Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Kasım '08

 
Kategori
Eğitim
 

İlköğretim zorunluluğu

İlköğretim zorunluluğu
 

Başlarken


Bugün ilkokul öğretmenim Melehat Uğurkan'dan söz edecektim. Planım buydu. Onun yazdığı bir şiire karşılık kendi yazdığım bir şiirimi sizlerle paylaşacaktım.

Fakat yukarıdaki cümleleri sıralarken, dolaylı da olsa öğretmenimi andığım için bu planımdan vazgeçtim ve ilköğretimle ilgili bazı şeyler yazmaya karar verdim.

Ama şunu vurgulamaktan geçemeyeceğim; öğretmen ve öğrenci ilişkisinin, sevgi ve saygıya dayan en güzel dönemi, ilkokul çağlarında ilkokul öğretmenleriye yaşanan günlerdir. Bu nedenle ben, "öğretmenler günü" dendiği zaman aklıma hep ilkokul dönemim ve ilkokul öğretmenlerim gelir.

x x x

İlköğretim zorunluluğu ilk olarak ne zaman ve kim tarafından başlatıldı ve nasıl bir süreçten geçti?


1920 yılında ilk adımı atılan ve 1923 yılında kurulan Cumhuriyet idaresinin önemini ve doğruluğunu kanıtlamak için, zaman zaman önceki dönemim-Osmanlı yönetiminin- bazı doğrularını görmezden gelip yanlışlarını- ama gerçekten yanlışlarını- öne çıkarmak bir yöntem olmuştur. Bunu zaman zaman ben de yaparım. Fakat, "yiğidi öldür ama hakkını da ver" şeklinde bir söz vardır, bilirsiniz. Şimdi ben de, zaman zaman öldürdüğüm yiğidin hakkını vermeye çalışacağım.

Ben Osmanlı hükümdarları içinden en fazla II.Mahmut'u tutarım. Çünkü, onun yönetimi sırasında yapılan yeniliklerin bazıları, Cumhuriyet yönetiminin yaptıkları ile birbir uyuşmaktadır.

II.mahmut zamanı, bütün "batılılaşma" sürecinde, kendinden önce başlatılanlardan tamamen farklı ve kendinden sonra meydana gelen yenilik ve değişmelerin üzerinde etkili omuş, gelecek değişmelerin çığırını açmış ve yönünü belirlemiştir.

II.Mahmut'un yaptığı ve o zamana göre fazlasıyla çağdaş sayılabilecek -yönetim ve eğitim alanındaki-yeniliklere uzun uzun değinmeyeceğim; ama konumuzla ilgili olarak şunu söyleyebilirim:

Eğitimde, Batı eğitim metot ve prensiplerinin kabul edilmesi; Batı'da olduğu gibi ilköğretimin zorunlu hale getirilmesi ilk kez II.Mahmut döneminde gerçekleştirilmiştir.(1)


Şimdi 70-80 yıllık bir atlama yapalım ve II.Meşruttiyet dönemine geçelim. Bakalım o dönemde ilköğretim konusunda neler yapılmış?

Bu dönemde de, önceki dönemlerde olduğu gibi, bazı devlet yöneticilerinin ve zamanın aydınları sayılan kimi bilim adamlarının etkinliği ile eğitim ve öğretim alanındaki reform çalışmaları devam etmiştir.

Bir yandan çağın gereklerine uygun yeni öğretim kurumları açılırken bir yandan da öğretim programlarının, çağın bilimsel gelişmelerine göre düzenlenmesine çalışılmıştır.

Örneğin, Maarif Nazırı Emrullah Efendi, "Tuba Ağacı"(*) nazariyesi ile, eğitimin düzenlenmesi işine yükseköğretimden başlanması görüşünü savunurken, dönemin önde gelen eğitimcilerinden Satı bey, "eğitimde düzenleme ilköğretimden başlatılmalıdır" tezini öne sürmüştür.(2)

Kabul edilen ikinci görüş olmuş ve çalışmalar, ilköğretimin düzenlenmesi konularına yöneltilmiştir. Bu amaçla, 1912 yılında, daha sonra gelecek Cumhuriyet Dönemi'nde de bazı değişiklikler ile yürürlükte kalacak olan "Tahsil-i İptida-i Kanun-u Muvakkat'ı" çıkarılmıştır.

Bu kanunun önemli bazı maddeleri şöyleydi(3):

Md.1 : İlköğretim mecburi ve parasızdır.
Md.3 : İlköğretime ait okullar şunlardır; Ana okulları ve Sıbyan okulları, Rüştüye okulları ve Hırfet(**) okulları.
Md.8 : Her kariye(***) ve mahallenin bir ilkokulu olacak.
Md.9 : Okulların yapımı dahil, tüm idari ve eğitim masrafları kariye ve mahalle halkının sorumluluğunda olacak.
Md.27 : Her il merkezinde bir İlköğretim Meclisi Kurulacak.
Md.40 : Kariyelerde İhtiyarlar Meclisi, nahiyelerde Nahiye Meclisleri, eğitim işlerinden sorumludurlar.
Md.91-92 : Genel ve özel ilkokullar teftişe tabi olacaklar ve teftişe karşı olanlar cezalandırılacaklardır.

Görüldüğü gibi(Md.3), bu nizamname ile, "okul öncesi eğitim" düşüncesi de ilk kez ortaya konulmuştur.

Bitirirken : Yeri ve zamanı gelirse, Cumhuriyet öncesi dönemin(Osmanlı döneminin) eğitim konusundaki düşünce ve çalışmalarına daha ayrıntılı değinmek isterim.

Son Söz: Madem ki, ilköğretim konusunda Osmanlı dönemine atıf yaptık, öyleyse o dönemin ileri gelenlerinden birinin, eğitim konusunda söylediği bir sözle bloğumuzu noktalayalım.

"Milletimizin eğitim ve bilgisini lüzumlu seviyeye çıkarmak ve bunun için gayret göstermek farzdır. Bunu yapmazsak biteriz. Etrafımıza Çin Seddi gibi duvarlar çeksek de bilgili toplumlar bize hükmeder ve parça parça her şeyi elimizden alırlar" (Ali Paşa-Tanzimat Dönemi)(4)


TÜM EMEKLİ VE ÇALIŞAN ÖĞRETMENLERİMİZİN BU ÖZEL GÜNLERİNİ KUTLAR, SAĞLIK VE BAŞARILAR DİLERİM.

Öğrencilerimize de, öğretmenlerini sevmelerini ve onlara karşı saygıda kusur etmemelerini öneririm.



cdenizkent


________________ :



(1) G.Hüsyin Yurdaydın, "Düşünce ve Bilim Tarihi", Türkiye Tarihi(Yöneten Sina Akşin), 1989, s.282

(*) Tuba ağacı : Cennet'te bulunduğuna inanılan, kökü yukarıda dalları aşağıda büyük bir ağaç.(Bu ağacın simgesel bir örneğini, İsrail'e yaptığım küçük bir gezide görmüştüm)

(2) Nafi Atuf, Türkiye Maarif Tarihi, İstanbul; 1932, s.63(Aynı konu, Hilmi Ziya Ülken'in Türkiye'de Çağdaş Düşünce Tarihi adlı kitabında da işlenmektedir).

(3)
A.Bedri Edis, Notlu Tedrisat-ı İptidaiye Kanun-u Muvakkatı, 1946'dan İlhan Başgöz, Türkiye Cumhuriyeti'nde Eğitim ve Atatürk, İstanbul: 1965, ss.50-51

(**) Hırfet : Kunduracılık, duvarcılık, dokumacılık, dericilik...gibi küçük el zanaatlerine verilen genel ad. "Hırfet Okulu": Bu zanaatlerin öğretildiği okul. Bu zanaatleri yapanlara "Hırfetkar" veya "Ehl-i Hırfet" denirdi.

(***) Kariye : Köy

(4) Hayrettin, Vesaik-i Tarihiye ve Siyasiye, Kitap V.(1306=1889), s.72'den Enver Ziya Karal, Osmanlı Tarihi, Cilt VII, s.197
 
Toplam blog
: 979
: 1425
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..