- Kategori
- Gündelik Yaşam
İlker abi "Senin baban öldü" dedi.

Oğlum, yazım yayına girdiğinde ÖSS sınavı için saat sayıyor olacak. Bu gün onunla Galeria'ya ya gittik. Babası ve huzur evinde ki amcaları, dedeleri için hediye bakmak istedi. Alışverişimizi tamamladıktan sonra alt kattaki yiyecek bölümüne indik.
Yan masamızda genç bir anne 2 çocuğu ile servisin gelmesini bekliyor. O arada kız olan 2, erkek olan 3, 5 yaşında. ( Sonradan öğrendik. ) Oğlum çocukları çok sever, kardeşi olmayışının bunda etkisi çok fazla. Bir ara bana "Anne konuşmaları duyuyor musun ?" diye sordu. "Hayır " diyince "Dinle o zaman dedi." "Oğlum saçmalama ne kadar ayıp bir şey bu öss senin huyunu değiştirdi ." dedimse de
gayri ihtiyari yanyana olduğum için dikkat kesildim.
- Ya anne ya babam niye gelmediiiii. (Kız)
- Ben onu çok özledim sen bizi kandırıyorsun. (Erkek)
- Hani ağlamazsak, yaramazlık yapmazsak gelecekti ? (Kız)
- Ben size hiç yalan söyler miyim? Gelecek babanız. Siz her gece size gösterdiğim yıldızlara bakın o sizi oradan seyrediyor. Ne zaman sütünüzü bitirir, beni üzmezseniz gelecek. Hem sen geçen gün demedin mi Ayça babamı rüyamda gördüm beni öptü diye ?
- Ama anneee gelsin artık ben onu çok özledim. Arabalarımla oynayacaktık ? Bana silah kullanmayı öğretecekti büyüyünce. Yıldız olduysa babam nasıl oynar benimle ? (Erkek)
- Ben dün gece ağladım akıllım senin haberin yok. (Kız)
- Ben de. (Erkek)
Anne bu laf üzerine telaşlandı.
- Neden çocuklar ?
- Dün sokakta top oynarken İlker abi bana "Senin baban öldü" dedi. "Gelmeyecek mi ?diye sordum. "Ölüler gelmez" dedi. İnanmıyorsan Ayça'ya sor.
Daha fazla dayanamayıp dönüp gülümsedim. Anneleri - kusura bakmayın çocuk işte fazla konuşup sizi de rahatsız ettiler.- dedi. Tekrar gülümsedim. Gözg öze geldik. Birbirimize çok şey söyledik. Çocuklar yerinden kalkıp oğlumun yanına geldiler.
- O pakette ne var ? Sen babana hediye mi aldın abi? (Kız)
- Hayır güzelim.
- Senin baban akşam eve geliyor mu? O da yıldız mı? Gökyüzünden sana bakıyor mu? Benim babam bakıyor. Biz uslu duruyoruz ama gelmiyooorrrr.
- Hem biliyor musun? Benim babamın kılıcı da vardı tabancası da. Sonra arkadaşları onu kötü adamları yakalasın diye götürdüler. Biz de çiçek attık arkasından..
Daha fazla dayanamadım. Çocukları bizim masa'ya oturtup ağlayan annenin yanına geçtim. Elini tuttum. Gözyaşlarını silip, acıdan katılaşmış ve mağrur bir eda ile ;
- Şehit babalarını soruyorlar sanırım anladınız ?
- Evet anladım başınız sağolsun.
- Pedagogdan yardım alıyorlar. Ama bazen ikna etmek çok zor oluyor. Geceleri ikisi de -yıldız babalarına- iyi geceler dileyip öyle uyuyorlar. Ben de her gece resmine bakıp ağlıyorum. Oğlumu askere göndermeyeceğim. Vatanı uğruna şehit olmadı eşim. Vatanı uğruna verdiği mücadelede yeldeğirmenleriyle boğuştu. Çıkar odaklarının savaşında kurban gitti. Tıpkı diğerleri gibi. Kurtuluş savaşında ölmedi, hain politikaların , vatan hainlerinin , rant düşkünlerinin kurbanı oldu. Vatan sağolsun.
-Acınızı anlıyorum. O nedenle böyle konuşuyorsunuz. İnanıyorum ki 10 tane erkek evladınız olsa hepsini de askere uğurlardınız. En azından rahmetli eşiniz hayatta olsaydı o da öyle isterdi.
Hayatta olmayan babalara Tanrı'dan rahmet diliyor, babalarımızın ellerinden öpüyoruz. O kocamış yaşlı ağaçların meyveleriyiz. Onlar bize emanetler. Varlıkların da da yoklukların da da o ağaçların gölgesi her zaman üzerimizde olsun.
Tüm babalara sevgi ve saygılarımla..
Nur Zeynep Çelik.
15.Haziran.2008