- Kategori
- Aşk - Evlilik
İnançsız ve Aşk'sız ''Fare Frederick''

Milliyet
Başka bir şehire her hangi bir evin her hangi bir yatak odasına duygu dolu bir yüreğin geceye yansıttığı masmavi ışığı izleyerek, yüreğimin git dediği Mozart'ın bilemediğim kaçıncı marşında canıma ruhumu takarak çıkıverdim inancımın huzurlu kıldığı o semavi yolculuğa.
Hani o düşte görmüştüm dedim ya halinden belliydi bir gezgin ''Ruh gezgini''..
Gözlerindeki gördüğüm gülüşü sezinlemiştim.
Yitirilmiş bir bebeğin sıcaklığındaki bir düştü o gülüş. İçim üşümüştü bebeğin düşünde. Bebeği de kucağıma alıp ısınmak istemiştim birlikte.
İçimde oynaşan bir kedi ve fare Frederick'i düşlemiştim. Mutlaka bulmalıydım görmeliydim dinlemeliydim. Yüreğimi uyandıran bu tatlı heyecanı hissettiren Fare Frederick'in hikayesini.. Sonra dönüp uyumalıydım..
Gittiğim her hangi bir şehrin her hangi bir gönül istasyonundan kalkan melek kanatlarına yetişip geri dönmeliydim tekrar kendi evrenime.. Yorgun ve sarhoş dünyamın içindeki o şehre.. O apartman dairesine, yine düşlerimle yarenlik edeceğim evime.. Hani o yarsız saran, vefalı, cefakar, şefkatli yatağıma. Dualarımın kucağına sokulmalıyım. Kendi omzuma yaslanıp, duygularımın duygularına sarılmalıyım..
Tabi ki ağlayacağım. Duygularım duygulanacak. Susturmak için duygularımın duygularını, duygularımın yalnızlığına umutlardan adaklar yapıp bağlayacağım..
Hatırladın mı? Ninem elinde olanla yetinmesini bil.. Derdi! !
Hatırladım. Başımı koydum. Tek nikahlım olan yastığıma sıkıca sarıldım ve yol aldım rüyalarıma.
Tespihler çekmeliyim, sabır etmek için yine kendiceğimle.
İnat değil mi?
Mavi düşleyeceğim işte her gece. İçim üşüsede mavi.İlle de mavi.
Ama sen buz gibisin?
Umut çok mu soğuk mevsimlerde bu gece?
Bizden uzak mı?
Yok sabredemem ben ya. Az sonra mutlaka mevsim yaz olmalı. Soyunmalıyım başta ayağa kederlerimden..
Hüznümü arka sıralara almalıyım. Zaman durmalı biraz torpil geçmeli bu defa bana. Yenik düşmemeliyim her kıçı kırık düşlemede..
Özlemler içinde yüzerken, yüzümde gülüşler eksilmemeli filizlenmeli yeşermeliyim yarınlarımıza.
Yoksa!
Her an kapıda bildiğimiz yalanların, ihanetlerin bol kepçe estiği sevimsiz fırtınalar..
Hayat bu mu bizce?
Ha esti, ha eser bile dedirtmeden gelir çarpar kapıyı.. O an uykuda da olsan uyandırır seni en acımasızca.
Konu komşu dost sandığımız her canlı, ama alaturka ama alafranga sonuçta herkes cadı değil mi kendi şeytanlıklarında? Buyurunuz ayakta alkışlama..
Bayram yaparsın sonra da bayramsız şaşırırsın sende sonunda. Arkasından gelir nasıl olsa, her işin elif bası, hatırlısı eee sonralısı?
Gerçek işim bu olmalı.. Çıldırmadan evvel düşünmek.. Beynimi bir kenara çekip, sakince düşünmeliyim.
Şimdi;Fare Frederick'i dinleyeceğim o geceye, yapacağım yolculuğu düşlüyorum..
Bekle!
Herhangi bir gecede uyumadan az önce, o muzır tatlı heyecan içinde Fare Frederick'i iki dudağının arasından, yani senden dinlemeye geleceğim.
Belki bir rüyadan diğerine geçerken, gökkuşağını da belimize dolarız ne dersin?
Bir elimizde hilal, diğer elimizde yıldızlar, ne de güzel güneşleniriz yüceler meydanında..
Mutlaka içimiz ısınmalı ama dönünce..
Çünkü; inançsız ve aşksız üşürüz aşkım.
Zaman mı? Zaman da zamansız beya (29 - 01 - 2005) hadi koşalım mı yarınlar olmadan?
(Sabiha Rana)