- Kategori
- İnançlar
İmamların her söylediklerine inanmayın...

www.komikresimler.com
Yazılarımı takip edenler bilir, inançlar kategorisinde benim “Hocayla sohbet” başlıklı yazılarım vardır. O yazılarımda kaynak olarak Kuran-ı Kerim’deki ayetleri ve sahih hadisleri kullanırım. Bazen de hocanın Cuma hutbelerindeki okuduğu metinleri kendisinden alıp, burada paylaşırım.
Ancak Mayıs ayından beri İstanbul dışında olduğumdan Cuma günleri bu civardaki bir köy camiine giderim. Gittiğim köy camine genç bir imam tayin oldu. Kendisi Cuma namazından önce vaazlarda bulunuyor. Bazen öyle mantıksız uydurma olaylar anlatıyor ki, bir keresinde köyün ortasında “Bu imamı müftüye şikayet edeceğim” dediğimde etrafım köylüler tarafından sarılmış. “Bizim imamız hakkında böyle konuşamazsın “ demişlerdi. Tartışma sırasında arkadaşlarım beni oradan uzaklaştırmışlardı.
Bu hafta ise namaz öncesinde verdiği vaazları burada anlatacağım. Anlattıkları konusunda o kadar sinirlendim ki, bu defa orada sesimi çıkarmadım ama imamın anlattıklarını Diyanet’in internet sitesinin soru sorma bölümünde Diyanet işleri başkanlığına sordum ve Diyanet işleri başkanlığından da bugün sorularıma cevap geldi.
Bakın imam vaazında neler dedi:
1. Tuvaletten çıktıktan sonra 40 adım atmadan abdest alınmazmış. 40 adım atmadan alınan abdest ve namaz geçerli olmazmış.
2. Namaz kılmayanın yaptığı hayırlar geçerli olmazmış. Aynı şekilde namaz kılmayanın duaları kabul olmazmış.
3. Namaz kılmayan biri ölüm anında susuz kalırmış. Şeytan ise en yakınlarından birinin görüntüsü altında ölüm döşeğindeki kişiye görünerek , kişinin Hristiyan olması şartıyla ona su verirmiş.
Ben de diyanete aynen şu şekilde soru metni gönderdim. Burada ifşa olmasın diye ilçe, belde, ve köyün adını ………şeklinde yazdım.
Camilerde namaz öncesi bazı imamlar hadislerden söz ediyorlar. İzninizle ben de bir hadis soracağım. ………. ilçesi ……………ye bağlı ………… köyündeki caminin imamı, Cuma namazından önce vermiş olduğu vaazda aşağıda yazdığım hadisler olduğunu söyledi. Bu hadislerin doğru olup olmadığını öğrenmek istiyorum.
1. Tuvaletten çıktıktan sonra 40 adım atmadan abdest alınmazmış. 40 adım atmadan alınan abdest ve namaz geçerli olmazmış.
2. Namaz kılmayanın yaptığı hayırlar geçerli olmazmış. Aynı şekilde namaz kılmayanın duaları kabul olmazmış.
3. Namaz kılmayan biri ölüm anında susuz kalırmış. Şeytan ise en yakınlarından birinin görüntüsü altında ölüm döşeğindeki kişiye görünerek , kişinin Hristiyan olması şartıyla ona su verirmiş.
Cami imamının söylediği bu hadisler gerçek midir? Yoksa uydurma mıdır?
Sorularım bunlardı.
Diyanetin bugün tarafıma gönderdiği cevapları ise aşağıda paylaşıyorum.
Diyanet işleri başkanlığının cevabı:
Sorularınıza cevap vermeden önce şu hususu sizinle paylaşmanın faydalı olacağı kanaatindeyiz.
Sorunuzda açık bir şekilde ifade ettiğiniz üzere ilgili köyün din görevlisinin bahis konusu mevzuda anlattığı husuları ya yanlış anlamış olabilirsiniz veya doğru anladı iseniz bile din görevlisinin elinde bulunan kitaplarda bu vb konularda bilgiler yer almış olabilir.
E-postanızdaki bilgilerden üniversite mezunu olduğunuz anlaşılmaktadır. Bizden alacağınız cevapları cemaatin içerisinde din görevlisini rencide edecek şekilde kullanmamanızı, eğer din görevlisi ile bu konuları konuşacaksınız uygun bir ortamda konuşmanızı ve birbirinizi kırmamaya özen göstermenizi tavsiye ederiz. Sorunuzun cevaplarına gelince;
1-Tuvaletten sonra kırk adım yürümek şart değildir. Ancak idrar kesintilerinin sona ermesini beklemek gerekir.
Küçük abdest bozduktan sonra idrar yolunda kalabilecek idrar damla ve sızıntılarının tamamen kesilmesi için bir süre bekleme, bundan sonra vücuttaki idrar sızıntılarını temizleme işlemine fıkıh dilinde “istibra” denilir. Özellikle erkekler açısından istibra önemlidir. Şayet özür hali söz konusu değilse vücuttan idrar sızıntısı olduğu sürece abdest geçerli olmaz.
Bunun için de idrarın vücuttan iyice çıkmasını beklemek, bu amaçla biraz hareket etmek, yürümek veya öksürmek gerekir (İbn Abidin, Reddü’l-muhtar, Beyrut, 1421/2000, I, 344-345). Hz. Peygamber “İdrardan sakınınız, çünkü kabir azabının çoğu idrardan sakınmama sebebiyledir” buyurmuştur (Buhari, Vudu 55; İbn Mace, Taharet 26).
2-Belirttiğiniz şekilde muteber kaynaklarda sahih bir hadise rastlanmamaktadır. Namaz dinimizin beş temel esasından biridir. Namaz amellerin en faziletlilerinden ve Allah'a en sevimli olanlarındandır. Müminin miracıdır. Tembellik veya umursamazlık sebebiyle namazı terkeden asi ve fasık olur. Ubade b. es-Samit'in naklettiği bir hadiste şöyle buyurulur: Kullarına farz kıldığı beş vakit namazı, küçümsemeden hakkını vererek, eksiksiz olarak kılan kimseyi, Allah Teala cennetine sokmaya söz vermiştir. Fakat bu namazları yerine getirmeyenler için böyle bir sözü yoktur. Dilerse azap eder, dilerse bağışlar" (Ebu Davud, Vitr, 2; Nesai, Salat, 6; Darimi, Salat, 208; Malik, Muvatta', Salatül-Leyl, 14). Ebu Hureyre (r.a)'ın naklettiği bir hadiste de şöyle buyurulur: "Kıyamet gününde kulun ilk hesaba çekileceği şey farz namazdır. Eğer bu namazı tam olarak yerine getirmişse ne güzel. Aksi halde şöyle denilir: Bakın bakalım, bunun nafile namazı var mıdır?" Eğer nafile namazları varsa, farzların eksiği bu nafilelerle tamamlanır. Sonra diğer farzlar için de aynı şeyler yapılır" (Tirmizi, Salat, 188; Ebu Davud, Salat, 145; Nesai, Salat, 9, Tahrim, 2; İbn Mace, İkame, 202).
İbadetleri ve duaları kabul eden ve kabul edecek olan ancak Allah'tır. Buna göre, her ibadetin sorumluluğu ayrı olduğundan, nasıl olsa namaz kılmıyor diye, bu durum diğer ibadetlerin (ve duanın) terkine mazeret kılınmamalıdır. Birini terketmek onun sorumluluğunu gerektirdiği gibi, ikinci bir ibadeti terketmek de her ikisinin sorumluluğunu gerektirir.
3-Ölüm anında insanın aklı başında olur. Zira aklı başında olmayan insanın gerek sağlığında gerekse sekeratı mevt halinde /ölmek üzere iken söylediğinin ve yaptığının bir hükmü yoktur. Şeytan, Allah’ın huzurundan kovulmadan önce insanları saptırmak için neler yapacağını şöyle ilan etmiştir: “İblis dedi ki: Öyle ise beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım. Sonra elbette onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım ve sen, onların çoklarını şükredenlerden bulmayacaksın!” (A’raf, 7/ 16, 17). Bu ayette anlatıldığı üzere şeytan, insanları hali hayatında olduğu gibi sekerat (ölüm anı) vaktinde de insanları yanlışa sürüklemek için elinden gelen her türlü çabayı sarf edebilir. Şeytan bu çabasını insanın imanını çalma hususunda son ana kadar devam ettirecektir. Ancak ihlaslı bir şekilde yaşayan kişiye şeytan ne sağken ne de sekaratı mevt halinde /ölmek üzere iken zarar veremez. Zira Yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Halis kullarım üzerinde senin bir nüfuzun olamaz. Ancak sana uyan sapıklar bunun dışındadır" (el-Hicr, 15/42). Ayette de açıkça görüldüğü üzere şeytana, Allah'ın halis kulları üzerinde etkili olabilecek hiç bir güç verilmemiştir. Yine de şeytanın tuzağına düşmemek için Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in; günahları azaltmak, sadaka vermek, iyilik yapmak, yoksula yardım etmek, tövbe etmek gibi insanı kötü ölümden kurtaracak ve ölümü kolaylaştıracak olan tavsiyelerine uymak gerekir. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ölüm anında şeytanın verebileceği fitneye karşılık Allah’a sığınmayı bize öğretmiştir: “Ey Allah'ım, kabir azabından, Mesih-i decca-lin fitnesinden, hayatın ve ölümün fitnesinden sana sığınırım…” (Ebu Davud, Namaz, 148-149 (880); Nesai, İstiaze, 55 (5520) Hadisi şerifteki ölüm fitnesinden maksat, can çekişme anındaki fitnedir. O anda şeytanın birçok fitne ve desiselere başvurarak müslümanı imanından etmeye çalışacağı için bundan Yüce Allah’a sığınmak emrolunmuştur. Şeytanın bu gayretinin bizzat görülerek mi yoksa vesvese şeklinde mi olacağı hususu kaynaklarda net değildir. Şeytan Peygamberler haric tüm insanlara musallat olacaktır.
Şeytanın ölüm anında kişinin imanını çalmak için su ile yaklaşacağına dair sahih bir bilgi tespit edilmemiştir.
Sonuç olarak imamın bize hadis diye anlattıklarının hepsinin uydurma olduğunu da Diyanet İşleri Başkanlığı kabul etmiş durumda. Bu bakımdan her din görevlisinin sözlerine de inanmamak gerektiğini burada hatırlatmak istiyorum.
Unutmayın, Türkiye’yi de aslında bir imam idare ediyor.