenlik, hiçbir koşula bağlı kalmaksızın halka aittir. Halk bu hakkını, özgür seçimler yoluyla kendisini yönetecek siyasal iktidara devreder. O nedenle halkın kendisini yöneten iktidarı sorgulama, soruşturma, eleştirme, yasal sınırlar dışına çıktığında yargılama ve demokratik yollarla iktidardan düşürme hakları, demokrasinin vazgeçilmez kurallarıdır.
 
     Tanımlarını yapıp tartıştığımız bu iki kavramın merkezinde ise “devlet” dediğimiz, toplumun en üst kurumu ya da sistemi vardır. Devlet; aile, eğitim, din, hukuk, siyaset, ekonomi, ahlak ve yönetim(iktidar) gibi örgütlü toplumsal kurumların en üstünde, en yücesinde bulunan bir kurum ya da bir toplumsal sistemler bütünüdür. Tüm bu kurumlar, toplumu oluşturan bireylerin kişisel ve toplumsal gereksinmelerini karşılamak için örgütlenmişlerdir.
 
      Eğer devleti yöneten siyasal iktidar, devletin sınırları içinde yaşayan toplumların, topluluk ve bireylerin çeşitli fiziksel ve sosyal gereksinmelerini karşılayamıyor ve buna karşın iktidarını, zorbacı ve baskıcı bir anlayışla sürdürmek istiyorsa, meşruiyetini sorgulanıp tartışılır hale getirir![4]
 
       Fazla uzatmadan yazımı anonim bir sözle bitireyim:
 
      “ İktidar hırsı, akıl ve vicdanı devreden çıkarır, insanı kör ve sağır yapar.”
 
 
 
 
 
 
 
 
[1] M. Duverger. Sosyal Bilimlere Giriş, 1990: 59
 
[2] TDK/Türkçe Sözlük: 569:570
 
[3] M.Duverger,s.59
 
[4] Gelecek makalemde “devlet nedir, ne değildir?” gibi sorular üzerinde durulacaktır.
 
Toplam blog
: 46
: 225
Kayıt tarihi
: 27.03.13
 
 

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Antropoloji (Sosyal Antropoloji) mezunu 1971; F..