- Kategori
- Siyaset
İlker Başbuğ'un Tutuklanması

“Keser döner, sap döner, gün gelir hesap döner” özdeyişinin cuk oturduğu bir duruma tanıklık ediyoruz şu aralar.
“Neydim, ne oldum?” sorusu üzerinde de düşünmek elzem.
İşaret etmeye çalıştığım durumun muhatabı Emekli Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un, tutuklanarak cezaevine gönderilmesi hadisesidir.
Çok değil, daha emekli olmadan birkaç sene öncesine kadar ekranlara çıkıp, esip gürlüyordu İlker Başbuğ. Etrafında kuvvet komutanları, karşısında medya mensupları…
İlker Başbuğ’un esip gürlemesine eyvallah etmeyen bir kişi vardı, Ahmet Altan… İlker Başbuğ ne zaman konuşsa, devrisi gün Ahmet Altan köşesinden zehir zemberek bir yazıyla, askeri otoriteyi yerden yere vuruyor, adeta askeri otoriteyle savaşıyordu. İyi de yapıyordu Ahmet Altan.
Ahmet Altan’ın askeri otoriteye karşı net tutumu, ikircikli davranmaması ve askerlerin yanlışlarını hiç gocunmadan, hiç rahatsızlık duymadan yazması önemli bir çabaydı. Zira bu ülkede en ciddi şekilde sorgulanması gereken kurumların başında askeri otoritenin geldiği malumunuzdur.
Askeri otorite…
Doksan yıllık cumhuriyet tarihi bir yana, Osmanlı’dan bu zamana, ülke yönetimlerinin kaderinde birincil dereceden etkili olmuş bir kurum ordu.
1876 ve 1908 meşrutiyet ilanları, milli mücadele dönemi, cumhuriyetin kuruluşu, askeri darbeler ve en nihayetinde birçok karanlık hadisenin tam da merkezinde yer aldığına dair derin şüpheler…
Sadece 1990’lı yıllara dahi bakarak bu şüphelerimizi kuvvetlendirmek muhtemeldir.
Ülkenin raydan çıktığına kanaat getirmek suretiyle, ülke yönetimine el koymalar ve sonrasında, halkına kan kusturmalar… İşte 1960, işte 1971, işte 1980…
Sadece yapmış olduğu darbelerden dahi sorgulanması gereken bir mekanizma ordu. Lakin biz de ordu, şöyle adamakıllı sorgulanamadı. Hiçbir kuvvet komutanlığı siviller tarafından denetlenemedi. Savcılıktan atılma Gültekin Avcı, “Kuvvet komutanlıkları denetlenmelidir” dediği için HSYK, akli dengesinin yerinde olup olmadığına dair doktor raporu istemişti.
Emekli Savcı Sacit Kayasu, Kenan Evren ve diğer darbeci kuvvet komutanları hakkında dava açmış, açtığı dava da başına bela olmuştu. Başına gelmedik kalmamıştı Sacit Kayasu’nun.
Türkiye’de askeri otoriteyi tanımak için tarihin derinliklerinde dolaşmanın da fazlaca bir anlamı yok. Sadece 1990’lı yıllara bile bakmak yeterli. Memleketin bir coğrafyasında binlerce insan öldürüldü, bunca insanın öldürülmesine dair işaret edilen kurum ise, JİTEM denen gayri yasal bir yapılanmaydı. Belki de yasaldır, bilemiyoruz. TSK, her defasında JİTEM denen yapılanmayı reddetti. Böyle bir yapılanmanın olmadığını, orduya iftira atıldığını iddia etti. Bu gün JİTEM hususunda, böyle bir kurumun olmadığını iddia edecek bir vatandaş var mıdır bu coğrafyada?
İnternet Andıcı Davasından tutuklandı Emekli Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ. Cumhuriyet tarihinde ilk kez karşılaşılan bir durum… Bu işin sonunun nereye varacağını bilemiyoruz. Bildiğimiz ise, son beş yıldır birçok emekli ve muvazzaf askerin, rütbesine bakılmaksızın tutuklanması. Bu soruşturma ve kovuşturmaların işaret ettiği en yalın gerçek ise “Ayağınızı denk alın” mesajı.
Bundan sonrası için ordu içerisinde herhangi bir askerin darbe girişiminde bulunmasının pek mümkün olmadığı yönünde. Hele ki, cumhuriyet tarihinde ilk kez bir Emekli Genelkurmay Başkanı tutuklanmışsa…
Peki ya orduyla mücadeleyi kendisine vazife bilmişler…
Her zaman diyoruz ya… “Bir statüko sonlanırken, bir başka statüko, o sonlanmakta olan statükonun boşluğunu dolduruyor” diye. Yeni statükomuz AKP ve AKP üzerinden palazlanan yeni sermaye gücü ve cemaat yapılanması.
Başa dönersek…
Keser döndü, sap döndü ve bu güne geldik hesap külliyen döndü.
Ne işaret parmağını sallayarak ayar vermeler, nede esip gürlemeler… Tek bir gerçek var, kimsenin yaptığı yanına kâr kalmıyor. Gün geliyor, hesaplar bir bir soruluyor. Mesele, o hesabı soracakların kim olduğunda.