- Kategori
- İlişkiler
İlişkilerde ayrılığa, bir araya gelme kadar süre tanınmalı

Tamam bir araya gelmek yapmak, ayrılık ise yıkmak; yapmak zor yıkmak kolay da keşke yıkmak da biraz zor olsaydı, zira altında kalıyoruz.
Adam/kadın bırakıp gidiyor ya, arkasına bile bakmadan! Hemşerim sen beni sokakta mı buldun! Üç yıl peşimden koştun, çiçekçide gül kalmadı, sadece çeşme başında geçen günlerimiz roman olur. Şimdi kalkmış hadi bana eyvallah diyorsun, bu kadar kolay mı?
“Ben bitti dersem biter” Bitsin de çantamızı bavulumuzu toplayalım bari babanı mı öldürdük; alt tarafı ihanet etmişiz nolmuş yani!
İşin şakası bir yana gerçekten ayrılıklar mantıksız, öyle bırakıp gitmek olmaz bu işin bir süresi olmalı; vazgeçmeyi/yeniden başlamayı düşünecek kadar.
Benim bir manitam vardı. Onu elde etmek için üç yıl uğraştım. Üç saatte bırakabilirdim ama elde etme sürem olan üç yılda ayrıldım. Ve bu üç yılda iki defa geri dönüş şansımız oldu.
Ama sen bırakıp gidiyorsun… Ayrılıp ayrılmama konusunda kararsız kaldığın zaman gideceksin ki gitmenin de kalmanın da şansı eşit olsun.
Hoşlanmıyorsan bırak; ama onun dışındaki haller düşünmeyi gerektirir, ben bir kadından sadece hoşlanmazsam ayrılırım; cadalozu bile bırakmam yeter ki eti budu yerinde olsun hahahaha!
Bizde birleşmelerden çok ayrılmalarda sorun var, bırakıp gitmelerde; üç yılda bir araya gel üç dakikada ayrıl, hadi ya!
Ayrılma nedenleri de dandik, “Oğlanla konuştuğunu gördüm” Ne güzel işte, sadece konuşuyormuşum; başka bir şey mi yapsaydım!
Belki affetme ihtimalin olur, hoş görme; abuk sabuk insanlar araya girer barışamayacak durumda olsak bile barıştırırlar bizi.
Araya girenler olunca hangimiz ne halt yersek yiyelim ilişkimizin devamı meşru olur. Bizim dışımızdakiler bizi aklar, bize de bu lazım zaten; birbirimizi affedeceğiz de ah bu çevre bakanlığı…
Zaten ayrılma aşamasında yapılacak en doğru hareket, abuk sabuk insanları araya sokacaksın onlar sizi barıştıracak…