- Kategori
- Kitap
Bu kitabı okumadan oyunuzu kullanmayın!

morjee.com
Şu bir gerçek ki, halkımız okumayı ve araştırmayı sevmez, görsele daha çok önem verir, televizyonda izlediklerine ve kulaktan dolma bilgilere daha çok inanır. Günümüzde medyanın büyük bir bölümü de iktidar yandaşlarının elinde olduğuna göre, onlara ne empoze edilirse halkımız da ona inanır.
İbn-i Haldun Mukaddime eserinde devlet-kul ilişkisini şöyle yazmış:
Hükümdarlar zamanla, kendini iktidara getiren gücün yerine, kendi iradesine bağlı kullara güvenmeye başlar. O artık devletinin birlik ve dayanışmasının yerine , kullarının kendilerine bağlılığıyla ilgilidir. Ve sadece menfaat-para için hükümdara boyun eğen kul kitlesiyle despotik bir güç oluşturur.
Ama ne yazık ki, böyle bir despotik güce karşı halkımız yine gerçekleri görmez ve oyunu ona göre kullanır.
Soner Yalçın: Gazeteci. ODA TV davası kapsamında 14 Şubat 2011 tarihinde tutuklandı.27 Aralık 2012'de tahliye oldu. Cezaevine girme nedeni ise bilgisayarındaki virüslü Word dosyalarıydı.
Cezaevinden çıkıp, evine gittiğinde kütüphanesinin darmadağın olduğunu gördü. Kitaplarını düzenledikten sonra bir dosyanın eksik olduğunu gördü. Yıllarca emek verip hazırladığı bir dosya yok olmuştu. Bu dosya “Erdoğan’ın sicil dosyasıydı” Bu dosyayı büyük bir olasılıkla bu işi tertipleyenlerin aldığını düşündü. Dosyanın bulunmasından ümidini kesince de, oturup baştan yazmaya başladı.
Bu kitapta yazılanların hepsi kaynaklarıyla ve kişileriyle araştırma ürünü. Ağırlıklı olarak Erdoğan’ın siyasi hayatını anlatıyor. Yazdıklarına şu ana kadar kitapta adı geçenler tarafından bir itirazda bulunduğuna dair bir bilgi edinmedim.
6 Aralık 2002
AKP yeni kurulmuştu. Erdoğan şöyle diyordu:
“Türkiye’de ciddi yolsuzluklar var. Ekibimiz bu yolsuzlukların damarına girmiş durumda. Bunları kısa zamanda ifşa edeceğiz.”
Ekibim dediği, İgdaş, Akbil, İstaş, İsfalt, İdo, Kiptaş, Bilboard, Halk ekmek gibi 18 dosyadan eski parayla 50 trilyonu aşkın haksız kazanç elde edindiği iddiasıyla dava açılan kendisi ve İstanbul Büyükşehir belediyesinin sanık bürokratlarıydı. Hepsi 3 Kasım 2002 de milletvekili yapılarak dokunulmazlık zırhına kavuştu. Bunların içinde daha sonra bakanlık yapmış kimseler de vardı. (Sayfa 164.)
Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan ayrıldığı 1998 yılında verdiği mal beyanıyla, AKP Genel Başkanı olduğunda beyan ettiği mal varlığı arasında 256 milyar 138 milyon 421 bin liralık fark vardı. Nereden bulmuştu?
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı (2001/277) mal varlığının soruşturulmasını talep etti. Ankara 7. Asliye Mahkemesi Erdoğan hakkında “Mal bildiriminde bulunulması, rüşvet ve yolsuzluklarla mücade Yasası’na muhalefet suçundan 5-10 yıl arasında hapis istemiyle dava açtı.
Erdoğan bu farkın oğlu Burak’ın düğününde takılan altınlardan kaynaklandığını söyledi. Erdoğan’ın ifadesine göre nikahta 30 kilo altın takılmıştı ve bunların değeri 262 milyar 802 milyar 364 bin lira idi. 23.07. tarih ve 2501 gider pusulası ile Asgold A.Ş. Erdoğanlara bu ödemeyi yapmıştı. Kitapta Asgold A.Ş. hakkında da gerekli bilgiler var ve sonunda kendileriyle o şirket arasında ilginç bir bağlantı ortaya çıkıyor.
Kitapta ilginç bilgiler de var. Örneğin Erdoğan’ı Baykal’ın nasıl başbakan yapmak için Beylerbeyi’nde gizlice buluştuğu, Erdoğan’ın yasaklıyken, 3 Kasım seçimleri öncesinde AB üyesi 14 ülkeye gittiği ve Amerikan Başkanı ile görüşmek için sıra bekleyen 100 devlet başkanı varken, Bush’un Erdoğan’la görüşmeyi kabul ettiği, ve karşılıklı görüşmelerde Bush’un "İkimiz de Tanrı’ya inanan iki insan olarak birlikte çok iyi çalışabileceğimizi umuyorum”(Bir liderin doğuşu sayfa. 349) dediğini.
Bütün bu davalarda Erdoğan’ı koruyan kişiler de bu gün önemli görevlerde yer almış durumda. Kimi vali, kimi Danıştay başkanı, kimisi de devlet kuruluşlarının başında Genel müdür. Örneğin İstanbul Büyükşehir belediyesinin çalıştığı Vakıflar bankasının sahtecilikten ceza alan şube müdürünün Erdoğan Başbakan olduktan sonra örtülü ödeneğin başına geçtiği, şubenin müdür muavininin ise daha sonra Vakıflar bankası Genel müdürü olduğu ve rüşvetten dolayı hakkında dava açıldığı. (İst. 20. Asliye Hukuk Mah.)
Türgev vakfı, Deniz feneri davası, 17 Aralık operasyonundaki olaylar, daha neler neler... Kitabı okuyunca hayretler içersinde kalacaksınız.
Ama tabii ki şartlanmış beyinler bu kitabı okusalar bile yazılanlara inanmayacaklar ve oylarını kafasındaki kişiye verecekler. Çünkü beyin şartlanınca gerçekleri görmez ve inandıklarını gerçek sanır.