- Kategori
- Siyaset
İlle de AKP'li olsun, ister çamurdan olsun

AKP'nin muhalefet partilerine sunduğu Anayasa taslağına şaşıranları anlamak mümkün değil. Acaba ne bekliyorlardı? Tabii ki her sıkıştığı durumda olduğu gibi AKP hukuka uymayı değil, hukuku kendisine uydurmayı tercih ediyor.
Özet olarak bu maddeleri incelemek gerekirse:
Siyasi partilerin kapatılması hakkında dava açılıp açılmamasına mecliste grubu bulunan partilerin oluşturacağı komisyonun üçte ikisinin oyuyla karar verilir diyor. Şu anki durumda AKP hakkında bir kapatma davası açılsa, mecliste grubu bulunan dört partinin beşer üyeyle oluşturduğu 20 kişilik komisyonun 14'ünün oyu gerekmekte. Yani CHP, MHP ve BDP'nin üyeleri kabul ettiği takdirde dava açılır. Fakat bir önceki meclisteki gibi sadece 2 partinin grubu olduğu takdirde 10 üyeli bir komisyondan 7 kişinin oyu gerekmekte ve bu da kapatma davasını imkansız hale getirmektedir.
Bu noktada AKP'nin hakkında açılacak olası bir kapatma davasını bertaraf etme girişiminde olduğu muhakkak. Daha önceki yazılarımda söylemiştim, ben parti kapatma olayına karşıyım, çünkü çözüm olmadığını düşünüyorum. Fakat, bu haliyle de düzenleme yasamanın hukuka müdahelesini doğurur.
YAŞ kararlarına yargı yolunun açılması olayı: AKP burada da bir oyun peşinde. YAŞ'tan ihraç edilenler irticai faaliyetler sebebiyle ihraç ediliyor genel olarak ve AKP'nin işine gelmeyen kısmı da tam olarak burası. Yoksa ihraç edilen subayları falan düşündükleri yok.
Memura grev hakkının tanınmaması AKP'nin demokratikleşme konusunda samimiyeti açısından bir turnusol kağıdı görevi gören küçük bir örnektir yine.
Anayasa Mahkemesi ve HSYK'nın yapısına ilişkin gene hukukta AKP etkisi diyeceğimiz durum ortadadır. Yüksek yargı üyeleri ve hukukçular bu duruma karşı çıkmaktadırlar bugün gazetelerde okuduğumuz açıklamalarından belli olduğu gibi. Ben daha önce de yazdım, hukuku hukuka bırakın. Yasama, yürütme.... HSYK'da ne Adalet Bakanı olsun, ne de gerek HSYK'ya, gerekse Anayasa Mahkemesi'ne meclisten üye gönderilsin. Ne de cumhurbaşkanı tarafından atansın. Adalet Bakanı'nın atama yetkileri alınmalıdır.
Bu arada bugün AKP'yi destekleyen medya şöyle manşetler atmış.
Bugün: En büyük sivil adım. Sabah: En büyük sivil ayar Star: Sivil anayasa yolunda 26 maddelik tarihi adım Taraf: Darbe anayasasına 23 darbe Vakit: Şimdi Reform Vakti Yeni Şafak: Değişim Zamanı Zaman: Yargıda Reform Süreci Başladı
Zaman gazetesi niyeti çok güzel açık etmiş.
Sivil anayasaya evet, ama bu anayasa sivil anayasadan ziyade AKP'li hukuk anayasası olmuş. Fakat bugün sırf AKP hazırlıyor diye bu anayasayı destekleyenler, ileride pişman da olabilirler ortaya çıkan uygulamaları gördükçe.
Milliyet soruyor bakın: Bu inat niye? Madem sivilleşmek istiyoruz, sivilleşmenin önündeki tek engel yargıymış gibi bir anayasa paketi hazırlamak niye? Muhalefeti "bakın darbecilerin yargılanmasını kabul etmediler" diye sıkıştırmak için geçici 15. maddeyi işin içine katmak ve üstüne üstlük paket hoş gözüksün diye birkaç ufak değişiklik yapmak niye? Yargıda reforma da evet, ama bu reform böyle olmaz. Reform yargıyı, yasama ve yürütmeden tamamen koparmakla olur ancak. İşte o zaman demokratikleşme yolunda bir adım attık deriz.
Son cümle YARSAV başkanı Tarhan'dan gelsin: Bu metin, bağımlı yargının en iyi ifade ediliş tarzıdır.